DOLAR 50,04050,06%
EURO 56,32260,21%
ALTIN 6.636,621,54
BITCOIN 40208682.66979%
Elazığ
9°

HAFİF YAĞMUR

SABAHA KALAN SÜRE

Elazığ’da üzüm dalında kaldı, üretici gelecek yılın hesabını yapamıyor
  • Harput Times
  • GÜNDEM
  • Elazığ’da üzüm dalında kaldı, üretici gelecek yılın hesabını yapamıyor

Elazığ’da üzüm dalında kaldı, üretici gelecek yılın hesabını yapamıyor

ABONE OL
5 Kasım 2026 12:14
Elazığ’da üzüm dalında kaldı, üretici gelecek yılın hesabını yapamıyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Haber: Serra TAYLAN

Elazığ’da binbir emekle yetiştirilen üzümler, alıcı bulamadığı için bağlarda çürümeye terk edildi. Bir yıl boyunca ailesinin geçimini sağlamak, borçlarını ödemek ve çocuklarını okutmak için hasat mevsimini bekleyen üretici, şimdi ürününü toplatıp toplatmamak arasında sıkıştı. Dolu felaketinin ardından aşırı yağışlarla da zarar gören bağlarda, hasat yapılsa satılamama, dalında bırakılsa çürüme riski var. Elazığ Üzüm Üreticileri Birliği Başkanı Cengiz Öz, kentte yaklaşık 60 bin ton üzümün alıcı beklediğini belirtirken üreticiler, gelecek yıl yeniden üretim yapabilmek için devletten destek istiyor.

 

Elazığ’ın bağlarında bir yılın emeği, bugün dalında bekliyor. İlkbaharda toprağa verilen emek, yapılan budama, gübreleme, ilaçlama, ödenen işçi ücretleri ve mazot masrafları… Üretici, bütün bir yıl boyunca hasat gününü bekledi. Çünkü o hasat yalnızca üzümün toplandığı birkaç günden ibaret değil. Bir ailenin bir yıllık geçimi, ödenecek borçlar, çocukların okul masrafları ve gelecek sezonun hazırlığı demek.

Ancak bu yıl beklenen hasat sevinci yerini kaygıya bıraktı. Dolu felaketinin ardından eylül ve ekim aylarında etkili olan aşırı yağışlar, üzümlerde çatlamaya ve şeker oranının düşmesine neden oldu. Ürününü satmak isteyen üretici alıcı bulamadı. Hasadı geciktirenler ise zamanla yarışmaya başladı. Çünkü bağda bekleyen üzüm, her geçen gün değerini kaybediyor.

Elazığ’da Öküzgözü ve Şirfoni gibi üzüm çeşitleriyle üretim yapan çiftçiler, yalnızca bu yılın zararını değil, gelecek yıl yeniden bağlarına dönüp dönemeyeceklerini de düşünüyor. Geçmiş yıllarda üzümlerini teslim edebildikleri şarap fabrikasının depremde hasar gördüğü gerekçesiyle kapanmasının ardından pazar sorununun büyüdüğünü belirten üreticiler, şimdi emeklerinin karşılığını alabilecekleri bir çıkış yolu arıyor.

80 YILLIK FABRİKA KAPANDI, ÜRETİCİ ZORDA KALDI

Cumhuriyet döneminin önemli kazanımlarından olan , Elazığ’ın ekonomik ve kültürel tarihinde önemli bir yere sahip olan Elazığ Şarap Fabrikası, 1944 yılında Tekel bünyesinde kuruldu. Başta Öküzgözü ve Boğazkere olmak üzere bölgenin şaraplık üzümlerini değerlendiren fabrika, yıllarca üreticilere güvenilir bir pazar sağladı, istihdam yarattı ve Buzbağ markasıyla Elazığ’ın adını uluslararası alanda duyurdu.

2004 yılında özelleştirilerek Kayra Şarapçılık bünyesine geçen fabrika, şirketin 2020 ve 2023 depremlerinde oluşan hasarları gerekçe göstererek üretimi Tekirdağ’a taşıma kararı almasının ardından 2025 sonbaharında kapandı.

Fabrikanın kapanmasıyla Elazığlı üzüm üreticileri önemli bir alım merkezini kaybetti. Fabrikanın kapanması ile ürünlerinin zaten kısıtlı olan pazarını kaybeden üreticiler kısmi olarak da olsa fabrikanın ürün alacağı kararıyla derin bir nefes aldılar. Ancak bu yıl işler tamamen değişti. Ülke genelinde rekoltenin yüksek oluşu nedeni ile fabrika Elazığ’dan alımlarını azalttı. Üstelik aşırı yağışlar nedeni ile ürünlerin şeker oranı düştüğü için alın miktarı beklentilerin çok altında kaldı. Fabrika tarafından henüz bir fiyat belirlenmemesine rağmen üreticinin elinde kalan üzümler iç piyasada 10 liraya alıcı buluyor. Pekmez, orcik, sirke gibi ürünlerin üretimi için satılan ürünler de üretilen üzümlerin küçük bir kısmını kapsıyor. Ürünlerini satmakta zorlanan çiftçiler, artan maliyetler ve pazar sıkıntısı nedeniyle mağduriyet yaşamaya başladı. Üzümün değerinde alıcı bulamaması, bağların sökülmesi ve üretimin azalması endişelerini de beraberinde getirdi.

KAYBEDİLEN YALNIZCA BİR FABRİKA DEĞİL

Fabrikanın kapanması, yalnızca bir işletmenin faaliyetini durdurması anlamına gelmiyor. Üreticiden işçiye, nakliyeciden yerel ticarete kadar uzanan ekonomik zincirin önemli bir halkasının ortadan kalkması, Elazığ ekonomisini de etkiliyor.

Elazığ’ın dünyaca tanınan üzümlerini yetiştiren çiftçi, ürününü satacak güvenilir bir pazar bulamazsa bağını nasıl koruyacak? Üreticinin emeğinin karşılığını alabileceği bir alım mekanizması oluşturulmadığı takdirde Elazığ, yalnızca önemli bir sanayi tesisini değil, kuşaklardan beri yaşatılan bağcılık kültürünü ve tarımsal mirasını da kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacak.

ÜRETİM HAFIZASI GÖÇ ETTİ

Bölgenin en önemli sanayi ve alım gücü olan şarap fabrikasının kapanma kararı alarak Tekirdağ’a taşınması, üreticiler için adeta bir dönüm noktası oldu. Alternatif bir entegre tesisin bulunmaması nedeniyle üretici, yüksek tonajlı mahsulünü işleyebileceği veya saklayabileceği bir kapı bulamıyor. Bu durum yalnızca bu yılın gelir kaybıyla sınırlı değil; elinde kalan ürünü yok pahasına bile satamayan çiftçi, bağların bakım maliyetlerini karşılayamayacak noktaya geldi. Gübre, ilaç ve işçilik borçlarını ödeyemeyen üreticiler için önümüzdeki yıllarda bağcılığı tamamen bırakma, asırları bulan bağları sökme ve dolayısıyla bölgenin tarımsal kimliğini tamamen kaybetme riski her geçen gün daha da somutlaşıyor.

 

“100 TON ÜRETTİM, SADECE 6,5 TONUNU VEREBİLDİM”

Elazığ Üzüm Üreticileri Birliği Başkanı Cengiz Öz de aynı kaygıyı yaşıyor. Bu yıl 100 tonun üzerinde üzüm yetiştirdiğini ancak şimdiye kadar yalnızca 6,5 tonunu fabrikaya verebildiğini belirten Öz, geriye kalan ürününün dalında beklediğini söyledi.

Öz, yaşanan durumu şu sözlerle anlattı:

“Bu sene don ve aşırı yağış oldu. Rekoltemiz iyi ancak yağışlardan dolayı bizlerin brix dediği üzümün şeker oranı azaldı. Özellikle son yağışlardan sonra çatlama meydana geldi. Ben bu yıl 100 tonun üzerinde üzüm ürettim. Ancak şu ana kadar sadece 6,5 tonunu fabrika aldı. Kalan üzüm dalında. Hasat ettirsem çürüyecek, ettirmesem kuruyacak.Fabrikanın aldığı ürünler için henüz bir taban fiyat belirlenmedi. Ancak kalan üzümlerimiz için 10 liraya bile alıcı bulmak çok zor oldu.”

Öz’ün anlattığı, yalnızca bir üreticinin yaşadığı sorun değil. Bağlarda aynı hesabı yapan çok sayıda çiftçi var. Ürünü toplatmak için yeniden masraf etmek gerekiyor. Ancak toplanan üzümün satılacağının garantisi yok. Dalında bırakıldığında ise çürüme ve kalite kaybı riski büyüyor.Üretici, bir yandan yaptığı masrafı kurtarmaya çalışırken diğer yandan gelecek yılın üretim maliyetlerini nasıl karşılayacağını düşünüyor.

60 BİN TON ÜZÜM ALICI BEKLİYOR

Elazığ’da yaklaşık 60 bin ton üzümün dalında kaldığını belirten Cengiz Öz, ürünün büyük bölümünün satılamadığını ifade etti. Geçmiş yıllarda hasat döneminde firmaların Elazığ’a gelerek fiyat belirlediğini ve üreticilerin ürünlerini satabildiğini anlatan Öz, bu yıl aynı sürecin yaşanmadığını söyledi.

Öz, “Malımız yerde, üretici olarak sesimizi duyuramıyoruz. Sesimizi çıkaramıyoruz çünkü hiç değilse malımızı alsınlar istiyoruz. Daha önceki yıllarda hasat döneminin ortasında bütün firmalar Elazığ’a gelip bir fiyat belirlemesi yapıyorlardı. Biz de malımızı veriyorduk. Ama bu sene hesap kitap yapıyoruz, ne yazık ki o da olmadı. Fabrika üretimin çok küçük bir kısmını aldı. Üzüm dalında kaldı. Yöresel ürünlerin üretiminde kullanılması için satıyoruz.O da yeterli değil.Ve bolluktan mı, bizlerin çaresizliğinden ni bilinmez 10 lira hatta bazı bölgelerde 8 liradan alıcı zor buluyor üzümler”  dedi.

Üreticinin önündeki en büyük sorunlardan biri de maliyetler. Öz’e göre üzümün kilogram maliyeti, yetiştirildiği bölgeye ve verime göre 10 ila 20 lira arasında değişiyor. Buna karşın bazı üreticiler, ürünlerine 10 liradan dahi alıcı bulamıyor.

Geçen yıl üzümlerini 40 liraya sattıklarını belirten Öz, bu yıl maliyetleri karşılayacak bir fiyat oluşmadığını dile getirdi.

“Bu çiftçi nasıl geçinecek, ne yiyip ne içecek, çocuklarına nasıl bakacak, bir sonraki yıla nasıl hazırlık yapacak?Bu yıl yağışlar yüz güldürdü ama sonrasında aşırı olması ürünlerimize zarar.Kimi yerleri dolu vurdu. Geçen sene kuralık vardı destek verildi. Bu sene de aşırı yapış var. Bu da bir afet. Üreticilerin bir kısmı değil hepsi perişan.O nedenle bu konuda da devletin desteği gerekiyor. Alıcı yok, fiyat düşük.Devlet almalı ya da alımlara teşvik etmeli.” dedi.

Cengiz  Öz, üreticilerin ya bağlarını bırakmak ya da ağır ekonomik koşullara katlanmak zorunda kalabileceğini söyledi.

BİR YILLIK EMEK, GELECEK YILIN UMUDU

Yaklaşık 50 dönümlük bağında bu yıl 100 ton civarında üzüm yetiştiren üretici Erdoğan Kınaş da şimdiye kadar yalnızca 6-6,5 ton ürününü satabildiğini belirtti.

Kınaş’ın kaygısı yalnızca dalında bekleyen üzüm değil. Bu yılın zararını karşılayamaması halinde gelecek sezon bağını nasıl hazırlayacağını da bilmiyor. Gübre, ilaç, mazot ve işçilik giderleri için yeniden para bulması gerekiyor. Ancak mevcut ürününü satamadığı için yeni sezonun masraflarını nasıl karşılayacağını hesaplıyor.

