Av. Dr. İrfan Sönmez’in kaleminden…Bu yasa kimin için?
Kimse amacı ne olursa olsun terörlü kavgalı bir hayat istemez. Terör sadece insanları öldürmez toplumsal değerleri de yok eder, duygudaşlığı ortadan kaldırır, sosyal bünyede çatlaklar açar. Merhamet ve acıma duygusunu örseler. Hele bu etnikçilik zemininde yapılan bir terörse birbirine düşman kamplar yaratır. Onca cinayete rağmen böyle bir ayrışmanın olmamasının sebebi, ortak değerlerimizin farklılıklarımızdan fazla olması, birleştiren bağlarımızın ayıranlardan çok olmasıdır. Onun için terör bazı yaralar açtıysa da bin yıllık kader birliği fazlasına müsaade etmedi.
Evet terör bitmeli, ama ayrılıkçılık- bölücülükte bitmeli. Demokrasi olmalı ama demokrasi terörün hedeflerine bu yolla ulaşmanın aracı olmamalı, araçsallaştırılmamalı. Terörü bitirmenin yolu amasız fakatsız her türlü şiddeti reddetmektir.
Bugün PKK ve bileşenleri açısından böyle bir ret göremiyoruz. Tam tersine –pişman olmuş halimiz var mı?” diyenleri görüyoruz. Onu amaçlarına alet etmek isteyenleri, baskı ve şantaj aracı olarak kullananları görüyoruz. Terörist başına önder, terör örgütüne ulusal kurtuluş örgütü diyenlere tanık oluyoruz. Bu zihniyetle terör biter mi?
Terör sadece silahlı olandan ibaret değildir. Bir de silahsız olanı var. Bu yasa ile belki silahlı olanı biter ama aynı şeyi silahsız terör için söylemek mümkün değildir. Silahsız terör, terör tehdidi ile bölücülük yapmaktır. Ülke ve millete terörü göstererek diz çöktürmeye çalışmaktır. Bu kapıdan girerek ülkeyi etnik parçalara bölecek çalışmalar yürütmektir. Biz terörü bıraktık haydi sizde üniter yapıdan vazgeçin, istediklerimizi verin, yoksa yine silaha döneriz demektir.
Toplum terörden kurtulmak istiyor ama toplum bölücü, parçalayıcı, ortak hayatı zehirleyici ayrılıkçı etnikçi dilden de kurtulmak istiyor.
Bunun garantisini verebiliyor musunuz? Biz bu ülkeyi bölmekten, ihanetten vaz geçtik diyebiliyorlar mı? Demiyorlar!
Gerçek Terörsüz Türkiye, örgüt unsurlarının tamamının silah bırakması ile mümkündür. Bu işin başında ne demişlerdi: “PKK bütün unsurları ile silah bırakacak.” Şimdi soruyorum bıraktı mı, veya bırakıyor mu? Ne diyor örgütün meclis içindeki sözcüleri: “Sadece Türkiye’deki unsurlar silah bırakacak. “Peki ya İran kolu PJAK, ya Suriye kolu YPG? Onlar silah bırakmıyor. Yani örgüt iki elinin birinde olan silahı bırakıyor, öteki elindekini bırakmıyor. Buna silah bırakma denilebilir mi? Hani devletin ilgili kurumlarının raporundan sonra karar verilecekti. İstihbarat organları “PKK silah bıraktı,” diye rapor verdi mi? Bu acelecilik niye? Sizi kim sıkıştırıyor? Sonra bu yasayı niçin Sevr anlaşması ile aynı güne getirdiniz? Bugünü seçerek ne mesaj vermek istiyorsunuz? Bu Sevr’in güncellenmesi algısı yaratmaz mı? Onu çöp tenekesine atanlardan intikam almak gibi görülmez mi? Niçin bugün, birkaç gün sonraya bıraksaydınız olmaz mıydı? Bu sorulara verecek cevabı olan var mı?
Silah bırakmaya hayır diyecek kimse yoktur. Ama burada bu kapıdan içeri girip örgütsel hedeflerini başka yollarla gerçekleştirmek isteyenler olduğunu unutmamalıyız. DEMP bu hedefin meclisteki temsilcisidir. Siz hiç ağızlarından PKK terörünü takbih eden, “artık milli bütünlüğe bağlı kalacağız” lafını duydunuz mu? Hala özerklik, ana dilde eğitim, statü vatandaşlıktan Türklüğü iskat etme laflarını bıkıp usanmadan tekrar ediyorlar. Daha önce iki defa özerklik ilan etmediler mi? Unutmayın, meclis kürsüsünde defalarca Türk milleti aşağılandı, soykırımcı ilan edildi, bunu yapanlar şimdi demokrasiden, barıştan bahsediyor. Hiçbir zaman bu milletle barışık olmayanların sözlerine ne kadar itimat edeceğiz?
Öcalan,” bu yasayla bir kapı açılıyor,” diyor, ötekiler bu Kürt sorununu çözmez diyor. Kürt sorunu dedikleri devlet olma sorunudur. Bunu iyi anlamak lazım, adım atarken de buna göre adım atmak lazım. PKK dört parçalı Kürdistanı birleştirme iddiasındaydı. PKK’nın manifestosunda bu açık açık yazılıdır. Örgüt, İran’da, Suriye’de silah bırakmadığına göre dört parçayı birleştirmekten vaz geçti, diyebilir miyiz? Yoksa Türkiye’yi hallettik, birilerinden söz aldık veya toplumu ve iktidarı istediğimiz kıvama getirdik mi diyorlar? Yasa çıkarmak kolay, bu taslağa imza atanlar bize bu garantiyi veriyorlar mı? Son bir iki haftada yapılan konuşmalara bakın, kimse biz isteklerimizden vaz geçtik demiyor, öyleyse bu yasa niye?
“Bu tip olaylar partiler üstü düşünülmeli,” diyorsunuz, elbette partiler üstü düşünülmeli. Fakat siz bugüne kadar hangi meseleyi parti çıkarlarından bağımsız düşündünüz? Anayasayı değiştirmek istemenizin sebebi Erdoğan’ın bir defa daha seçilmesinin yolunu açmak değil mi? Bu yasanın bir amacı da anayasayı değiştirmek için gerekli oy çoğunluğunu sağlamak değil mi? Siz aslında barış kardeşlik teraneleriyle kendinize yol açmak istiyorsunuz? Bunun için bile bile büyük bir yanlışa imza atıyorsunuz. Esas amacınız, iktidar sopasını elinizde tutmak.
Silahların bırakılmasına evet ama sonrasında bu yasanın esas tarafı olanların kendi siyasi gündemleri adına daha ne ve neler yapabileceğini kestiremiyoruz. Bu kadar önemli bir yasa böyle çıkarılmaz. Meclisten sakladığınızı Apo’dan saklamadınız? Örgütten saklamadınız. Meclisinizi hiç yerine koydunuz. “Biz önlerine koyarız onlarda imzalarlar,” diye düşündünüz. Örgüt liderine gösterdiğiniz duyarlılığı gazi meclise göstermediniz. Usul esastan önce gelir, buna dikkat etmediniz. Baypas edilen, hazırlanmasında dahli olmayan bir meclis bu taslağa niçin evet desin? Milletin tamamını ilgilendiren bir yasayı milletten kaçırdınız. Barış böyle mi sağlanır? Bir tarafta yargıyı sopa gibi kullanıyorsunuz, başını kaldıranı eziyorsunuz siyasi mücadeleyi iman- küfür mücadelesi gibi görüyorsunuz, öbür tarafta barıştan bahsediyorsunuz kim inanır buna? Barış herkese şamildir, şamil olmalıdır. Toplumun bir kısmını ezerken teröristleri affederek barış yapılmaz.
Kaldı ki hala millete gerçeği söylemiyorsunuz: “Sadece olaylara karışmamış örgüt üyeleri için af getiriyoruz”, dediniz. Oysa bu yasayla her biri onlarca cinayetin azmettiricisi olan ancak bizzat adam öldürmeyen bütün örgüt yöneticilerini, bir gün bile hapis yatırmadan affediyorsunuz. Örgüt cezasının üst sınırı 15 yıl, oysa yasa müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet alanlar için de affı ön görüyor. Haydi söyleyin, bu müebbetlikler kim? Siz kimi kandırıyorsunuz? Bu yasa hüküm giymemiş bütün örgüt yöneticilerini kapsıyor. Kasten adam öldürmemiş olanlar lafı bir aldatmacadan ibarettir. Apo’nun dosyasında da bizzat kasten öldürme yok. Bu ifade yok diye Apo hiç adam öldürmemiş, karıncayı bile incitmemiş diyebilir miyiz? Siz sadece milleti kandırmıyorsunuz, tarih, millet ve Allah önünde büyük vebal alıyorsunuz? Bu vebali yaşadığınız müddetçe, boynunuzda bir utanç vesikası gibi taşıyacaksınız.
Başka ülkelerde terör örgütleri ile pazarlık ettiler ama onları meşrulaştırmadılar, teslim olan örgüt üyelerini rehabilitasyon için terhis merkezlerine gönderdiler.((Kolombiya’da FARC gibi) Siz ise kamu düzeni bakımından taşıdıkları tehdit düzeyini ölçmeden serbest bırakıyorsunuz. Binlerce eğitilmiş teröristi toplumun içine salıyorsunuz. Bunların yarın bir toplu kalkışmanın fitilini ateşleyip ateşlemeyeceğini bilmiyorsunuz. Terörle halkı ayaklandıramadılar, halkın arasına karışan binlerce teröristle bunu deneyip denemeyeceklerinin garantisi yoktur. Çünkü pişman olmayan aynı yolda yürümeye devam eder. Bir de yarın teröristler dönerken bölge insanının zihninde yaratacağı imajı düşünün, direndiler ve kazandılar diyeceklerdir. Bunun ardılı “demek ki direnirsek öteki emellerimize de ulaşırız,” olacaktır. Bu yasanın, örgüte müzahir olan çevrelerin direnme iradesini, moral motivasyonunu artıracağına şüphe yok. Son olarak, yasayla ilgili bütün cevapları içinde barındıran bir soru sormak istiyorum: Bu yasanın/sürecin müellifi bizsek niçin sizi ilk Tom Barrack kutladı. Onun bu kadar sevindiren ne? Vatanını, milletini, ülkesini seven hiç kimse bu yasaya bu haliyle evet diyemez, dememeli.