DOLAR 47,3773 0.05%
EURO 53,9919 0.23%
ALTIN 6.133,39-1,17
BITCOIN 3018210-1.9%
Elazığ
30°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

Av. Dr İrfan Sönmez’in kaleminden…Özgür muhalefet varsa demokrasi vardır.
  • Harput Times
  • GÜNDEM
  • Av. Dr İrfan Sönmez’in kaleminden…Özgür muhalefet varsa demokrasi vardır.

Av. Dr İrfan Sönmez’in kaleminden…Özgür muhalefet varsa demokrasi vardır.

ABONE OL
28 Temmuz 2026 19:31
Av. Dr İrfan Sönmez’in kaleminden…Özgür muhalefet varsa demokrasi vardır.
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Karl Popper,”Demokrasi mükemmel bir sistem olduğu için değil; kan dökmeden,seçim yoluyla hükümet değiştirmeye imkan tanıyan tek sistem olduğu için değerlidir.” der.

Seçimi değerli kılan onun iktidar değişikliğine imkan veren bir mekanizma olmasıdır. Ama bunun için sağlıklı bir rekabet ortamı ve özgür bir muhalefetin olması şarttır. Nitekim Popper, başka yazılarında buna da işaret etmiş, muhalefetin bastırıldığı bir yerde demokrasiden söz edilemeyeceğini ifade etmiştir.

Bizde demokrasi, seçime indirgenen bir sistem olarak görüldüğü  için, seçimi kazanan her şeyi kazandığını düşünerek hükümranlık sahasına muhalefeti de  dahil etmeye  çalışmıştır. Yönetim alanına muhalefeti de alması,demokrasinin olmazsa olmazı olan özgür muhalefet imkanını  zayıflatmış, seçim, iktidar değiştirmenin bir aracı olma gücünü büyük oranda yitirmiştir.

CHP’ye yönelik hamlelerin esas saiki budur ve hedef muhalefetsiz bir Türkiye’dir. Böyle bir ülkede artık demokrasinin varlığından,bağımsız bir yargıdan, özgür bir muhalefetten söz edilemez. Dünyanın hiç bir yerinde  yargının parti başkanlarını belirlemek gibi bir görevi yoktur.Parti yöneticileri kendi iç mekanizmaları ile seçilir, yargı sadece YSK eliyle hukuka uygunluk denetimi yapar, butlan yoluyla partilere başkan tayin edemez.

İktidar, bunu CHP’ye yönelik ve onunla sınırlı bir hamle gibi gösterse de hakikat bundan farklıdır. CHP, iktidarın karşısında onu yenme potansiyeline sahip-şimdilik- tek parti olduğu için hedef alındı. O potansiyel başka bir partide olsa, muhtemelen hedefteki parti o olacaktı. Esas gaye, seçimle gitme ihtimalini ortadan kaldırmak, bunun için ‘benim partimin’ yanına ‘benim muhalefetimi’ eklemekti.

Bu noktadan sonra şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; Erdoğan’ın MHP’sinden sonra, Erdoğan’ın bir CHP’si de oldu.Bu  ifade bazılarına abartılı gelebilir. Bunu anlamak için son haftalarda iktidarla aynı cephede yer alan partilerin bazı taleplerinin Erdoğan nezdinde gördüğü karşılığa bakmak kafi. BBP Genel Başkanı Destici, birkaç defa Çözüm süreci ile ilgili partisinin tepkilerini dile getirdi. Eleştirileri doğruydu, dikkate bile alınmadı. Bahçeli, çok değil on gün kadar önce Askeri hastanelerin açılması gerektiğini söyledi, bu da doğru ve gerekli bir ihtiyaçtı. İYİ parti bundan cesaret alarak Askeri hastanelerin açılması için bir önerge verdi,AKP oyları ile ret edildi.Bahçeli ve ekibi -çekimser kalarak- kendi taleplerine bile oy verecek cesareti gösteremediler. Bu durumda bu partilerin genel başkanlarının bir hükmünün olduğu söylenebilir mi? Sarayın daha hangi partileri yönettiğini, hangilerine nüfuz ettiğini bilmiyoruz. Muhalefetin her seçimde anketlerde öndeyken seçim kaybetmesi,  biraz da son viraja gelindiğinde -bilinçli,planlı- bir savrulmanın yaşanmasıdır.

Lakin,muhalefeti ezerek, sesini kısarak  her zaman iktidarda kalmak mümkün değildir. Şimdiye kadar mümkün oldu. Ama bu her zaman bu planın tutacağı anlamına gelmiyor. Mazlum ve mağdurlar yaratarak yol alanlar karşıtlarını zayıflatmaya çalışırken bazen de tam tersi olur. Vicdanların uyanmasına, adalet duygusunun harekete geçmesine sebep olurlar.Vatandaş particiliği bırakıp kötü yönetimden kurtulmak için birleşir.Ayrışmanın  yerini bütünleşme alır. Popper’in ifadesiyle:”Kim yönetecek sorusu yerine, kötü ve acımasız bir yönetimden kan dökmeden, barışçıl yollarla nasıl kurtuluruz sorusunu sormaya başlar.” Bu da otokratların sonu olur. Onun için eleştiri ve muhalefet özgürlüğüne sahip çıkmak gerekir, çünkü özgür bir muhalefet varsa demokrasi vardır.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP