DOLAR 47,5344 0.03%
EURO 54,7603 -0.12%
ALTIN 6.168,61-0,11
BITCOIN 30299241.1%
Elazığ
31°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

Av Dr. İrfan Sönmez’in kaleminden… Din – Terakki İlişkisi

Av Dr. İrfan Sönmez’in kaleminden… Din – Terakki İlişkisi

ABONE OL
3 Ağustos 2026 18:47
Av Dr. İrfan Sönmez’in kaleminden… Din – Terakki İlişkisi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İslam dünyasındaki gerileme, hep dinden uzaklaşma ile izah edildi. Bu, ne kadar dindarlaşırsak o kadar ilerleyeceğimiz anlamına geliyor.

 

Dindarlaşma ile ilerleme arasında kurulan bu ilişki ayaklarımıza dolanan bir bağ oldu. İlerlemenin gerçek dinamikleri görmezden gelindi, akılla ilişkimiz gevşedi.Asırlardır hala aynı türküyü söylemeye devam eden büyük bir kitle var.

 

Diğer taraftan ” din terakkiye manidir” diyenler oldu. Aslında bu yaklaşım da ilerleme ile din arasında ilişki kuran bir yaklaşım. Aynı zihniyetin tersinden bir taklidi.

 

Din ilerlemenin ne motoru ne engelidir. Dinin böyle bir amacı da yoktur.O bizi yaradılış gayemizle buluşturur,Allah ve kulları ile ilişkilerimizi düzenler.Hayatımıza anlam katar,amaçsızlıktan,ölçüsüzlükten,ruhsuzluktan kurtarır.

 

Bugün gelişmiş veya geri kalmış ülkeler arasında bir karşılaştırma yapıldığında bunun dinle ilişkili olmadığını görmek mümkündür.İleri ülkelerin hiç biri geri kalmış olanlardan daha dindar değil, tam aksine dinden daha uzak oldukları söylenebilir. Ama ahlaki bir mukayesede aynı sonuca ulaşabilir miyiz, emin değilim. Gelişmiş ülkelerde dinle veya dinden bağımsız yerleşmiş bir ahlak biçimi var. Kurallara sımsıkı bağlılar.Hırsızlık, yolsuzluk, haksızlık bizdekinden daha az yaygın. Her türlü çirkinliğe dini bir meşruiyet aramıyorlar.Aklın, düşüncenin, çalışmanın hakkını veriyorlar.

 

İşte bizde olmayan budur, aklın,düşüncenin, bilimin hakkını vermemek. Düşünmeyen, aklını kullanmayan bir toplum üretemez. Hızla değişen dünyaya ayak uyduramaz, hayat şartlarını değiştiremez. İnsanla hayvan arasındaki fark birinin aklıyla ötekinin insiyakları, içgüdüleri ile hareket etmesidir. Onun için insanların hayat standartları, çevresi, sosyal yapısı hep değişmiş, hayvanların yaşamında- hayvanların içgüdülerinden- kaynaklanan bir değişme olmamıştır. Dünya yaratılalı beri nasıl yaşıyorlarsa öyle yaşamaya devam ediyorlar. Barınma, yeme -içme tedarik biçimlerinin değişmesi onların geçirdiği terakki ile değil, tamamen insanların gelişme seyri ile alakalıdır. Öyleyse aklı kullanmamanın sonucu hayvanlarda olduğu gibi hayat standartlarının, yaşam biçiminin hep aynı kalması, akılla yürüyenlerin gerisinde kalınması demektir. Bugün yaşadığımız odur.

 

Ama sadece aklı terk etmedik. Dini de eğip-büküp çıkarlarımıza uydurduk.Menfaatlerimizi din haline getirdik.Her şekle girebilen bir din yarattık. Bu din algısı ve yorumu ile din ahlaklaştıran manevi özünü kaybetti. Bunda ulema-yı rüsum’un da büyük vebali var.İmam-ı Azam ile başlayan, Maturidi ile devam eden rey ehli çizgisi terk edildi. Şafi-Hanbeli, Eşari, İbni Teymiye çizgisi İslam dünyasında din yolu olarak baskın hale geldi.Bugünün sorunlarının cevabı geçmişte arandı.Siyaset öncelendi, ahlak ıskalandı.Lafızcılık Kuran’ı anlamanın tek yöntemi olarak görüldü. Maksat ve maslahat unutuldu. Sosyolojik düşünme ihmal edildi. Akıl çöpe atıldı. Endülüs’ün büyük düşünürü İbni Rüşd’ün başına gelenleri hatırlayın:Düşünceleri nedeniyle ağır saldırıları uğradı, gözden düştü, kitapları yakıldı, oğlu ile birlikte Kurtuba camisinin önüne konularak,cemaatin yüzüne tükürmesi sağlandı. İbni Rüşd, sonraları o günü hayatının en acı, en utanç verici günü olarak anlatacaktır. O gün bugündür yüzüne tükürülen akıl ve bilimdir.Geri kalmışlığın, ahlaki çürümenin sebepleri de bu gerçekte saklıdır. Din terakkiye mani değildir ancak -akıldan kopan her din, her izm- terakkiye de, adalete de, özgürlüğe de, ahlaka da mani olur.

 

 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP