DOLAR 38,0630 0.3%
EURO 42,4054 0.41%
ALTIN 3.807,290,29
BITCOIN 0%
Elazığ
12°

HAFİF YAĞMUR

SABAHA KALAN SÜRE

Cezmi Orkun

Cezmi Orkun

27 Şubat 2025 Perşembe

Cezmi Orkun yazdı….Siyaset Arenası Kirli…

Cezmi Orkun yazdı….Siyaset Arenası Kirli…
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Siyaset Arenası Kirli…

Türkiye’de siyaset sahnesinde kendi seçmenlerini yok sayacak kadar zavallı siyasetçilerin de içinde olduğu oyuncuların kişisel hırslarının esiri olması sonucu (ki, Dün sövdüklerini bugün övenlerin baş oyuncu oldukları) milletin neredeyse tamamının nefretini kazanmıştır. Ülkenin menfaatlerinin önemsenmediği, geçmişte olduğu gibi bugün de sebep ister maddi, ister tehdit, ister şantaj ne olursa olsun milletvekillerinin gömlek değiştirir gibi parti değiştirmeleri karakter eksikliği değil mi? millet siyaset ve siyasetçiye nasıl güveneyim derken haksız mı? elbette haklı, ancak karakter yoksunu kişiler üzerinden değerlendirmesi ve buna göre karar vermesi yanlış. Öyle ya, “su-i misal emsal teşkil etmez”.

Türkiye’de uzun zamandır görevde olan iktidarın orta çağ zihniyetini yaşama entegre etme çabası toplumun her kesiminden insanlarımızda hayal kırıklığı yanında karamsarlık etkisi yaratmıştır. Öyle ki, bu ruh halinin hem bireysel hem de toplumsal travmayı arttırması ile cinayetlere ki, özellikle de bebeklerin canına kast eden rant çeteleri, yediden yetmişe hepimizi dehşete düşürüyor. Ancak AKP iktidarı, sorumluluğu almadığı gibi bu vahim durumun üstünün örtülmesine göz yumuyor ve milletin hezeyanını önlemek için farklı oyunlar sahneliyor. Muhalefet ise sahnelenen bu oyunun peşine düşerek oyunun parçası olmaya devam ettiğinden,  cehennemi yaşayan milletin güvenli bir limanı olmaktan da ne yazık ki uzaklaşıyor.

Değerli okurlar, İktidarın; muhalefeti sürekli köşeye sıkıştırmaya çalışmasının toplumdaki olumsuz etkilerine ekonomik, hukuki ve sosyal eşitsizlikleri de eklediğinizde milletin bir çıkmazda olduğu gerçeğine rağmen, ana muhalefet bu çıkmazdan kurtulmanın yollarını zorlamakta yetersiz kalıyor ve sadece yaşanan sorunları anlatmakla yetiniyor. Yani söylem var, eylem YOK… Milletimizin iktidar adaylarına hizmet için oy vermesine rağmen, iktidar ve muhalefet şimdiden birbirine girip, birilerinin önünü kesmek için her türlü ayak oyunu ve fırıldaklara başlasın diye oy vermiyor. Milletin derdiyle dertlensin ve çare bulsun diye oy veriyor.

İşte bu nedenle DOĞRU PARTİ milletin sığınacağı liman olmak üzere kurulmuş ve toplumu kutuplaştırmadan, ortak bir geleceğe dair umut inşa etmenin uğraşını veriyor. Bu yapı; gücünü, sadece kendisi ve destekçileri için değil herkes için çoğaltan, paylaştıran bir siyasi irade olarak öncelikle, milletin giderek zorlaşan gündelik hayatını iyileştirecek politikalar ile Eğitimden sağlığa, ekonomiden adalete uzanan geniş bir yelpazede derinleşen yapısal sorunları yeni hasarlar oluşturmadan çözecek güçlü bir siyaseti inşa etme amacındadır.

En büyük ihtiyacımız ise, insanlarımızın, toplumun farklı kesimlerinin hikâyesini ortak gelecekte birleştirecek, Ayrıcalıklıların değil, herkesin muteber olduğu günümüz  siyaset sahnesinde yer almalarıdır. Bizler; tüm zorluklara rağmen siyasette cesaretle attığımız adımlar ile bir umut ışığı olma arzusundayız. Sonuçta, hedefimiz yalnızca mevcut oyunu bozmakla kalmayıp; aynı zamanda ülkenin potansiyelini heba eden ayrışmayı, toplumu kompartımanlara bölerek yönetmeyi siyasetine alet eden iktidar aleyhine, toplumu yeniden birleştirmeyi hedefleyen, toplumsal uzlaşmayı önceleyen, mevcut ve geçmiş travmaları rehabilite etmek üzere, insan merkezli bir anlayışı hakim kılmaktır.

Bu amaçla DOĞRU PARTİ; İktidarın yaşattığı tahribatlarla ilgili sorumluluk almayan, kutuplaştırıcı, yasaklayıcı, yoksulluğu arttırıcı ve baskıcı stratejilerini boşa çıkararak, halkın yarınlara umutla bakmasını sağlayacak yeni bir Türkiye hedeflemektedir. Hedefe ulaşmak için; siyaset arenasını kirletenlerin siyasi ayak oyunlarını bozmak ve demokratik yollarla hizmet esaslı siyaset arenasını açacak kilit sizlerde.

Devamını Oku

Cezmi Orkun yazdı…Bu Kardeş, Hangi Kardeş

Cezmi Orkun yazdı…Bu Kardeş, Hangi Kardeş
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bu Kardeş, Hangi Kardeş

Değerli okurlar, AKP yönetimince yargının silah olarak kullanıldığı günümüzde siyasal, sosyal ve ekonomik alanlardaki çöküş konuşulsun, tartışılsın istenmiyor. Çünkü iktidar, eleştirilerden ağırlığı ne olursa olsun hoşlanmıyor ve rahatsızlığını da konuşanları susturmak ve millet üzerindeki korku bulutunu kalıcı hale getirmek istiyor. Oysa muhalif düşünceleri ve yanlışları söylemenin birçok yolu var. Ben bu yazımda kendi kendime bazı sorulara cevap aramaya çalışacağım asıl cevabı da sizlere bırakacağım. Başlayalım o zaman;

Eleştirince eleştiriye uğruyorsun, Yalanlarını açığa çıkarıyorsun yalancılıkla suçlanıyorsun, Teröristlerle iş birliği yapıyorsun dediğinde terörist ilan ediliyorsun, Mizahi olarak olsa dahi  yanlışları anlatıyorsun vay sen misin bunu yapan diyen bir yönetim anlayışı ile karşı karşıya gelindiğinde;

  • Halkın iradesi tecelli etti diyorsunuz, referandumda 2 milyon 600 bin mühürsüz oyları geçerli saydınız bu mu halkın iradesi dediğinizde, “atı alan Üsküdar’ı geçti” kardeşim”…
  • Açlık ve yoksulluk var çözüm diyorsun, ben ekonomistim diyor. Ülkede açlık yok. Uçaktan baktığımda her taraf arabalarla dolu kardeşim…
  • Ülkede adalet olmayınca yatırımda yok diyorsun, benim adım Adalet ve kalkınma nasıl yok kardeşim…
  • Emekçiler ve emekliler eziliyor diyorsun, ne ezilmesi! Ezilme varsa ekmek ve 50 liraya yemek kuyruğuna giren millet kendi kendilerini eziyorlar be kardeşim…
  • Bebek katilini serbest bırakma çabanız var yapmayın dediğinizde onu ben yapmıyorum devlet yapıyor kardeşim…
  • DEM ile sen görüştüğünde terörist olmuyorsun, muhalefet görüşünce onlar terörist diyorsun dediğinizde, muhalefet de görüşmesin kardeşim…
  • Saray ve eşrafı lüks ve şatafat içinde, millet nasıl geçineceği derdinde diyorsun, her derdin ilacı bende mi? ben eczacı değilim kardeşim…
  • Gençlerimiz geleceklerini yurt dışında arıyor bunu önleyelim dediğinizde, pasaportlarımızı zaten dikkate almıyorlar artık gidemezler kardeşim…
  • Siyasi çıkarlarınız için dinimizi istismar ediyorsunuz dediğinizde, yani bize dinsiz mi diyorsunuz kardeşim…
  • Milli duygularımızı siyasi çıkarlarınıza alet etmeyin dediğinizde, biz değiştik milliyetçiliği ayaklar altına aldık. Bak bebek katili gelsin mecliste konuşsun dedik ya kardeşim…
  • Yapılan zamlar günlük yaşamı çekilmez hale getiriyor dediğinizde, ne zammı kardeşin siz hainlik yapıyorsunuz biz zam değil fiyat ayarlaması yapıyoruz kardeşim…
  • Aleyhinizde konuşanları susturmak için hemen yargı üzerinden kıskaca alıyorsunuz, ne yapalım peki yanlışlarımızı kabul mü edelim? Konuşmasınlar kardeşim…
  • Milletimiz oldukça yoksullaştı, fakirlerin sayısında ve zenginlerin zenginliklerinde artışlar var bu adil değil dediğinizde, zenginler veriyor, fakirler hep istiyor be kardeşim…
  • Depremzedeler hala konteynerlerde çile çekiyor, sizler saraylarda har vurup harman savuruyorsunuz dediğinizde, ne yapalım çadırda mı kalalım kardeşim…
  • Her yıl dış ülkelere milyar dolar hibe ediyorsunuz, ziyaret ettiğiniz ülke liderlerine TOGG hediye ediyorsunuz, makam aracınızı dahi gittiğiniz yerlere götürüyorsunuz. Emekçiye geldiğinde bütçe imkanları ölçüsünde diyorsunuz. Bütçe sınırlıysa bu paralar nereden dediğinizde. İtibardan tasarruf olmaz kardeşim…
  • Nasıl zengin oldunuz dediğinizde, “Allah verdi Allah verdi” kardeşim…

