Zafer Partisi Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Musa Ertugan teşkilat ziyaretleri kapsamında Diyarbakır ve Elazığ’da bir dizi temaslarda bulundu.
Programının ardından Elâzığ İl Başkanlığı’nda açıklamalarda bulunan Ertugan, Elâzığ ve Diyarbakır ziyaretine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Diyarbakır’daki ziyaretlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ertugan Diyarbakır Belediyelerinde işten çıkarılan personelin tekrar açtıkları davaları kazanmalarına rağmen işe döndürülmediklerini ve tazminatlarının verilmediğini belirterek sürecin takipçisi olacaklarını söyledi.
“Deprem bitiyor Peki mağduriyet neden bitmiyor?”
Elazığ’ın sorunlarının çözülmediğini belirten Ertugan, deprem sonrası bir çok vatandaşın mağduriyetinin hala devam ettiğini belirterek şunları söyledi:
“Elazığ’da bir takım ön çalışmalar yaptık. Elazığ’da yıllardan beri görmezden gelinen ve çözüm bekleyen sorunları biliyoruz kısmen. Elazığ bu ülkeye çok şey vermiş ama ne yazık ki karşılığını alamamış bir şehir. Deprem gerçeği bitmiyor, mağduriyet bitmiyor. 2020 ve 2023 depremleri üzerinden yıllar geçmiştir. Ancak hala Elazığ’da binlerce vatandaşımız belirsizlik yaşamaktadır. Hak sahipliği belirsizliği rezerve alan karmaşası, yerinde dönüşüm şartlarındaki adaletsizlikle Elazığ uğraşmaktadır. Bugün evim güvenli mi sorusuna net bir cevap alamayan Elazığ’da birçok vatandaşımız bulunmaktadır. Zafer Partisi olarak soruyoruz. Deprem bitiyor Peki mağduriyet neden bitmiyor?”
“Elazığ yetiştiriyor,başka şehirler kazanıyor”
Elazığ’ın başka şehir ve ülkelere göç verdiğini belirten Ertugan:
“Gençlerimiz memleketlerinden göçlere zorlanıyor. Elazığlı gençler çalışmak istiyor, üretmek istiyor, kendi şehrinde yaşamak istiyor. Ancak şehirde iş yok, umut yok, gelecek yok. Üniversite mezunu gençleri Elazığ’da tutunamadığı için başka şehirlere göç ediyorlari Elazığ yetiştiriyor başka şehirler kazanıyor. Bu bir kader değildir. Yaşanan tablo yanlış ekonomi politikaları ve plansız yönetimin sonucudur. ” Diye konuştu.
Tarım ve hayvancılık göz göre göre bitiriliyor. Fırat Havzasında, Elazığ’da üretici susuz, çiftçi çaresiz. Mazot ve gübre fiyatları küçük üreticiyi üretimden koparmıştır.Köyler boşalmakta, tarım ve hayvancılık her geçen gün gerilemektedir. Zafer Partisi olarak açıkça söylüyoruz. Üretmeyen değil, üreten bir Elazığ istiyoruz.”
“Sanal kumar, bahis konusunda aileler endişeli,sokaklar güvensiz”
“Sanal kumar ve bahis konusu Elazığ ve ülkenin dört bir yanında gençliğimizi tehdit eden büyük bir çağımızın vebası olmuştur. Bu karanlık gençlerimizi sinsice içine çekmekte. Hayatlarını, geleceklerini yok etmektedir. Aileler endişeli. Sokaklar güvensiz ancak önleyici ve kararlı politikalar yetersizdir. Bir şehir gençliğini kaybederse geleceğini kaybeder. Elazığ için deprem mağduriyetlerinin adil, şeffaf ve kalıcı şekilde çözümlenmesini, gençler için istihdam ve yatırım olanaklarının hayata geçirilmesini, gençler için istihdam odaklı yatırımların hayata geçirilmesi ile birlikte tarım, hayvancılığın gerçek desteklerle ayağa kaldırılması, sanal kumar bahis ve uyuşturucuda kararlı ve sonuç alıcı bir mücadele yürütülmesini istiyoruz”
“Devletin içinde uyuşturucudan nemalanan bir birim var mı? Mücadelede önce uyuşturucu baronlarını yakalamak lazım”
Ülkedeki uyuşturucu operasyonlarının uyuşturucu ile mücadelede yeterli olmadığını da belirten Ertugan, “Bu dalga magazinel yöne kaçılıyor. Gündemde olan insanlara operasyonlarla kamuoyunda uyuşturucuyla mücadele algısı yapıyorlar. Uyuşturucu ile mücadele edecek devlet önce uyuşturucu baronlarını yakalayacak. Torbacıyı yakalamakla, kullananlarla bu iş olmaz.Bunu kim getiriyor? Devletin içerisinde bu işten nemalanan bir birim var mı? Bu işin kaynağında narko terör dediğimiz Abdullah Öcalan vardır. Ve Pkk uzantıları da bu uyuşturucu gelirinden büyük servetler kazanmaktadır. Devletin bu konuda radikal ve korkusuzca kararlar alması lazım”
Ülkede birçok firmanın kapandığını ve tekstil sektörünün can çekiştiğini belirten Ertugan,” Sadece tekstil değil, birçok alanda konkordatolar arttı. Hükümet bunlara ciddi destek vermeli. Neden bu insanları yurt dışına kaçırıyoruz? Bunun sebeplerini hükümet bilmekte ve o insanlara tekrar iş imkanları sunmalıdır. İstihdam alanları yaratılarak yatırım imkanı vermelidir”
“Emekli sokaklarda yaşıyor, pazarda kalan sebze meyveleri çocuğuna yedirmeye çalışıyor”
Ülkede en mağdur edilen kesimlerden birinin emekli ve asgari ücretliler olduğunu da belirten Ertugan emeklilerin yaşayabilmek için pazarlardan artık sebze meyveleri çocuklarına yedirecek hale geldiklerini söyledi. Emekli maaşlarının hiç değilse 30 bin lira civarına çıkarılması gerektiğini belirten Ertugan:
20 bin TL ile ne yapacaklar? 15 binden aşağıya ev kirası var mı? Bir emekli sadece maaşıyla geçiniyorsa, eşi emekli değilse 15 bin TL- 20 bin TL maaşla ne yapsın? Elektrik parası, su parası. Pazarları dolaşıyoruz. İnsanlar bekliyorlar pazar sonunu. Oradaki kalıntı, çürük daha doğrusu çöpe atılacak malzemeleri, yiyecek içecekleri almaya çalışıyorlar. Dolayısıyla çok acı bir tablo. Yetmez. Emekliye zülüm bu. Emekli biliyorsunuz 20-25 sene çalışmış, alın teri ile emekli olmuş. Emeklilik hayatında, o yaşının geri kalan kısmını rahat yaşaması gerekiyor. Sokaklarda yaşıyor, kuyruklara giriyor, pazarı bitirdikten sonra pazar kalan sebze ve meyveleri topluyor, eve götürüyor. Çoluğuna çocuğuna yedirmeye çalışıyor. Böyle bir acı tablo yaşıyoruz. Ve bu emeklerle alakalı bizim de bir birimimiz var. Başında Mehmet Akif Bey var, bu konularla ilgili güzel çalışmalar yapıyor. Emeklerin maaşı çok yetersiz yani çok yetersiz.Ülkenin ekonomik durumundan endişeliyim, onu da gözardı etmemek lazım. En azından en düşük maaş 30 bin TL olabilirdi. Emekli maaşıyla 15 bin lira kira öderse 15 binle idare etmeye çalışırdı en azından. Ki bence o bile yetersiz bir rakam.”
“Bir barış olması gerekiyorsa bunun sahibi Abdullah Öcalan değildir.Vatandaştır”
Ülke gündeminde yer alan çözüm sürecinin başarıya ulaşamayacağını iddia eden Ertugan, yaşanan sürecin çözüm değil, ihanet süreci olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Biz hepimiz Türkiye’de bir mücadele olmasını, bir savaş olmasını istemeyiz Türkiye’de ne diyorlar adına. Biz barış diyelim. Biz teröristle savaşta değiliz ki barış olsun. Bir barış olması gerekiyorsa bunun sahibi Abdullah Öcalan değildir. Bizim Kürtlerle bir sorunumuz yok. Kürtlerle tahin pekmez gibiyiz, bizi ayırmaya çalışıyorlar. Malatya’dan Özalımız vardı kimse bu Kürttür oy vermeyin demedi. Biz de oy verdik. Genelkurmay başkanımız vardı, daire başkanlarımız vardı, milletvekillerimiz vardı, bakanlarımız vardı. Ama bu yapıyı bozmaya çalışıyorlar. Tabi bunda küresel güçlerin etkisi çok. Bugün Suriye’de çıkan o olayların da, hatta İran’a yansımasında tamamen küresel güçlerin yani İsrail ve Amerika başta olmak üzere o bölgeleri karıştırarak daha sonra Türkiye’deki Abdullah Öcalan’ın sahipleri tarafından kurulan o bölgede bir yapı oluşturmaya çalışıyorlar. Ama bunu başaramayacaklar. Çözüm süreci kesinliikle başarıya ulaşmaz. Yaşanan çözüm süreci değil ki, ihanet sürecidir, başarıya ulaşamaz. Abdullah Öcalan neyi çözer? Ne için Abdullah Öcalan‘la bu işe giriyorlar? Abdullah Öcalan bu işi çözebilecektiyse neden bu zamana kadar cezaevinde kaldı? Binlerce insanı öldüren, polisi öldüren, hatta en çok da Kürt vatandaşlarına zarar veren koruyucuları ve koruyucu aileleri şehit eden terör örgütü başını bu çözüm sürecinde üzücü ve düşündürücü”