Erdoğan, seçimle alamadığı belediyeleri tek tek yargı yoluyla alıyor. Alamadıklarını çalışamaz hale getiriyor. Önceki dönem İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı seçilen İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Başkanı seçilen Yavaş için söylediklerini hatırlayın. Meclis çoğunluğu AKP’de olduğu için –topal ördek- benzetmesi yapmış, belediye meclislerinin İmamoğlu ve Yavaş’ı çalıştırmayacağını ima etmişti. Öyle de oldu, o meclisler İmamoğlu ve Yavaş’a birçok engel çıkardı. İkinci dönem meclis çoğunluğu CHP’nin eline geçince de bu defa yargı devreye sokuldu, İmamoğlu, hedef tahtası haline getirildi.Her gün yeni bir suçlama yaparak umutlarını kırmak, teslim olmasını sağlamak istediler. İmamoğlu bugüne kadar onların istediği çizgiye gelmedi. Suçlamaların seçim kazanma hazımsızlığından kaynaklandığını ve tamamen siyasi olduğunu söyledi. Toplumun büyük kısmı da bu savunmalara inandı, yapılanları adaletsizlik ve zulüm olarak gördü.
Sadece İmamoğlu’nu devre dışı bırakmakla amaçlarına ulaşamayacaklarını görünce bu defa Mansur Yavaş’a yöneldiler. Çünkü anketler Yavaş’ı en az on beş puan Erdoğan’ın önünde gösteriyordu. Onunda gitmesi, CB adayı olamayacak hale getirilmesi gerekiyordu. Önceki gün Melih Gökçek’in oğlunun talep ve şikayeti ile hakkında soruşturma izni verildi. Amaç; önümüzdeki seçimlerde Erdoğan’ın karşısına Erdoğan’ın istediği bir adayın çıkmasını sağlamak.
Yavaş,namuslu bir belediye başkanı, onu suçlayanlardan daha temiz olduğuna şüphe yok. Başarısız olması için her türlü engeli çıkarıldı. Yatırım ve projelerinin finansmanı için kredi talepleri reddedildi. Sigorta borçları denilerek AKP belediyeleri döneminde tahsil edilmeyen borçlar için belediyenin gelirlerine el konuldu, sosyal belediyecilik yapmasının önü kesildi. Öyle ki yemek dağıtımına, fakirlere yardımlara bile engel olundu. AKP’nin önü belediyelerle açılmıştı, CHP’li belediyelerin başarılı olması halinde aynı iktidar yolunun CHP’ye açılacağını görüp, belediyeleri –topal ördeğe- çevirmek için her şeyi yaptılar.
Yavaş’a yöneltilen suçlamalardan biri, seçim veya mitinglere belediyeye ait araçların gönderildiği iddiası. Gerçekten böyle bir olay varit olmuş mu bilemeyiz. Ancak bir belediye başkanını her aracın ne yaptığından sorumlu tutmak tam bir kötü niyetliliktir. Her şey belediye başkanından sorulacaksa daire başkanlarının, müdürlerin öteki amirlerin görevi ne?
Bugün CHP’li belediyelere isnat edilen suçlamaların bin katı AKP’li belediyelerde var. Birkaç istisna dışında suça, yolsuzluğa, ihale fesatçılığına karışmayan belediye yok gibi. Şişirilmiş ihalelerle bir günde milyarder olan yandaşlar var. Sabah beş yüz milyona aldığı ihaleyi akşam dört yüz milyona devredip bir günde yüz milyon kazanan bir sürü yandaş iş insanı var. Nereye baksanız döküldüğünü, çürüdüğünü,yozlaştığını görüyorsunuz. 17/25 Aralık’ta tarihin en büyük yolsuzluk iddialarından biri ortaya çıkmıştı, muhataplarını mahkum edecek her türlü delil vardı, üstü kapatıldı. Daha ekonominin kara deliği haline gelen garantili yollardan, köprülerden, hastanelerden, uçak inmeyen hava alanlarından ise hiç bahsetmiyorum.Belediye ve öteki kurumlara ait araçların AKP mitinglerinde nasıl kullanıldığını bu mitingleri takip eden herkes biliyor. Bir okuyucum anlatmıştı: “Özel İdarede çalışıyordum Erdoğan geleceği zaman kurumun resmi plakaları aynı numaralı sivil plakalarla değiştirilir, araçlarda özel İdare logosu varsa aksesuarcıya gönderilerek üstü kapatılır mitinglere gönderilirdi.” Hala da bu sistem çalışıyor. Yani dinime dahleden bari Müselman olsa hesabı.
Yavaş olayı, hukukun bittiğinin bir defa daha ilanıdır. Bu yaklaşım devam ettikçe hiçbir sorunun çözümü mümkün görünmüyor. AKP iktidarının ilk 5-6 yılı, sonrası için başarı referansı olarak gösteriliyor. Ama bu doğru bir tespit değil.İlk beş yılın uygulamaları, AKP’nin ekonomi programı değil, Kemal Derviş’in programıydı, AKP’de o plana sadık kaldı, uyguladı. Ortaya çıkan sonuç da ona aitti. O dönem ülkeye akan yabancı sermaye kullanılamadı, üretime çevrilemedi, yalancı bahardı, çabuk bitti.
Bütün bu uygulamalar bu sarmaldan kurtulmak için tek çare kaldığını gösteriyor, o da bu iktidar ve siyaset tarzından kurtulmaktır. Saray, ülkeyi yönetemiyor, yönetemediği için de toplumu yargı yoluyla hizaya getirmek istiyor. Tarih, toplumların –kışla düzeni ile- yönetilemeyeceğini defalarca göstermiştir. Bunu bir defa daha gösterecektir.
1
ÜLKÜSÜ VE ÜLKESİNE ADANMIŞ BİR ÖMÜR…..İRFAN SÖNMEZ’LE GÜNDEME DAİR..
17048 kez okundu
2
16723 kez okundu
3
Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde Dünya Artrit günü dolayısıyla “Artrit İle Yaşam” temalı bir etkinlik düzenlendi.
13310 kez okundu
4
YAĞIŞ NEDENİYLE ARAÇ SUDA KAYBOLDU
12847 kez okundu
5
DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN TÜRKİYE’M…….
12505 kez okundu