DOLAR 48,3902-0,00%
EURO 56,1546-0,30%
ALTIN 6.784,880,72
BITCOIN 3700672-1.22889%
Elazığ
23°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

0

BEĞENDİM

ABONE OL

HABER / FUNDA CANPOLAT

12 Eylül 1980 darbesinin yıl dönümü dolayısıyla Elazığ’da düzenlenen söyleşide, dönemin canlı tanıklarından Av. Dr. İrfan Sönmez, 12 Eylül sürecini, yaşananları ve darbelerin Türkiye’ye verdiği zararları anlattı. Sönmez, “Millet iradesini hiçe sayan, halkın tercihlerine saygı göstermeyen her yönetim biçimi kesinlikle yanlıştır” dedi.

12 Eylül 1980 askeri darbesinin yıl dönümünde Elazığ’da düzenlenen söyleşide, dönemin gençlik hareketleri içerisinde yer alan ve Manisa Spor Akademisi’nde öğrenciyken Ülkü Ocakları Başkanlığı yapan Av. Dr. İrfan Sönmez, darbe öncesi ve sonrasında yaşananları değerlendirdi.

Sönmez, 12 Eylül döneminin bugünün gençleri tarafından kitaplardan ve dönemi yaşayanların anlatımlarından öğrenildiğini belirterek, kendisinin de o dönemin canlı tanıklarından biri olduğunu söyledi.

Millet iradesini hiçe sayan, halkın tercihlerine saygı göstermeyen, demokratik yollarla iktidara gelmek yerine demokrasi dışı yöntemleri kullanarak iktidara gelen her iktidar ve her yönetim biçimi kesinlikle yanlıştır” diyen Sönmez, darbelerin ülkeye büyük bedeller ödettiğini ifade etti.

“12 Eylül sadece bir sağ-sol kavgası değildi”

12 Eylül döneminin doğru değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Sönmez, yaşananların yalnızca iki gençlik grubunun çatışması olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Sönmez;

O dönemi bugünün gençlerinin bir kısmı kitaplardan okuyarak bir kısmıda yaşayanlardan dinleyerek öğreniyorlar. Bizde o dönem gençlik hareketleri içerisinde olan insanlardan bir tanesiydik. Manisa’da spor akademisinde öğrenciydik. Aynı zamanda Ülkü Ocakları Başkanlığı yapıyordum. Bir defa şunu peşinen söylemek lazım. Milet iradesini hiçe sayan, halkın tercihlerine saygı göstermeyen, demokratik yollarla iktidara gelmek ise demokrasi dışı yöntemleri kullanarak iktidara gelen  her iktidar her yönetim biçimi kesinlikle yanlıştır ve maliyeti millete millette çok büyük sıkıntılara sebebiyet vermektedir. 12 Eylül’de 100 binlerce insan göz altına alındı. İşkence hanelerden geçti. 49 tanesi asıldı. Binlercesi on binlercesi de hayatını hapishanelerde, zindanlarda bırakmak zorunda kaldı.

O dönemin bugün doğru değerlendirilmesi gerekir. O bir sağ sol kavgası değildi. İki tane gençlik gurubunun ortaya çıkarak birbiriyle didişmesi, birbirine savaşması olarak tabir edilecek basitlikte ifade edilecek birşey değildi. Bir taraftan Türkiye’nin rejimini, sistemini, hatta geleneklerini, sistemini değiştirmek Türkiye’nin kıblesini Moskova’ya yada Çin’e çevirmek isteyen, ay yıldızlı bayrağın yerine Çin bayrağı, Rus bayrağı dalgalandırmak isteyen , Türkiye’ye kominizimi getirmek isteyen insanlar vardı. Bir taraftan da bu ülkenin değerlerine , kutsalına, bayrağına ezanına , dinine  inancına , maneviyatına kısacası izzeti nefsine namusuna sahip olan insanlar vardı. Bir taraf dışardan beslenirken alkışlanırken , dışardan yönlendirilirken diğer taraf tamamen millete yaslanarak gücünü ve desteğini ondan alarak mücadelesini sürdürdü. Netice itibariyle o yıl Türkiye’nin bir çok üniversitesi kurtarılmış bölge haline gelmiştir.

O yıllarda  Türkiye’nin bir çok mahallesine emniyet giremiyordu, güvenlik güçleri giremiyordu. Sol tarafından işgal edilmişti. Kalelerimize üs bayrakları asılıyordu. Sol guruplar narsist guruplar Türkiye’ye Çin modelini mi getirelim? Rus modelini mi getirelim? Türkiye’yi ele geçirdik diyerek birbirileri ile kavga ediyorlardı. İşte o hengamede Türk milletini  barından milliyetçi bir harekat çıktı, Ülkücü bir harekat çıktı “Biz bu oyunu bozarız ” dedi. Netice itibariyle de bu oyunu bozduk. Bunun karşılığında 3 -4 bin şehit verdik. Ama bu kavganın başka taraflarıda vardı bunuda söylemekte fayda var. ”

“Devlet sorumluluğunu yerine getirseydi başka bir Türkiye’de olacaktık”

Dönemin güvenlik politikalarını da eleştiren Sönmez, güvenlik güçlerinin görevlerini gerektiği şekilde yerine getirmesi halinde çok sayıda gencin hayatını kaybetmeyeceğini ifade etti.

O dönemin yalnızca “sağ-sol kavgası” şeklinde değerlendirilmesinin yaşananların gerçek boyutunu ortaya koymayacağını savunan Sönmez, Türkiye’nin rejimini ve sistemini değiştirmek isteyen gruplarla ülkenin değerlerine sahip çıkan kesimler arasında ciddi bir mücadele yaşandığını söyledi. Sönmez sözlerine şöyle devam etti;

“O dönemde güvenlik güçleri görevlerini hakkıyla yerine getirmiş olsalardı, 5 bin tane gencimiz gitmeyecekti. Bunlardan 3-4 bin tanesi ülkücüydü. Devlet sorumluluğunu yerine getirseydi, asker sorumluluğunu yerine getirseydi başka bir Türkiye’de olacaktık. Belki bugün bir demokrasi sorunu ile karşı karşıya gelmeyecektik.

Hemşehrimiz Orgeneral Bedrettin Demirel’in o dönemde yapmış olduğu bir açıklama var: “Biz darbeye 1978’de karar verdik, olgunlaşmasını bekledik, 1980’de de yaptık.” demişti.

Bir darbe nasıl olgunlaşır? Teröre göz yumarsınız, kavgaya göz yumarsınız veya kavganın durduğu yerde bunu bizzat siz tutuşturursunuz. Vatandaş artık bizar olur, “Yeter” der. “Asker gelsin, kim gelirse gelsin ama bu akan kan dursun” noktasına gelir. O anda da gelirsiniz, müdahalenizi yaparsınız.

O dönemin güvenlik güçleri, o dönem darbeye karar verenler, bilerek, isteyerek bu kavgayı tutuşturmuşlardır. Görevlerini yapmamışlardır. 11 Eylül’e kadar adreslerini bilmedikleri sol veya sağ grupların tamamını 12 Eylül’de evlerinden almışlardır. Ellerindeki bilgiyi darbeyi bekleyerek kullanmışlardır. Darbeden önce kullanmış olsalardı, bugün başka bir Türkiye’den bahsediyor olacaktık.

Onun için darbeler bu ülkeyi geri götüren, bu ülkenin ekonomisini felç eden, bu ülkenin demokrasisini felç eden, bu ülkenin istikbaline yapılmış müdahalelerdir.

Bugün Türkiye’de herkesi tatmin eden bir demokratik sistem yoksa bunun sebebi, 10-15 senede bir yapılan darbelerdir. Son darbe 15 Temmuz’da yapılmıştır ve milletin sinesine çarparak geri dönmüştür.”

“Darbeler artık farklı yöntemlerle yapılabiliyor”

Konuşmasında günümüzde darbe kavramının değiştiğini de dile getiren Sönmez, darbelerin artık yalnızca tank ve silahla yapılmadığını savundu. Sönmez, “Eskiden darbeler tankla, tüfekle yapılıyordu. Şimdi artık darbeler hakim cübbeleri ile, iddianamelerle, mahkeme kararları ile yapılıyor” dedi.

Türkiye’de vatandaşın iradesini, seçim hakkını ve sandığı dikkate almayan her türlü yönteme karşı çıkılması gerektiğini vurgulayan Sönmez;

Şimdi darbe dediğimiz zaman şunu da görmek lazım: Artık dünyada darbeler de değişti. Eskiden darbeler tankla, tüfekle yapılıyordu; şimdi artık darbeler hâkim cübbeleriyle, iddianamelerle, mahkeme kararlarıyla yapılıyor.

Bunun tehlikesi de şudur: Bu tip darbelerde vatandaş hâlâ demokrasi içinde olduğunu, yasal şartlar içerisinde olduğunu zannediyor. Dolayısıyla tepki koymada tereddüt ediyor.

Onun için biz Türkiye’de vatandaşın iradesini dikkate almayan, vatandaşın seçim hakkını dikkate almayan, sandığı dikkate almayan, hangi yolla gelirse gelsin, darbelere karşı olmalıyız. Türkiye demokrasisini güçlendirmeli. Türkiye’deki olayların bir kısmı da demokrasinin güçlü olmamasından, birtakım çevrelerin istismar edilmesinden kaynaklanan problemlerdir.

Türkiye, ben inanıyorum ki darbelerden büyük ders almıştır. Bir daha darbe iklimlerine girmeyecektir. Ama yargı yoluyla, ama başka metotlarla, cübbeyle yapılan, mahkeme kararlarıyla gerçekleştirilen darbelere de son verilmelidir.

Kesinlikle milletin iradesine bütün siyasetçiler saygı göstermelidir. Zaten darbeleri tetikleyen unsurlardan birisi de giderek milletten uzaklaşması, problem çözmekten uzaklaşması, gerçekliği kaybetmesidir.

Siyasetçinin bir kulağı millette, bir kulağı dünya dengelerinde olmalı. Buna göre hareket etmelidir.

Allah bir daha bu ülkeye darbe göstermesin.”

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.