O GECE NELER OLDU?
2025’i bitirip 2026’ya girdiğimiz gece, tam saat 24.00’da havai fişekler filan atıli, herkes birbirine sarıli, uzakta olanlar birbirini telefonla ari, telefon hatları kitleni… 10’dan başlayıp geriye doğru sayıli ve 3, 2, 1… “Oleeyyy!” diye bağrıli. Bunun gibi birçok olay Dünya’nın her yerinde ve bizim ülkemizde de yapılı.
Yalnız bizde biraz farklı bir durum var. Bu kutlama şeklini sevip yapanlar da var, sevmeyip yapmadan erkenden yatanlar da var. Özgür bir ülkede yaşadığımız için kimsenin kimseye müdahale etmeye ya da kızmaya hakkı yoktur. Zaten yasak olan bir durum da söz konusu değil.
Neyse, kısaca bu konuya değindikten sonra geleyim bu gece ben ne yaptığıma…
Valla gardaş, bu gece de çerez aldım, Kayseri’den hediye gelen tatlımı aldım, tek kişilik çiğ köfte paketimi aldım ve doğru eve gittim. Yedim, içtim; televizyonun karşısına geçip telefonumu da elime alarak mizahi yazılar üretip sosyal medyada paylaştım. Kulağım kapıda, gözüm bacadaydı. İçimden “Ahan şu Noel Baba bir gelsin, yakalayıp salmayacam” diye geçirip durdum.
Herhâlde birileri gidip Noel Baba’ya, “Yav Noel Baba, sakın Bedo’nun yanına gitmeyesin; sahan çok kızmış, sağda solda ‘yakalarsam bu Noel Baba’yı öpecem’ diye söylenip gezi” demiş olacaklar ki Noel Baba gelmedi.
Gelelim Noel Baba’ya kızma sebebime… Her sene bana mesaj atıp, “Gardaş, kimseye göz koyma; ben sana yılbaşı gecesi çok güzel bir hanım getirecem, bayılacaksın ve evleneceksin,” deyip 40 senedir getirmedi ya, ona kızım ha!
Gece 24.10’da sosyal medyada bir iki paylaşım yaptım. Biraz da onlardan bahsedem. İlk paylaşımım:
“Ben bu 2026’yı hiç sevmedim, 2025’i bana geri verin,” diye yazdığım bir paylaşımdı. Anında yorumlar geldi.
“Abe sen kafayı mı yedin, 2026’ya gireli daha on dakika oldu, neyini beğenmedin?” dediler. Bu cevap en ilginciydi.
İkinci paylaşımım ise:
“2026’ya giremeyen kaldı mı? Varsa giremeyen, araç gönderip aldırayım,” diye yazıp gönderdiğim paylaşımdı. Buna da en ilginç cevabı bir arkadaşım yazdı:
“Abe bizim arabanın lastiği patladı, 2026’ya giremedik, yolda kaldık; araç yolla bizi de aldır,” diye cevap yazmıştı.
Gördüğünüz gibi yılbaşını on dakika geçe de kısaca bu kadar olay yaşadım.
Aklıma gelmişken, niye yeni yıla evde girmeyi tercih ettiğimi de yazam. Gardaş, bilisiz işte; yılbaşı geceleri çok sıkı trafik kontrolleri oli. Şimdi çıksaydım, arabayla giderken kontrole yakalansaydım ne olurdu, bilisiz. Arabanın camını açar açmaz memur bey tak diye aleti ağzıma dayar, “Üfle,” derdi. Hiç şansın yok, o alete üfleyeceksin. “Ben korhim” filan da diyemezsin.
Üfledin ama alet yanlış sonuç verdi diyelim; doğru hastaneye, alkol muayenesine… İşin yoksa uğraş babam, uğraş.
Bir gün gene böyle bir çevirmeye yakalandığımda ne oldu, bilisiz. Arabanın Kapısını hafiften açtım, bi baktım ayaklarımın arasında bir it! Hoşt moşt dedim. Az kalsın korkudan altıma edecektim. Dedim:
“Memur bey, niye haber vermisiniz? Ben itten korkarım; hem de biraz ani olmadı mı?”
Memur:
“Yok dayı, korkma; ısırmaz bu, eğitimli,” dedi. Onun için işte yeni yıla evde girip dışarı çıkmadım. Kısaca durum bundan ibaret.
Sağlık ve huzur dolu nice yıllar dilerim.