DOLAR 47,91460,02%
EURO 55,99880,91%
ALTIN 6.942,823,98
BITCOIN 32776075.7%
Elazığ
29°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

GÜRSEL EROL’DAN MADEN İŞÇİLERİNE DESTEK: “RIZKI GASP ETMEK, BEDDUALARIN EN BÜYÜĞÜDÜR”
  • Harput Times
  • Güncel
  • GÜRSEL EROL’DAN MADEN İŞÇİLERİNE DESTEK: “RIZKI GASP ETMEK, BEDDUALARIN EN BÜYÜĞÜDÜR”

GÜRSEL EROL’DAN MADEN İŞÇİLERİNE DESTEK: “RIZKI GASP ETMEK, BEDDUALARIN EN BÜYÜĞÜDÜR”

ABONE OL
19 Ağustos 2026 21:31
GÜRSEL EROL’DAN MADEN İŞÇİLERİNE DESTEK: “RIZKI GASP ETMEK, BEDDUALARIN EN BÜYÜĞÜDÜR”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

GÜRSEL EROL’DAN MADEN İŞÇİLERİNE DESTEK: “RIZKI GASP ETMEK, BEDDUALARIN EN BÜYÜĞÜDÜR”

CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, haklarını alabilmek için direnişlerini sürdüren maden işçilerini ziyaret ederek destek verdi. Eti Gümüş ve Yıldızlar Holding üzerinden Elazığ’ın Maden ilçesinde yıllardır yaşanan sorunlara dikkat çeken Erol, “Rızkı gasp etmek, bedduaların en büyüğüdür” dedi. Erol, kamu gücünün devreye girmesi gerektiğini belirterek işletmenin yeniden kamu tarafından ele alınması çağrısında bulundu.

CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, hak ve alacakları için direnişlerini sürdüren maden işçilerini ziyaret ederek emekçilerin yanında olduğunu açıkladı. Erol, işçilerin yaşadığı sorunun yalnızca ücret ve alacak meselesi olmadığını, yıllardır bölgede uygulanan madencilik anlayışının ekonomik, sosyal ve çevresel sonuçlar doğurduğunu söyledi.

Erol, Elazığ’ın Maden ilçesinin geçmişte kamu tarafından işletilen bakır işletmesi sayesinde ekonomik ve sosyal açıdan güçlü bir yapıya sahip olduğunu belirterek özelleştirme sonrasında çalışan sayısının ciddi biçimde azaldığına dikkat çekti.

Milletvekili Erol açıklamasının tamamında şu ifadelere yer verdi:

“Öncelikle teşekkür ediyorum. Bütün emekçi arkadaşlarımızın bu haklı direnişlerinde kendilerini desteklediğimi ifade etmek istiyorum.

Biz aslında Elazığ olarak Eti Gümüş ve Yıldızlar Holding’in yarattığı hem işçilerin haklarının gasp edilmesi hem de vahşi bir madencilik anlayışı konusunda yaşananları en iyi bilen illerden biriyiz. Şöyle bir örnek vermek istiyorum: Elazığ Bakır İşletmesi’nin kamu tarafından işletildiği dönemde zaman zaman 6 bin kişinin çalıştığı, ilçenin var oluş nedeni olan, ekonomisini ve ticaretini canlandıran, sosyal ve kültürel hayatına büyük katkı sağlayan bir tesis vardı. Ancak özelleştirmeden sonra, arkadaşlarımızın da verdiği bilgilere göre, çalışan sayısı en son 176 kişiye kadar düştü.

Burada sayısal olarak çalışan sayısının azalmasından daha önemli olan başka bir konu var. Çevre kirliliği yarattılar, hafriyat döküm alanlarını hemen ilçe merkezine taşıdılar, heyelan alanları oluşturdular ve yaşamsal risklerin ortaya çıkmasına neden oldular. Çevre duyarlılığı konusunda gerekli hassasiyeti göstermediler. Adeta hiçbir kuralı ve kanunu tanımayan bir anlayış ortaya koydular. Zaten temel sorun da burada. Daha önce verilen hiçbir sözü, hiçbir taahhüdü kalıcı olarak yerine getirmiyorlar. O anı kurtarıyorlar, sonrasında ise bildiklerini yapmaya devam ediyorlar.

Ben yaklaşık sekiz yıldır Elazığ milletvekiliyim. İlk milletvekili olduğum günden bugüne kadar bu konuyla çok yakından ilgilendik. Madende çalışan emekçi arkadaşlarımızla, ilin diğer milletvekilleriyle toplantılar yaptık. Oradaki haksızlıkları, adaletsizlikleri ve vahşi madencilik anlayışının ilçenin kaderini nasıl etkilediğini, bölgedeki ekonomiye ne derece zarar verdiğini defalarca dile getirdik. Mücadelesini verdik, Meclis’te konuyu gündeme taşıdık. Ancak biz de sizin gibi maalesef çok fazla sonuç alamadık. Yalnızca kamuoyu oluşturabildik.