 

Burada belirtilenler dışında yüzlerce “kardeşim” cevaplarını alıyorsunuz. Peki sözde muhalefet ne yapıyor derseniz onlarda hala olası seçimde kim başkan olacak sorusuna cevap bulma uğraşında. İktidarın gizli ortağı ise kandil – İmralı – Ankara üçgeninde tur atmaya devam ediyor. Erdoğan “bu muhalefet oldukça 22 yıl değil, 222 yıl iktidar benim” demekte haksız mı? vallahi haklı be kardeşim…

 

Değerli okurlar, ülkemiz ve insanlarımızın sorunlarına çözüm yerine koltuklarını koruma amaçlı siyasetçiler yönetimde oldukça kardeşim nitelemesi de hep var olacaktır. Biz DOĞRU PARTİ temsilcileri olarak çözümün sizlerin sağduyu ve sarsılmaz iradenizde olduğu inancındayız. Milletlerin kaderini kendi tercihleri belirler. Sizlere “kardeşim” betimlemesini ve bu kardeşlerin “HANGİ KARDEŞ” olduğunu hatırlatmaya çalıştım.

Devamını Oku

Cezmi Orkun yazdı…

Cezmi Orkun yazdı…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

GAZZE için TİMSAH GÖZYAŞI MI?

Değerli okurlar, içeride ve dışarıda uluslararası boyutta tescilli teröristlerin el üstünde tutulduğu bir döneme şahitlik ediyoruz. Emperyal güçler kendi amaçlarında hareket edecek piyonlarına sahip çıkıyor tabi. İyi de bizi yönetenlere ne oluyor. Baksanıza, dünya sefalet endeksinde ilk sırada ulan ülkemiz insanları ekonomik sıkıntıların çözümünü beklerken iktidar har vurup harman savurmaya devam ediyor. Tıpkı dünün teröristi (ki iki askerimizi yakarak öldüren örgütün başı) bugünün atanmışı ŞARA’yı ülkemize getirmek için özel uçak gönderiyor. İçte ve dışta itibarımızı paspasa çeviren günümüz iktidarı bana geçmişte cumhuriyet hükümetlerinin itibarımızı nasıl koruduklarını hatırlatıyor. Oysa; günümüz iktidarının tutumuna bakıldığında Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vatandaşı olarak kahroluyorum. İşte size geçmişe dair birkaç örnek;
Kıbrıs barış harekatı sırasında ABD kongresinin Türkiye’ye uyguladığı silah ambargosuna karşılık olarak, 1975 yılının ortalarında 4.Demirel hükümeti, Türkiye’deki tüm ABD askerî üslerini kapattı. ABD’nin ambargoyu kaldırdığı 1978 yılında Ecevit hükümeti de Amerikan üslerini yeniden faaliyete açmıştır.
1998 yılında Genelkurmay Başkanı olan Org. Kıvrıkoğlu, ABD’nin bölge ülkeleri için tehdit oluşturduğunu belirterek Washington ziyaretini iptal etti. Çünkü Kıvrıkoğlu: “Kerkük’ü de içine alan bir Kürt Devleti kurulması söz konusu olursa, doğrudan ve açıkça oraya, bölgeye gireceğimizi, müdahale edeceğimizi biliniz” ifadesi sonrası Wolfowitz; “Ben, ABD Savunma Bakan Yardımcısıyım, benimle böyle konuşamazsınız” deyince Kıvrıkoğlu; “Ben de Türk ordusunun başıyım ve üstelik de Türkmen asıllıyım” demekle hem ordunun hem de milletin itibarını korumuştur. İşte Amerika’yı madara eden böyle yiğit ve kahraman genelkurmay başkanlarının aranır hale geldiği bir ordu oluşturuldu. NEREDEN NEREYE…
Peki ya günümüz hükümetinin bizleri kahreden son uygulamasına bakalım. ABD Başkanı Trump Gazze’yi boşaltma talimatı veriyor, düne kadar GAZZE, GAZZE diye ortalığı birbirine katanlar bugün kabuklarına çekildiler. Aslan kesilenler kedi oldular. TÜGVA’nın öncülüğünde (ki Erdoğan ailesine yakınlığı ile bilinir) Galata Köprüsü’nde 1.Ocak.2025 günü Filistin’e özgürlük yürüyüşünde timsah gözyaşları (Timsahlar, avlarını yedikten sonra sinüslerinde biriken hava nedeniyle gözyaşı akıtırlar) dökenler, ABD Başkanı Donald Trump’ın Filistinlilerin Gazze’den tehcir edilmesi ve “kapalı işgal” planı karşısında dut yemiş bülbüle döndüler. Hani İslam kardeşliğine ne oldu? Üstelik Gazze’ye bu yapılanı protesto etmek isteyen gruplara dahi izin vermiyorlar. AKP yönetimi ve koşulsuz destekçileri hamisi olduğunuz Gazze için, “Gazze, ABD toprağı olacak” diyen ABD Başkanı’na karşı neden tek bir kelime söylemezsiniz? Dilinizi mi yuttunuz? Yoksa bugüne kadar GAZZE, GAZZE diye akıttığınız yaş, TİMSAH GÖZYAŞI mı?

Devamını Oku

Cezmi Orkun yazdı.. Vicdan ve yönetim askıda…

Cezmi Orkun yazdı.. Vicdan ve yönetim askıda…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

VİCDAN ve YÖNETİM ASKIDA…
Değerli okurlar, sosyal ve ekonomik sorunların konuşulmasını engelleme çabaları doğrultusunda AKP+MHP+DEM + “Ahmet Türk” ve sözde sürece destek veren gizli unsurlar BARIŞ! adıyla bebek katili terörist başından medet ummanın yanında AKP ve koşulsuz destekçilerinin, içerisinde yer alamadığı “SURİYE GELECEĞİ” hakkında milletimizi yalanlarla aldatmaya devam ediyor. Eee vicdan ve yönetim askıda olunca…Ne demek istiyorum peki;
İtalya’nın ev sahipliğinde 9.Ocak.2025 günü “SURİYENİN GELECEĞİ” hakkında Roma’da yapılan toplantıya İtalya’nın yanında ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya’nın dışişleri bakanları katıldı. Söz konusu toplantıya 911 km sınırı olan Türkiye davet edilmedi. Hani Suriye konusu ülkemiz iktidarının zaferiydi! Gerçek ne? Kendi vatandaşlarından esirgediği paraları, Suriye ve Suriyeli sığınmacılar için fütursuzca harcayan AKP iktidarının gerçek amacını Hande Fırat’ın yazısında görüyoruz. Özetle, “AKP iktidarı, Suriye’de hapishanede tutulan teröristlerin bakımı ve korunması görevine talip oluyor.” Karşılığında ne mi alacak? ülkemize değil Saray ve eşrafına pay alacak elbette. Günün sonunda görünen o ki, “yoksulluğa mahkum milletimiz daha da yoksullaşacak, saray ve eşrafı servetine servet katacak.” CHP mi? o kırmızı kart göstermeye devam ediyor.

