Ana Sayfa GÜNDEM, Uncategorized 24 Ocak 2023 624 Görüntüleme

KARACADAĞ : SIRADIŞI SİYASET YAPAN, SIRADAN BİRİ OLACAĞIM

Seçimlere 4  ay gibi bir süre kala, siyasi partiler ve aday adayları arasındaki trafik hızlandı. Elazığ’da seçmen nabzını tuttuğumuzda genel eğilimin, siyasette yeni yüzler istendiği yönünde  olduğunu görüyoruz.

Bugün yapılan hesaplamalara göre 13 milyon yeni seçmen kitlesinin var olduğu hesaplanıyor. İlk defa oy kullanacak olan bu seçmen doğduğu günden beri siyasette hep aynı yüzleri görmüş, iyiyi de, kötüyü de aynı siyasi yüzlerden tanımış durumda.

İktidar ve muhalefet partileri arasında kıran kırana geçecek olan seçimlerde insanlar kendileri için en uygun aday profilini belirleyip ona göre oy tercihinde bulunacaklar.

ELAZIĞLI SEÇMEN SİYASETTE YENİ YÜZLER İSTİYOR

Ülke genelinde durum böyle iken Elazığlı seçmen de yaşadığı olumlu ve olumsuz durumları mercek altına alarak oy tercihini yapacak. Ancak Elazığ’daki seçmen eğilimi de daha genç ve dinamik bir vekil tarafından temsiliyet istendiği yönünde.

AK Parti Elazığ Milletvekili Aday Adayı Mehmet Karacadağ da genç , dinamik, sözünü esirgemeyen bir aday profili olarak çıkıyor karşımıza.

Yaklaşık bir yıldır Elazığ’da vatandaşlarla temas halinde olduğunu söyleyen Karacadağ,’ alışılagelmiş bir siyasetçi kimliği taşımadığını, her şeyden önce vekaletlerini istediği vatandaşlara karşı ‘onlardan biri’ olarak görev ve sorumluluklarını yerine getirecek bir anlayışa sahip olduğunu söyledi.

HARPUTTIMES HABER’in sorularını yanıtlayan Karacadağ, Elazığ gibi köklü geçmişi olan, milli ve manevi değerlerine bağlı, devletçi bir ilin temsiliyette bir takım sıkıntılar yaşadığını dile getirdi. Seçmenin en büyük eksikliğinin ”İLGİSİZLİK” olduğunu vurgulayan Karacadağ, bunda seçildikten sonra seçmenlerine ve seçim bölgesine  Ankara’dan bakan, sorunların çözümü ve vatandaşları dinleme noktasında samimiyet hissettirmeyen siyasi anlayışın büyük rolü olduğuna dikkat çekti.

BİZ SIRADIŞI SİYASET YAPAN, SIRADAN KİŞİLER OLACAĞIZ

Karacadağ şunları söyledi:  ”Biz bir yıldır sokak çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Bu süre zarfında Bütün caddelerde, sokaklarda, bütün esnaflara gezdiğimiz bütün ilçelerde bunu dile getiriyoruz. Biz, sıra dışı siyaset yapan,  sıradan bir kişi olacağız. Ne demek bu?  İnsanların içerisinden birisi olacağız, sorunları kendi içimizde çözmeye çalışacağız. Nasip olur da milletvekili olursak, bu gördüğünüz ofisimiz her zaman açık olacak. İnsanlara Ankara’dan değil Elazığ’dan yardımcı olacağız. sizin söylediğiniz Sokak sesleri meclisten değil, bu gördüğünüz ofisten yükselecek. Tabii biz bu sesleri yükseltirken, çözüm sesleri olarak göreceğiz. Bu şekilde de devam edeceğiz.

1983 yılında Elazığ’da doğan Karacadağ, 23 yaşına kadar Elazığ’da yaşamış. İstanbul da Büyükşehir Belediyesi’nde İtfaiye Daire Başkanlığında teknik personel olarak çalışan Karacadağ, mobilya sektörüne ticarete de girerek kısa zamanda büyük başarılara imza atmış.