Üstelik sorun yalnızca işçilerle sınırlı değil. Elazığ’daki maden esnafının da işletmeden önemli miktarda alacağı bulunuyor ve bunların büyük bir bölümü hâlâ ödenmemiş durumda. Yaşanan süreç, emekçilerin, oraya alın teriyle katkı sunan insanların ve bir bölgede kurulan işletmenin o bölgedeki yaşamı nasıl yok edebildiğinin acı bir tablosunu ortaya koyuyor.

Ben buraya gelmeden önce Sayın Bakan’ı aradım ve kendisiyle mesajlaştık. Yurt dışında olduğunu, döndüğünde görüşeceğimizi ifade etti. Bakan Yardımcımız Abdullah Bey’i de aradım. Doğal olarak işçiler kendi haklarına farklı bir bakış açısıyla bakıyor, devlet bürokrasisi ise konuya başka bir açıdan yaklaşıyor. Benim talebim şu oldu: Karşılıklı farklı anlaşmazlıklar olabilir. Bunların çözümü, bir araya gelerek nezaket kuralları içerisinde karşılıklı konuşmaktan geçer. Uygun görürseniz birkaç temsilci arkadaşımızla birlikte iş yerini ziyaret edelim, dedim. Kendisi de bununla ilgili size dönüş yapacağını ifade etti. Gün ve saat konusunda kendisinden haber bekliyorum. İnşallah olumlu bir dönüş olursa hep birlikte gideriz. Bu anlaşmazlıklar ve işletmenin geçmişten bugüne oluşturduğu mağduriyetlerle ilgili karşılıklı bir görüşme gerçekleştirilir ve sorunun çözülmesine katkı sunabiliriz.

Sizin yaptığınız eylem, doğal olarak çağınızın, çocuğunuzun, evinizin ve eşinizin rızkı için verilen bir mücadeledir. Rızk önemlidir. Biz Elazığ’da buna çok önem veririz. Rızkı gasp etmek, bedduaların en büyüğüdür. Burada emek veren insanların rızkının, çoluğunun çocuğunun hakkının ödenmemesi ve onların bedduasını almak çok ağır bir sorumluluktur.

İşletmeye ne söylersek söyleyelim, hangi ikazı yaparsak yapalım, biliyoruz ki doğal olarak bu tepkilere cevap vermeyecekler. Ancak bu tepkilere cevap verecek tek yer kamunun gücüdür. Kamu otoritesinin gücünü ve baskısını gördüklerinde bu mağduriyetlerin giderilmesi mümkün olabilir.

Ayrıca çok doğru bir konuya temas ettiniz. Bu tür işletmelerin kamu tarafından yeniden ele alınması gerektiğine inanıyorum. Çünkü geçmişte bu kamu işletmeleri yalnızca ticari işletmeler olarak kurulmadı. Bir yerleşim bölgesinde devam eden hayatın her alanı, eğitimi, kültürü, sanatı, ticareti ve sosyal yaşamının sürdürülebilirliği düşünülerek bu yatırımlar gerçekleştirildi. Devlet bu işletmeleri kurarken yalnızca kâr ve zarar hesabına göre hareket etmedi. Oradaki vatandaşların yurttaşlık haklarının devam etmesi ve daha modern, daha düzgün bir hayat kurulması amacıyla bu yatırımlar yapıldı.

Bu işletmeler yeniden kamu tarafından alınmalı ve işletilmelidir. Ben bu işletmelerin zarar edeceğine de inanmıyorum. Madenden örnek verecek olursak, müthiş bir rezerv kaynağımız var. Elazığ’daki Maden Bakır İşletmesi’nden çıkan madenin değerleri de oldukça yüksek. Bu anlamda önemli bir avantaja sahibiz. Türkiye’nin farklı bölgelerindeki bu tür işletmelerin maden değerleri birbirinden farklı olabilir. Ancak bunların kamulaştırılarak yeniden devlet tarafından işletilmesi bizim başından beri ortak temennimiz ve talebimizdir.

İnşallah bu sorun çözülür. Burada eylem yapan arkadaşlarımız da haklarını alarak ailelerinin yanına dönerler. Okullar açılacak. Buradaki haklarını aldıklarında çocuklarının eğitim ihtiyaçlarını, kışlık ihtiyaçlarını karşılayabilecekler.

İşletme sahiplerine buradan söylenecek tek bir şey var: Artık bu vicdansızlığı bırakın. Çünkü burada vicdanın gereğini yerine getirmeyen bir anlayış var. Bu, hukuki bir mücadele ve karşılıklı bir anlaşmazlıktan kaynaklanan bir durum olabilir. Ancak bunun artık alışkanlık hâline getirildiğini görüyoruz. Vicdansızca bir ticaret anlayışı ve vahşi bir madencilik yaklaşımı ortaya konuluyor.

Devlet yetkililerine de buradan çağrıda bulunuyorum. Bu konuda gerekli uyarıları dikkate almalarını ve görevlerini yerine getirmelerini bekliyorum.

Ayrıca hepinizden özür diliyorum. İl dışında olduğum için gecikerek gelebildim. Daha önce Genel Başkan Yardımcımızı buraya gönderdim, dün de danışman arkadaşım geldi. Ancak bugün burada olabildim. Gecikmemden dolayı hepinizden özür diliyorum.”

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP