Prof. Dr. Caner Feyzi Demir, elektromanyetik kirliliğin, gözle görünmesi mümkün olmayan, elektronik cihazların kullanımı ile oluşan çevresel atık olarak tanımlandığını, Hava kirliliği denince akla soluduğumuz havada hissettiğimiz, boğazımızı yakan bir duman geldiğini, oysa havamızı kirleten ve duyularımızla farkına varamadığımız bir kirleticinin daha var olduğunu, elektromanyetik dalgalarla Çeşitli frekanslı elektromanyetik radyasyonla kuşatılmış bir çevrede yaşadığımızı, Baz istasyonları, radyo frekans dalgaları yayan radyo ve televizyon vericileri, yüksek gerilim hatları, hatta günlük hayatımızda sıkça kullandığımız ev aletleri nedeniyle elektromanyetik kirliliğe maruz kaldığımızı söyledi.
Prof. Dr. Caner Feyzi Demir, ancak dünya’nın yörüngesinde bulunan uyduların sayısının son birkaç yılda hızla arttığını ve bu durumun, yörüngenin imdat çığlıklarına neden olmaya başladığını, Birleşmiş Milletler Uzay İşleri Ofisi’nin (UNOOSA) verilerine göre, 11 Haziran 2024 yılı tarihi itibarıyla gezegenimizin yörüngesinde dönen 11.780 uydu bulunduğunu, Bunların büyük bir çoğunluğunun çalıştığını ve alçak dünya yörüngesinde yer aldığını vurguladı.
Prof. Dr. Caner Feyzi Demir, elektromanyetik kirlilik çevre ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkilere sahip elektrik ve manyetik alan bileşenlerinin oluşturduğu alanın limit değerlerinin üzerinde olması anlamına geldiğini, elektromanyetik kirliliğin kaynağının, elektrik akımı taşıyan yer altı ve yer üstü elektrik hatları, TV ve bilgisayarlar, elektrikli ev aletleri (süpürge, saç kurutma makinesi, tıraş makinesi, karıştırıcı, mikrodalga fırın vb.), radar dalgaları, radyo ve TV vericileri, telsiz haberleşme sistemleri, kordonsuz telefonlar, GSM baz istasyonları ve cep telefonları gibi manyetikler olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Caner Feyzi Demir, elektromanyetik kirliliğin İnsan sağlığı üzerinde ciddi etkileri olduğunu bu sebepten dolayı 2001 yılında elektromanyetik kirliliğin Dünya Sağlık Örgütü tarafından (DSÖ) kanserojen olarak duyurulduğunu, elektromanyetik alanlara maruz kalmanın DNA ve kromozomlar üzerinde hasara yol açabileceği yönünde yapılan çalışmalar içinde Avrupa Komisyonu tarafından finanse edilen “Reflex Projesi” sonuçlarında cep telefonlarının çeşitli insan hücre tipi hücrelerinde doğrudan kanser yapma potansiyeline sahip olduğunu DNA üzerinde UMTS’nin (3G) ikinci nesil teknolojiye göre 10 kat daha etkili olduğu ve kansere sebep olma ihtimalinin yüksek olduğunun bildirildiğini söyledi.
Prof. Dr. Caner Feyzi Demir, yüksek gerilim hattı veya endişe duyulacak bir trafo yakınında yaşayan kişilerin ne kadar elektromanyetik kirliliğe maruz kaldıklarını mutlaka ölçtürmeleri gerektiğini, ikamet edecekleri evleri yüksek gerilim hatlarından ve baz istasyonlarından olabildiğince uzak yerlerde seçmelerinin önemli olduğunu ifade etti.
1
ÜLKÜSÜ VE ÜLKESİNE ADANMIŞ BİR ÖMÜR…..İRFAN SÖNMEZ’LE GÜNDEME DAİR..
17048 kez okundu
2
16723 kez okundu
3
DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN TÜRKİYE’M…….
12505 kez okundu
4
YAZIKONAK’IN DÜRÜST, GÜVENİLİR SİYASET ÜSTÜ BAŞKANI: HATİF ÇADIRCI…
7809 kez okundu
5
İYİ PARTİ’NİN ADAYI İCRAATE DEĞİL REKLAMINI YAPMAYA ADAY…
7558 kez okundu