Her konuşmasında iktidarı eleştirirken kırmızı kart gösteren Özel, nedense MHP öncülüğü ve AKP desteğiyle sözde Barış! Tiyatro oyununda kart göstermiyor. DOĞRU PARTİ olarak bizler “Terörle müzakere edilmez, mücadele edilir.” hatırlatmasını yaparak bu tiyatronun nasıl sahnelendiğini DEM milletvekili “CENGİZ ÇANDAR” ın anlatımı ile sizlere aktarayım. Çandar, Özetle; DEM heyetinde yer almamasına rağmen sonradan bebek katilinin talebi ve Barzani’nin onayı ile “Ahmet Türk” ün heyete dahil edildiğini söylüyor. Ülkemizin düşürüldüğü duruma bakar mısınız? Türkiye pasaportu ile seyahat imkanı verilen Barzani, bugün devletin terörist başı ile görüşecek heyet için seçici oluyor. Bu durum , kesinlikle küresel güçlerin yerli işbirlikçisi olarak federatif yapıya evet denmesi değil de nedir Allah aşkına. Bu konuyu gündeme almayan CHP kırmızı kart elinde bir oraya, bir buraya savruluyor. Özel sevdi bu oyunu…

Oysa, Anayasamızın 66.maddesi(EK-1) Türk milleti şemsiyesi altında, toplumun her bir ferdinin eşit haklara sahip olduğu ve aralarında ayrım yapılamayacağı belirtiliyor. Ayrıca bu hususlar anayasa madde-10(EK-2) ile de yasal açıdan teminat altına alınıyor. 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu’nun 3.maddesi ile “ayrımcılık yapılması kesin bir dille yasaklanmış” ve bu durum TCK madde-122(EK-3) ile suç sayılmıştır.

Ancak; günümüzde dini, dili, mezhebi ne olursa olsun insanlarımız için kanunların işletilmediği ve ayrımcılık yapıldığı, eşitlik ilkesin yerini, iktidar yanlısı ilkesine dönüşmesi gibi davranışlar birçok sorunun temelini teşkil etmektedir. Çünkü; AKP iktidarı ve koşulsuz destekçileri devletin tüm gücünü kullanarak Anayasa ve yasaları siyasi çıkarları doğrultusunda ihlal etmektedir.
Bu ucube sistem sayesinde; kuvvetler ayrılığının yok edilmesi, hak-hukuk ve adaletin paspas edildiği, ülkenin değil belli bir zümrenin menfaatlerinin korunup kollandığı, itibardan tasarruf olmaz anlayışı sonucunda toplumun her bir ferdinin daha da yoksullaştığı ki, askıda ekmeğe, pazar atıklarında aranan yiyeceklere muhtaç edilen insanlarımızın rahat ve huzurunu temin etmesi gereken AKP iktidarı yapay gündemlerle, muhalefet de kart göstermeyle uğraşıyor.

Siyasi çıkarların çatıştığı bu siyasi ortamda milletin gerçek gündemi olan ekonomi dışında, yapay gündemlerle milletin rahat ve huzuru temin edilebilir mi? bunların vicdanı ve yönetim anlayışı askıda değeli okurlar. Zaten toplumun büyük bir kesimi şahit olduğu soygunlar ve ayrımcı politikalar nedeniyle siyasetçi ve siyasetten nefret eder hale gelmedi mi? ancak, bu nefret ve nemelazımcı anlayış devam ettikçe, bizlere rahat ve huzur yok. Bu böyle biline…

Devamını Oku

Cezmi Orkun yazdı….Çelişki Çok, Tutarlık Yok…

Cezmi Orkun yazdı….Çelişki Çok, Tutarlık Yok…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Çelişki Çok, Tutarlık Yok…

Değerli okurlar, vatandaşların elzem ihtiyaçları olan gıda, ulaşım ve kira almış başını gidiyor. Yaşa yaşayabilirsen. AKP iktidarı vatandaşa yeme, dışarı çıkma ve bul bir çadır kira da ödeme modunda. Böyle bir ortamda toplumun yüzde 80’i içerisinde yer alan emekçiler, emekliler, küçük esnaflar, çiftçiler ve öğrenciler oldukça zor durumda. Temelinde AKP iktidarının çelişkilerle dolu uygulamaları olan bu durum devam ettikçe yaşam daha da zorlaşacaktır.  Hal bu iken, AKP yönetiminin; yapılan ve boykot edilmesi mümkün olmayan hizmetleri görmezden gelip “boykot yapın” çağrısı  bir çelişki değil mi? Gelin, İktidarın çelişkileri arasında yer alan bir iki hususu ele alalım. Bunlardan biri KOİ (Kamu Özel İş birliği) uygulamalarıdır. Devletin kendi imkanlarıyla yapabileceği bu işlerin yandaşlar eliyle yürütülmesi neden çelişki olsun ki diyebilirsiniz. Bakın izah edeyim.

