DOLAR 46,4792 -0.02%
EURO 53,3552 0.15%
ALTIN 6.205,18-1,30
BITCOIN 29644851.44583%
Elazığ
24°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

Başkan  Gültekin:” Cezaevlerinde kadınların cinsel kimlikleri ve bedenleri üzerinden maruz kaldıkları ayrımcılıklar arttı”
  • Harput Times
  • Güncel
  • Başkan Gültekin:” Cezaevlerinde kadınların cinsel kimlikleri ve bedenleri üzerinden maruz kaldıkları ayrımcılıklar arttı”

Başkan Gültekin:” Cezaevlerinde kadınların cinsel kimlikleri ve bedenleri üzerinden maruz kaldıkları ayrımcılıklar arttı”

ABONE OL
20 Haziran 2026 20:01
Başkan  Gültekin:” Cezaevlerinde kadınların cinsel kimlikleri ve bedenleri üzerinden maruz kaldıkları ayrımcılıklar arttı”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

HABER: SERRA TAYLAN

GÜLTEKİN: “12. YARGI PAKETİ KADINLARIN KAZANILMIŞ HAKLARINI HEDEF ALIYOR”

ELAZIĞ – Elazığ Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Dilan Gültekin, kamuoyunda tartışılan 12. Yargı Paketi’ne ilişkin açıklamalarda bulundu. Paketin kadınların uzun yıllar süren mücadelelerle elde ettiği kazanımları ortadan kaldıracağını belirten  Gültekin, düzenlemelerin özellikle kadınlar, çocuklar ve LGBTİ+ bireyler açısından ciddi mağduriyetlere yol açacağını öne sürdü. Yargı Paketi’nin kadın hakları açısından geri adım anlamına geldiğini belirten Gültekin: “Kadına yönelik şiddetin, kadın cinayetlerinin ve çocuk istismarlarının arttığı bir dönemde yoksulluk nafakasının ortadan kaldırılması, kadınları ve çocukları çok daha ciddi mağduriyetlerle karşı karşıya bırakacaktır. Bazı kadınlar can güvenlikleri olmadığı için nafaka haklarından kendi istekleri dışında vazgeçmek zorunda kalmaktadır” dedi.

BAZI KADINLAR CAN GÜVENLİĞİ ENDİŞESİ İLE NAFAKA HAKLARINDAN VAZGEÇMEK ZORUNDA KALMAKTADIR.

Elazığ Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Dilan Gültekin, kamuoyunda tartışılan 12. Yargı Paketi’ne ilişkin açıklamalarda bulundu. Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği Yoksulluk Nafakası ödemesinin 12. yargı paketinde kaldırılarak yeniden düzenlenmesi konusunun kadın ve çocuklar için mağduriyetler yaratacağını ifade eden Gültekin konuya ilişkin olarak şunları söyledi:

“12. Yargı Paketi, biz kadınların büyük mücadelelerle elde ettiği bazı kazanımların yargı yoluyla elimizden alınması anlamına gelmektedir. Bunun daha önce 11.’si vardı.; bundan sonra da 13’üncü, 14’üncü paketler olmak üzere haklarımızı elimizden alacak çeşitli düzenlemeler meclise sunulacaktır. Öncelikle yoksulluk nafakası meselesi var. Boşanma sonrasında yoksul duruma düşen tarafa ödenmesi gereken nafakadan söz ediyoruz. Burada “kadına verilir” şeklinde bir ibare yoktur; kadın ya da erkek fark etmeksizin, boşanma sonucunda yoksulluğa düşen tarafa bağlanan nafakadır. Şimdi bu nafakanın ortadan kaldırılması gündemdedir. Kamuoyunda çeşitli manipülasyonlar nedeniyle bu konuda ciddi bir haksızlık olduğu düşünülmektedir. Ancak gerçekler farklıdır. 2024 verilerine göre yoksulluk nafakasının ortalama miktarı bin 179 TL, güncel enflasyon verilerine göre ise yaklaşık 2 bin 80 TL’dir. Bu nafaka bir gelir kapısı değil, boşanma sonrası yoksul tarafa verilen oldukça cüzi bir destektir. Üstelik bu nafakaların yaklaşık yüzde 44’ü de hiç ödenmemektedir. Bu durum resmi raporlarda da yer almaktadır. Kadına yönelik şiddetin, kadın cinayetlerinin ve çocuk istismarlarının arttığı bir dönemde yoksulluk nafakasının ortadan kaldırılması, kadınları ve çocukları çok daha ciddi mağduriyetlerle karşı karşıya bırakacaktır. Bazı kadınlar can güvenlikleri olmadığı için nafaka haklarından kendi istekleri dışında vazgeçmek zorunda kalmaktadır.