GERİ ADIM ATMADAN, İNANDIĞIMIZ YOLDA İLERLEYEREK ŞEHRİMİZE SAHİP ÇIKACAĞIZ

Siyasete girme amacının özellikle Maden, Alacakaya, Arıcak ve  Sivrice bölgesindeki halkın 68 yıllık temsiliyet eksikliğini giderebilmek olduğunu ifade eden Karacadağ; ”Büyüklerimizin ve parti yöneticilerimizin bu eksikliği görerek bize getirdikleri teklif neticesinde bu yola girdik. Elbette bunu sadece bölge olarak değil, tüm Elazığ’a yayarak, tüm Elazığ’ı sorun, talepler ve çözüm noktasında temsil etme gayesi ile girdik.

Allah bize bu görevi nasip ederse Elazığ’ı hak ettiği şekilde temsil edeceğim. Hiç bir şekilde geri adım atmadan, inandığımız yolda ve halkın bize yüklediği misyon çerçevesinde görevimi layıkıyla yerine getireceğim.

BELLİ KİŞİ VE KİTLELERİN ELİNDE DÖNEN SİYASETİ BOZACAĞIZ

Tabi iktidar partisinde belirli kişi ve kitlelerin elinde dönen siyaseti bozmaya çalışıyoruz. Elazığ’da halkın güvenebileceği, siyasi temsiliyetini hakkıyla yapabilecek tabiri caizse ” delikanlıların’ olduğu bilinmelidir. Siyaset belli kişilere ya da kitlelere atfedilmemiştir. Bu göreve talibiz ama sadece kendi ismimiz altında olsun istemiyoruz. Elazığ’ın ağır bir ismi var. Bu görevi sırtlanabilecek kim olursa olsun onun yanında yer alırız. Doğru olan tektir bu hayatta. O nedenle söylemlerimiz net, gerçekçi, halktan yana ve çözüm odaklı olacak. Birileri bizi fişler, partinin gerisinde duralım, parti nezdinde sıkıntı yaşarız, bizi fişlerler gibi sıkıntılar yaşayan biri değilim. Kimseden çekincem yok. Çünkü en büyük sorumluluğum Elazığlılara karşı olacak.

ELAZIĞ’IN EN BÜYÜK SORUNU SİYASİ İLGİSİZLİK

Elazığlıyım. Elazığ’da doğup büyümüş biri olarak bu halkın istek ve taleplerinin ne olduğunu gözlemleyebildiğime inanıyorum. Siyaset çözüm merciidir. Dolayısı ile halk ile devlet arasında köprü görevi kuran milletvekili sorunları gözlemlemekle kalmayıp, çözümünü de en etkili şekilde sunabilecek bir profilde olmalıdır. Elbette bundaki başarısı vatandaşın mesajını doğru okumaktan geçiyor. Bu gün Elazığ’ın en büyük sorunu nedir diye sorarsanız hiç düşünmeden ilgisizlik derim.

Çünkü Elazığlı büyük bir deprem yaşadı, pandeminin olumsuz etkilerini tüm ülkede olduğu gibi Elazığlı hemşehrilerimiz de yaşadı. Ve maalesef tüm dünyada yaşanan ekonomik krizin etkilerini de çok fazla hissediyor vatandaşlarımız. Bunlar elbette çözülecek şeyler. Ancak vatandaşların esas talebi, oy verdiği, kendine yakın gördüğü için temsiliyet hakkını verdiği siyasilerden samimi ilgi görmek. Ne yazık ki Elazığlılar bunun eksikliğini yaşıyorlar.

Bizim yapacağımız şey vatandaşlarımıza ilgi göstermek. Hani bir dönem çok dile getirilen bir kavram vardı.  Sahipsiz Elazığ. Bu söyleme kısmen katılıyorum. Tabii dediğimiz gibi bizim Elazığlı vatandaşlarımız sadece şu anda ilgi bekliyor, sorunların çözümünü bekliyor. Ama bunların da samimiyet ve ilgiyle gerçekleştirilmesini istiyor. Sokağa çıktığımızda, vatandaşlarla görüştüğümüz zaman, öncelikle kendilerini temsil eden kişilerin ilgisini istiyorlar. İkinci sırada çözüm bekliyorlar.

