70 YAŞINDA Kİ AYŞE ÇİFTÇİ EVİ YIKILMASIN DİYE KENDİ EVİNDE HAPİS HAYATI YAŞADIĞINI İDDİA ETTİ
Temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını söyleyen Çiftçi, “Yiyeceğim bitti, yol yok. Yağmur sularıyla idare ediyorum. Dışarı çıksam ‘gözaltına alırız’ diyorlar. Büyük bir baskı altındayım” diyerek şu ifadelere yer verdi:
"Ben 36 yıldır bu evdeyim. Artık birilerinin beni duymasını, bir yerlere ulaşmasını istiyorum. Evimin suyu ve elektriği kesilmiş. Bu zulüm gittikçe artıyor. Çatı çürümüş, delinmiş oradan akan yağmur sularıyla idare ediyorum. Yiyeceğim bitmiş ve temin edemiyorum. Bu sorun maddi değil. Yol yok, iz yok, her tarafı kapatmışlar. Evden çıkarsam “seni tutuklarız, gözaltına alırız” diyorlar. Başka bir şey duymuyorum.
Her yerde 65 yaş üstü bir kadına devlet tarafından yardım sağlanıyor, ev işlerine yardımcı olacak kişiler gönderiliyor, ulaşım ücretsiz oluyor. Ben böyle bir hizmet de istemiyorum. Şimdiye kadar devlet kapısına gidip yardım talebinde bulunmadım, bulunmak da istemiyorum. Kimseye ihtiyacım yok. Beni evimde rahat bıraksınlar yeter. Kimse gelip bana yardım etmesin, kimse ulaşımımı bedava yapmasın. Ben paramla gider gelirim. Yeter ki hayatımdan çıksınlar."
1 yıldır üzerimde tehdit ve baskı var!
Yaşadığı süreci “zulüm” olarak nitelendiren Çiftçi, yetkililere seslenerek çözüm talep etti. Çiftçi, “Artık birilerinin beni duymasını istiyorum." dedi.
Çiftçi sözlerine şu şekilde devam etti:
"Ben evimde yaşamak istiyorum, kendi evimde mutluyum. Bunu anlamak neden bu kadar zor? Para pul, hiçbir şey istemiyorum ev de istemiyorum. Ben kendi evimde yaşamak istiyorum. Beni zorla evimden çıkarmak istiyorlar. Bir yıldır üzerimde tehdit, baskı ve zorlama var. Hangi devirde yaşıyoruz? Nerede bu insanlık?
Suyum yok, elektriğim yok. Yürümek için yol bırakmamışlar. Bir tane komşum yok ki bir tas su isteyeyim çünkü hiçbir komşumu bırakmadılar. Doğayı katlettiler, hiçbir ağaç ve bitki bırakmadılar. Yıllarca emek vererek yetiştirdiğim endemik bitkiler, ağaçlar vardı. Yazık, günah değil mi?
Bir de Müslümanlıktan, insanlıktan söz ediyorlar. İmam hatip mezunu olduğunu söyleyen bir belediye başkanı var. Kime baskı yaptıysa herkes bırakıp kaçtı, hiçbiri direnmedi bir ben kaldım. Bu evden çıkmayacağım. Gelsinler, evi başıma yıksınlar, öldürsünler ama ben çıkmayacağım. Bana ait olan bir şeyi kimseye vermeyeceğim, yaşadığım sürece vermeyeceğim.
Artık birilerinin beni duymasını istiyorum. O kadar zor durumdayım ki bazen konuşurken bildiklerimi bile unutuyorum. Bu baskı, bu zulüm neden? Bana burada Kerbela’yı yaşatıyorlar. Nazi kampında bile böyle bir zulüm var mıydı? Evimi adeta bir Nazi kampına çevirdiler. Demek ki zulmün dini, mezhebi yok.
Ben burada bir Nazi kampındayım başka bir tanımı yok. Suyum bittiğinde susuzluktan mı öleceğim? Evimi mi başıma yıkacaklar? Birileri beni duysun. "