YOKSULLUK NAFAKASININ KALDIRILMASI HEM KADINLAR, HEM DE ÇOCUKLARIN MAĞDURİYETİNİ ARTTIRACAKTIR

Kamuoyunda anlatıldığı gibi yoksulluk nafakası sonsuza kadar verilen bir nafaka değildir. Kişinin yeniden evlenmesi, evlilik benzeri bir birliktelik yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da taraflardan birinin vefat etmesi durumunda nafaka kendiliğinden sona ermektedir. Kadınların boşandıktan sonra yaşamlarını sürdürebilmeleri açısından önemli bir destek olan bu nafakanın kaldırılması, hem kadınların hem de çocukların mağduriyetini artıracaktır. Aile içerisinde çocuk ve yaşlı bakımını üstlenen, ev işlerini yürüten kadınların emeği görünmez kılınmakta; yoksulluğa düştüklerinde ise bu mağduriyeti telafi edecek desteklerden mahrum bırakılmaları amaçlanmaktadır. Bu durum, kadınların çıkmak istedikleri evliliklere mahkûm olmalarının önünü açmakta, boşanmayı zorlaştırmakta ve kadınları ekonomik olarak erkeklere bağımlı hâle getirmektedir.

Boşanma süreçlerinde arabuluculuk uygulamasına da tepki gösteren Gültekin, “Bu yasanın bir diğer sorunlu yönü ise boşanma süreçlerini zorlaştırması ve arabuluculuk sistemini öne çıkarmasıdır. Özellikle evlilik sürecinde psikolojik, ekonomik ve fiziksel şiddete maruz kalan kadınların mağduriyetini artıracak düzenlemeler içermektedir. Bu yasanın bir diğer sorunlu yönü ise boşanma süreçlerini zorlaştırması ve arabuluculuk sistemini öne çıkarmasıdır. Özellikle evlilik sürecinde psikolojik, ekonomik ve fiziksel şiddete maruz kalan kadınların mağduriyetini artıracak düzenlemeler içermektedir.” dedi.

“BASKI VE TACİZ NEDENİ İLE CEZAEVLERİNDE KADIN VE LGBTİ+ BİREYLERİN İNTİHARLARI YAŞANIYOR”

12. Yargı paketinin   LGBTİ+ bireyleri de olumsuz etkileyeceğini öne süren Gültekin, özellikle cezaevlerinde kadın ve LGBTİ+ bireylere baskı ve şidddetin çoğalması nedeni ile   cezaevlerinde intihar sayılarının arttığını belirterek:

“Ayrıca bu torba yasa, LGBTİ+ bireylerin yaşamlarını da doğrudan hedef alan ve onları daha kırılgan hâle getiren düzenlemeler içermektedir. Son dönemde cezaevlerinde trans bireylere ve LGBTİ+ mahpuslara yönelik baskı ve şiddetin arttığı bilinmektedir. Bazı cezaevlerinde bu baskılar nedeniyle intihar vakalarının yaşandığına ilişkin haberler basına yansımıştır. Bu yasa ile birlikte bu tür ihlallerin daha da artmasından endişe duyuyoruz”

“ÇIPLAK ARAMA KADIN BEDENİ ÜZERİNDEN GERÇEKLEŞTİRİLEN BİR AŞAĞIAMADIR, SUÇTUR”

Cezaevlerinde yaşandığını iddia ettiği hak ihlallerine de değinen Gültekin, “Özellikle cezaevlerinde kadınların cinsel kimlikleri ve bedenleri üzerinden maruz kaldıkları ayrımcılığın arttığı görülmektedir. Buna örnek olarak, İBB soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Pınar Türker’e yönelik gündeme gelen uygulamalar gösterilebilir. İddialara göre kadın mahpusların çıplak aramaya maruz bırakılması ve aşağılayıcı söylemlerle karşı karşıya kalması söz konusu olmuştur. Öncelikle belirtmek isterim ki; çıplak arama bir insan hakları ihlalidir, insanlık suçudur ve cinsel taciz niteliği taşımaktadır. Kadın bedeni üzerinden gerçekleştirilen bir aşağılamadır. Bu konuda kadın arkadaşımız Pınar Türker’in yanında olduğumuzu bir kez daha ifade etmek istiyoruz” dedi.

KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN CEZALARI YETERLİ DEĞİLDİR

Kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarı davalarında faillerin yeterli cezaları almadığını savunan Gültekin, “Son dönemde artan kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarı davalarında faillerin yeterli cezaları almaması nedeniyle toplumda ciddi bir şiddet ortamı oluşmuştur. Mevcut hükümetin kadın cinayetlerini önlemek, şiddeti azaltmak ve faillerin gerekli cezaları almasını sağlamak yerine bu tür yargı paketleriyle kadınları daha da sindirdiğini, çocukları ise içinde bulundukları mağduriyetlere mahkûm ettiğini düşünüyoruz Burada yine mağdur olan kadınlar ve çocuklar olmaktadır. Bu nedenle 12. Yargı Paketi’nin Meclis’ten geçmemesi için elimizden gelen her türlü demokratik mücadeleyi sürdüreceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz” ifadelerini kullandı.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP