Milletvekili Erol: “Arada üçüncü şahıslar var… Siyasette kendisine alan açmak isteyenler…”
Duayen Gazeteci Donat, Gürsel Erol ile Sohbetini Köşesine Taşıdı
Türk basınının yarım asrı deviren en kıdemli duayen gazetecilerinden ve köşe yazarlarından Yavuz Donat, CHP’deki son durumu derin bir analize tabi tuttuğu Sabah Gazetesi’ndeki köşe yazısında CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol’a geniş yer ayırdı.
Donat’ın Sabah Gazetesi’nde yer alan “Güvercinin Sol Kanadı ve Derin Yara” başlıklı yazısında özellikle Gürsel Erol ile yapılan sohbetin altı çizildi. Erol’un değerlendirmelerinde, Türkiye’de siyasetin giderek daha sert bir dile evrildiği, bunun da toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdiği yönündeki tespitler öne çıkıyor. Erol’un, çözümün yalnızca siyasi aktörlerde değil toplumun genelinde oluşacak “birleştirici bir irade” ile mümkün olabileceğine dikkat çektiği aktarılıyor.
İşte kamuoyunda geniş yankı uyandıran o yazıdan bazı kesitler:
> Parti içindeki kavga, tarihteki 100 yıl savaşları gibi uzamayacağına göre, eninde sonunda, öyle veya böyle bitecek. Ama... Görünen köy kılavuz istemez misali;
> Ateşkes, uzlaşma, barış, kucaklaşma, aynı çatı altında buluşma artık zor... Çok zor... İmkânsız.
> Zira... Geri dönüş gemileri öylesine yakıldı ki... Savaş baltaları öylesine keskin uçlu ki.
> Böyle olunca da... Perşembe'nin gelişi Çarşamba'dan belli; Güvercinin sol kanadındaki yara kanamaya devam edecek.
> Demokrasi için de, Cumhuriyet'ten önce kurulmuş olan CHP için de, hazin bir olay.
Kitabın ortasından
> Koskoca CHP'de akil insan, sözü dinlenecek insan, yapmayın siz kardeşsiniz diyecek kimse yok mu?
> Gürsel Erol'a sordum... Tunceli kökenli Elâzığ Milletvekili... Dedi ki:
> Bunun için çok çaba sarf ettim... Olayın soğuması gerekiyor.
> Sonra da... Altının kırmızı kalemle çizilmesi gereken bir söz söyledi... Kitabın tam ortasından: "Arada üçüncü şahıslar var... Siyasette kendisine alan açmak isteyenler... Veya konumunu korumak isteyenler... Çatışmadan fayda sağlamak peşindekiler."
> Önde gelen kalmadı... Önden giden çok
> Eskiden CHP'nin önde gelenleri vardı.
> Ağabey... Sözü dinlenen... Sakin güç... Olgun.
> Turan Güneş gibi... Hasan Esat Işık gibi... Sırrı Atalay, Necdet Uğur gibi... Erol Tuncer gibi... Hasan Fehmi Güneş gibi.
> Şimdi ise... Önden gidenler var... Çok.
> Kimi zıplıyor, kimi kavga ediyor, kimi ona buna sövüyor, kimi de yangına körükle gidiyor... Yangına su yerine benzin sıkıyor.
> Siyasette... Hırs ve akıl
> Gürsel Erol ile konuştum... Zira;
> Tunceli'de de gördüm, Elazığ'da da... Halkın içindeydi... Üslubu temizdi... Muhalefet yapıyordu ama kırıp dökmeden... Kimseye hakaret etmeden.
> Elazığ'da bir toplantıdaydım... Açılışta... Cemil Çiçek de vardı.
> Kürsüde Gürsel Erol... Söze, Cemil Çiçek'i selamlayarak, onunla ilgili güzel sözler söyleyerek, Meclis Başkanlığı ve Adalet Bakanlığı dönemini överek başladı.
> Salonda her partiden insan vardı.
> Protokol vardı... TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu vardı... Sivil toplum liderleri vardı.
> Evet... Dün Gürsel Erol ile konuştum uzun uzun... CHP içindeki ateşli kavgada soğukkanlı kalabilen... Ve hırsı aklının önünde gitmeyen sayılı isimlerden biri olduğu için.
> Çıkmaz sokak
> Siyaset ciddi iştir... Okumayı, araştırmayı, bilgiyi gerektirir.
> "Sen hainsin... Hayır sen hainsin... Sarayın adamısın... S.ktir git butlancı... FETÖ'nün itleri" üslubu, siyaset değildir.
> Bu üslup çıkmaz sokaktır.
> Slogan atarak... Yumruk sıkarak... Hakaret ve küfürü rehber yaparak, siyasette yol almanın olanağı da yoktur, olasılığı da.
> Zor... Ve çok geç
> Dedim ki... Ah keşke oturup konuşmayı başarsalardı... Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel... Baş başa... Fırtınadan önce.
> Gürsel Erol, Özgür Özel ile yaptığı konuşmayı, ona söylediklerini anlattı:
> 10 yıl birlikte ve uyum içinde çalıştınız... Kılıçdaroğlu ile baba, oğul gibiydiniz. Aranızda kan davası yok... Namus davası yok.
> Meclis'e davet etseniz... Çay kahve içseniz... Konuşsanız.
> Ama... Yanınızda üçüncü kişi olmadan.
> Birbirinize düşüncelerinizi, önerilerinizi, sitemlerinizi söyleseniz... Bir iletişim köprüsünü kursanız.
> Gürsel Erol'un sözünü kestim:
> Bu dedikleriniz çok güzel şeyler... Ama artık çok geç... Bu saatten sonra zor.
> Evet... Gerçekten de zor.
> Zira... İki tarafta da üçüncü kişiler... Ve trol orduları... Ellerinde savaş baltaları... Hücum borusu çalmakla meşguller.