Kınaş, yaşadığı çıkmazı şöyle anlattı:

“Yaklaşık 50 dönümlük bir bağım var. Bu seneki rekoltem, yani üzüm üretimim 100 tonu buldu ama ben şu aşamaya kadar sadece 6 ton üzüm verebilmişim. Bu 10 güne kadar bu üzümü hasat ettiremediğimiz takdirde arıların gelip hasar vermesi, üzümün dalında çürümesi söz konusu.”

Gelecek sezonu düşünürken bağlarını sökmeyi bile aklından geçirdiğini belirten Kınaş, “Önümüzdeki sezon bunu ne yapabiliriz, nasıl telafi edebiliriz? Yoksa kepçeyi takıp tekrar üzümleri çıkarır mıyız? Şu anda kara kara bunu düşünüyoruz” dedi.

Kınaş, devletten doğrudan para yardımından çok üretimin devamını sağlayacak destekler beklediklerini vurguladı. Mazot, gübre ve tohum desteğinin gelecek yıl yeniden üretim yapabilmek açısından önemli olduğunu belirten Kınaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz hükümetten para istemiyoruz, destek istiyoruz. En azından dışarıdan ithalat yapacağına kendi üreticisinden almalı. Üreticisine para yerine mazot, gübre, tohum desteği vermeli. Bizim bir pazarımız yok. Pazarımız olursa sorun olmaz.”

“ÇOCUĞUMUZ GİBİ BAKTIK, DALINDA ÇÜRÜYOR”

Üretici Ali Çok da hasat mevsiminin sonuna yaklaşılmasına rağmen ürünlerini satamadıklarını söyledi. Bağların bakımını yaptıklarını, ilaçlama ve gübreleme için masraf ettiklerini, dolu felaketinin ardından zarar gören bağları yeniden toparlamak için uğraştıklarını anlatan Çok, şimdi bütün emeklerinin boşa gitmesinden endişe ediyor.

Çok, yaşadıkları mağduriyeti şu sözlerle dile getirdi:

“Bu sene üzümün başına gelmeyen kalmadı. Bu mevsim, bu tarih oldu. Bağlarda bir kilo üzüm bile kesilmedi. Bağların bakımını yaptık, ilaçladık, işçi getirdik götürdük. Kış geldi, hasat mevsimi geçmek üzere, hâlâ firmalardan ses yok. Muhatap bulamıyoruz. Şaştık, ne yapacağımızı bilmiyoruz. Devletimiz el atmalı. Bu kadar üretici kaderine terk edilmemeli.”

Bağlarına verdikleri emeği anlatırken üzüntüsünü gizleyemeyen Çok, “Üzüm bekliyor. Bekledikçe çürüyor, kilosunu kaybediyor, kalitesi düşüyor. Çocuğumuz gibi ilgilendik bağlarımızla. Gübresini, çapalamasını, ilaçlamasını bir gün dahi geciktirmedik. Dolu vurdu, tekrar canlandırmak için çabaladık. Koca bir sezon bu hasada hazırlandık. Ama gelin görün ki ürünlerimiz bağda, dalında çürümeye terk ediliyor” diye konuştu.

Çok, şarap fabrikasının kapanmasının ardından üreticiyi koruyacak tedbirlerin alınmasını ve kalıcı bir pazar oluşturulmasını istedi.

DOLU VURDU, YAĞMUR ÇATLATTI, ALICI ÇIKMADI

Üretici Akın Toktaş da bahar aylarında yaşanan dolu felaketinin ardından büyük zarar gördüklerini, bölgede incelemeler yapılmasına rağmen zararlarının karşılanması için henüz bir gelişme yaşanmadığını söyledi.

Toktaş, doludan kurtarabildikleri ürünlerini bu kez de satamama riskiyle karşı karşıya kaldıklarını belirtti. Artan mazot ve işçilik giderlerinin üreticinin belini büktüğünü ifade eden Toktaş, maliyetlerini karşılayacak bir fiyat oluşmadığına dikkat çekti.

Toktaş, “Maliyetleri tek tek saymama gerek yok. Her şey yüzde yüze yakın zam aldı. Mazot fiyatları ve işçilik giderleri belimizi büktü. İlaçlamasından çapasına kadar her şeyi yaptık. Dolu vurdu bağları. Evet, büyük zarar oldu. Henüz zararların telafisi için bir gelişme olmadı. Ama biz o zararın açtığı yıkımı iyileştirememişken bu kez de ürünleri satamama derdine düştük” dedi.

Üzümün kilogram maliyetinin 16-20 liraya ulaştığını belirten Toktaş, ürünlerine 10 liradan dahi alıcı bulamadıklarını söyledi. Üreticilerin en azından maliyetlerini kurtarabilmesi için alım garantisi sağlayacak girişimlerde bulunulmasını istedi.

ÜRETİCİ SAYISI AZALIYOR, BAĞLAR TEHLİKEDE

Cengiz Öz, Elazığ’da geçmiş yıllarda 4 bin-4 bin 500 civarında olan üzüm üreticisi sayısının bugün 2 bin-2 bin 500 seviyelerine gerilediğini belirtti. Bu yıl yaşanan kayıpların ardından 300-400 üreticinin daha bağcılığı bırakabileceğini söyledi.

Üreticiler için mesele yalnızca bu yılın üzümünü satabilmek değil. Bağcılığı bırakmak, yıllardır geçimlerini sağladıkları üretimden vazgeçmek anlamına geliyor. Bağların sökülmesi ise yalnızca bir çiftçinin değil, üzüm üretimine bağlı işçilerin ve bölgedeki ekonomik hayatın da etkilenmesi demek.

Elazığ’ın coğrafi işaretli üzüm çeşitleriyle tanınan bağlarında bugün hasat sevinci yerine belirsizlik yaşanıyor. Üreticiler, bir yıl boyunca emek verdikleri ürünlerini satamadıkları için borçlarını ödeyememekten, ailelerinin geçimini sağlayamamaktan ve gelecek sezon yeniden üretim yapamamaktan endişe ediyor.

Bağlarda üzüm hâlâ dalında. Ancak üreticinin bekleyecek gücü de, gelecek yılın masraflarını karşılayacak kaynağı da giderek azalıyor. Çiftçiler, zararlarının karşılanmasını, üretimin sürdürülebilmesi için destek verilmesini ve ürünlerini satabilecekleri kalıcı bir pazar oluşturulmasını bekliyor.

 

ÜRETİCİLER DEVLETTEN DESTEK BEKLİYOR

Üretici Cengiz Öz, Erdoğan Kınaş, Ali Çok ve Akın Toktaş’ın anlattıkları, aynı sorunun farklı bağlarda yaşandığını ortaya koyuyor. Bir üretici 100 tonluk mahsulünün yalnızca 6,5 tonunu satabildiğini söylerken bir diğeri, yeni sezona hazırlanmak için gereken parayı nasıl bulacağını düşünüyor. Dolu nedeniyle zarar gören bağların ardından bu kez satılamayan ürünler, çiftçilerin ekonomik yükünü daha da artırıyor.

Üreticiler, bu yılki zararlarının yanı sıra gelecek sezon için gübre, ilaç, mazot ve işçilik giderlerini nasıl karşılayacaklarını da hesaplıyor. Bazıları bağcılığı bırakmayı düşünürken bazıları son bir umutla ürünlerine alıcı çıkmasını bekliyor.

Çiftçilerin talebi, yalnızca mevcut mahsulün satın alınması değil; Elazığ üzümünü değerlendirecek işleme tesislerinin yeniden gündeme alınması, kalıcı pazarların oluşturulması ve üretimin devamını sağlayacak desteklerin verilmesi.

Çünkü dalında bekleyen her üzüm salkımı, üreticinin bir yıllık emeğini temsil ediyor. O salkımlar çürüdüğünde yalnızca mahsul değil, çiftçinin borcunu ödeme, ailesini geçindirme ve gelecek yıl yeniden üretme umudu da zarar görüyor.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.