YAŞANAN EKONOMİK KRİZ SÜRECİNİ BAŞARIYLA ATLATACAĞIZ

Yaşanan ekonomik krizin etkilerini elbette sokaklarımızda görüyoruz. Vatandaşlarımız yoğun bir şekilde hissediyor. Ancak bu ekonomik kriz sadece ülkemizde değil, tüm dünyada da yaşanan bir kriz. Diğer ülkelerin ekonomisine baktığımız zaman, bütün ülkelerin ekonomisinde bir dengesizlik yaşandığını görürsünüz. Geçmişten gelen, birkaç yıldır yaşanan pandemi, yaşanan savaşlar, ülkemizin üzerinde oynanan siyasi oyunlar, ülkeyi yıpratmıştır. Bunu sadece Türkiye’ye bağlamak doğru değil. Bütün dünya geneline bağlamak lazım. Dünya ile kendimizi kıyasladığımız zaman bu süreci geçireceğimize inanıyoruz. Bu süreci de Cumhurbaşkanımızın en iyi şekilde yönettiğini görüyoruz. Nasip olursa  seçim süreci de buna bir vesile olacaktır, daha iyi bir şekilde yönetilerek, ekonomik olarak da insanların daha rahat ve ferah bir şekilde, yaşam standartlarını yüksek hale getireceğini getireceğini göreceğiz.

DEVLETİN ELAZIĞ’A YAPTIĞI BÜYÜK YATIRIMLAR, GEREKTİĞİ GİBİ ANLATILAMADI

Devletin Elazığ’a yaptığı yatırımlar çok büyüktür. Çok büyük destekleri olmuştur. Tabii bunu belki dile getirmek noktasında siyaseten eksik kalmışlardır. Muhalefetteki milletvekilimiz sağ olsun gerekeni söylüyor. Herkesin anlayacağı dilden anlatmaya çalışıyor. Ama biz de diyoruz ki;  bekara kadın boşamak kolaydır. Bir koltuğa oturmak vardır. Bir de diğer koltukta oturmak vardır. Şimdi bazı şeyleri rahat rahat anlatabiliyoruz. Bir de icraat koltuğunda oturup işleri yönetmek var. Tabii en önemlisi şudur. Biz bazı yatırımları bir noktada doğru şekilde yapılmış olsa dahi, bunu dile getirmekte ya da insanlara iyi anlatmakta eksik kalıyoruz. Bence sahaya inip, insanlara birebir yapılan yatırımları doğru bir şekilde anlatmak, eksik olan tarafları da tamamlamak, bu iktidarın daha güçlü bir şekilde ya da şu andaki mevcut milletvekillerinin kendisini daha rahat bir şekilde ifade etmesi en doğrusudur.

TALİP OLDUĞUM GÖREVDE DÜRÜSTLÜK UĞRUNA GEREKİRSE KAYBEDECEĞİM.

Ülkemizin çıkarları için,  bazı gerçekleri göz ardı edersek biz başarılı olamayız Biz bir dönem milletvekili olduk, biz kendi çıkarlarımızı ön planı aldık. Ben 40 yaşındayım. Azrail babam olsa 30 yıl daha yaşarım. Mezarın altına girdiğim zaman siz benimle birlikte girmeyeceksiniz. Bizim aldığımız evler arabalarımız da gelmeyecek. Bizim  insanlara bıraktığımız da bizimle birlikte gelmeyecek. Ancak işin vebal kısmında omuzlarımıza aldığımız yük bizimle gelecek. O yüzden temsil ettiğimiz insanların bütün vebali ve günahı sizinle beraber oraya gelecek ve biz bunları çekmek zorunda kalacağız. Ben hiç kimsenin günahını çekmek zorunda değilim. Biz bu görevi icra etmek için o koltuğa oturuyorsak, ya  hakkıyla layıkıyla görevimizi yerine getireceğiz ya da yapamayacağız. Bazen söylediklerimizi dürüstlüğümüz gereği söylüyoruz. Ama bazı  insanların zoruna gidiyor. Kimin zoruna ne gidiyorsa, bizi ilgilendirmez. Biz doğru olanı her fırsatta söyleyeceğiz. Onun arkasında duracağız. İsterse kaybedelim, önemli değil.

Önemli olan ”Doğru Olmaktır”. Sonucunda kaybetmek bile olsa, size kalan dürüstlüğünüzdür. Kazanmak için çalışacağız. Elbette kaybetmeyi de göze aldık. Bir yıldır mücadele veriyoruz ciddi anlamda. Maddi manevi olarak yıpranıyoruz, işimizi gücümüzü her şeyimizi bırakmışız. Sadece memleketimiz için mücadele ediyoruz. Bundan gram dahi geri adım atmayacağız. Biz dik duracağız, son güne kadar mücadeleyi devam ettireceğiz. Gerçek olanları söyleyeceğiz. Kendi partimiz de olsa, muhalefet de olsa, yanlış olana yanlış, doğru olana doğru diyeceğiz.

FARKLILIKLARIN BİRLEŞMESİ İLE GÜÇLENEBİLİRİZ. ÖNEMLİ OLAN KİMİN NEREDEN OLDUĞI DEĞİL,KİMİN DAHA FAYDALI PROJELER ÜRETTİĞİDİR

Hayatım boyunca düsturum şu olmuştur. Birliktelik. Farklılıkların birleşmesiyle güçlenebilmek. Diyoruz ki bizim için muhalefet olması ya da kendi partimizin siyasi duruşundaki insanlar olması çok önemli değil. Nasip oldu, milletvekili olduk. Muhalefet partisinden olan milletvekilini de buraya davet edeceğiz. Yapılacak bütün projeleri beraber istişare edeceğiz. Çünkü iktidar milletvekili olarak biz nasıl ki bu ilin halkının vekili isek, muhalif milletvekili olursa onu da bu halkın milletvekili olarak görüp istişarelerde bulunacağız.  Belki de onun projesi bizim projemizden daha iyi olacak. Belki memleketimize o proje daha hayırlı olacaktır. Biz bunun komple değerlendirmesini yapıp, onu da ön plana alarak burada artı eksi hiçbir şey düşünmeden, sadece ülke menfaatlerini düşünerek hareket etmemiz gerektiğinin bilincindeyiz.  Bu şekilde hareket edip çalışacağız.

ELAZIĞ BU GÜN,  10 YIL İLERİSİNDE OLDUĞU İLLERİN 10 YIL GERİSİNE DÜŞMÜŞTÜR.

Makam ve mevkiler geçicidir. Ama burada insanlara doğru politikaları, doğru çözümlerle geleceğinize, çocuklarınıza nakşedemezseniz, biz her zaman bu şekilde kavgalı ve  gürültülü bir toplum olarak devam edeceğiz.. Ya bu topluma bilinçli bir şekilde bu düşünceyi  şeklinde nakşedeceğiz, ya da şu anda mevcutta gittiği gibi devam edeceğiz. Hiç kimseden verim almadan, bu memleket 10 yıl ilerisinde  olduğumuz illeri, 10 yıl  gerisinde takip edecek. Ben Elazığlı olarak Elazığ’ın 10 yıl daha geriden gelmesini istemiyorum. Bugün Bingöl’ü göz önüne alın. 10 yıl öncesinde, 10  yıl gerimizden gelen Bingöl, şu an mevcutta 10 yıl önümüzden ilerlemekte. Tunceli aynı şekilde, Malatya, Diyarbakır’ı saymıyorum.

Ben eğer Elazığlıysam, ben bunu durumu önüme alıp düşüneceğim. İktidar- muhalefet düşünmeksizin, kavga dövüş düşünmeksizin, şartlarımızı cebimize koyup mücadele  edeceğiz. Yok yapmıyor muyuz? O zaman bırakacağız. İnsanlara biz bunları anlatamıyorsak eğer, biz gidip işimize gücümüze bakacağız. O zaman biz mücadelemizi verdik, diyeceğiz. Vicdanen rahatız. Son noktaya kadar mücadelemizi devam ettirdik, ama olmadı diyeceğiz; herkese teşekkür edip işimize gücümüze bakacağız.

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım | Osgaka.com