Tüm bu işler hazine garantisi verilerek gerçekleşiyor. Yani; geçmediğin köprü-Tünel ve otoyol, uçmadığın havaalanı, yatmadığın hastane için verilen garantiler kapsamında bizlerden toplanan vergilerle bu işleticilere döviz bazında ödeme yapılıyor. İyi ama bunların vergileri bir kalemde siliniyor. AKP iktidarı vatandaşlardan aldığını bunlara ödüyor ama onlardan alacağını siliyor. Ne yaman çelişki değil mi?

Bir başka husus ise, havaalanı işleticilerinin ödemesi gereken kiraları devletin ilgili kurumu 2042 yılına erteliyor, ancak; garanti kapsamında yolcu bedelini peşin ödüyor. Yani alacağını yıllar sonrasına erteliyor, vergi borcunu siliyor ama garanti bedelini hemen ödüyor. Ne yaman çelişki değil mi?

Ülkemizde neredeyse her camiye iki imam atayan AKP iktidarı eğitimde altyapı ve öğretmen istihdamında tam bir çelişkiler yumağına dönüşmüş durumda. Nasıl mı? öğretmen atamaları nedense yapılmıyor. Mülakatta elenen öğretmenlere ücretli statüde görev veriliyor. Burada sorun kadro yokluğu değil öğretmenin hakkının gasp edilmesidir. Yani kadrolu öğretmenin aldığı ücretin üçte biri oranında bir maaş ile öğretmen adaylarımız istismar ediliyor. Ne yaman çelişki değil mi?

Emeklilik sistemi aynı durumda, vatandaşın bir gün ile 15 yıl ve üzerinde çalışma zorunda bırakılması, kök maaş saçmalığı, öğrencilerin barınma problemleri nedeniyle cemaat ve tarikatların kucağına atılması, çiftçilerin üretimden el çektirilmesi, küçük esnafın siftah yapmadan dükkanını kapatması gibi sorunların temelinde üreten değil tüketen ve ürünlerin ithalatı gibi bir anlayışın hakim olmasıdır ki, tarımda kendi kendine yeten 7 ülkeden biri olan ülkemizin samanı dahi ithal etmesi. Ne yaman çelişki değil mi?

Çocuk, genç, yaşlı ve bebekleri kadın erkek demeden katleden terörist başının, “barış herkese kazandırır” sloganıyla affedilmesi adımlarını atıyor cumhur ittifakı. Kimle barış? Terör örgütü ile mi? yoksa; amaçlanan barışın arkasına sığınarak ülkemiz sınırında, emperyal güçlerin hedefi olan bir Kürt devletini tanımanın döşenen taşları mı?. Terör örgütü PKK ile barış! Nasıl? Vatana ihanet suçu işleyen terörist başı üzerinden. Ne yaman çelişki değil mi?

AKP iktidarı tüm bu çelişkiler yumağında sadece görmek istediğini görüyor, yoksulluk-yolsuzluk ve yasakları meşru gören bu iktidar; fakiri, garibanı ve emekçileri neden görsün ki. Ülkenin tüm kaynaklarını tepe tepe kullanan saray ve eşrafını da görmezden gelirler. Pırlantadan vergi almayan bu iktidar kitaplardan vergi alıyor. Yani kitap okuyanları değil pırlanta alanları görüyor, kolluyor. Yani seni, beni, başkalarını değil sadece kendilerini görür ve bilirler.

Bir yandan her yıl toplamda “yaklaşık 8 milyar dolar dış ülkelere yardım yapmakla övünen” iktidar yönetimi, diğer yandan “emeklilere, maaşlarını kesintisiz nasıl öderiz endişesini taşıyoruz” diyor. Ne yaman çelişki değil mi?

Değerli okurlar, AKP iktidarı ve koşulsuz destekçileri milleti yoksullaştırarak kendilerine mecbur hale getirme amacı taşıdıkları ayan beyan ortadadır. Bunu gördüğü halde hala bazılarının Erdoğan demesi ne yaman çelişki değil mi? milletin bu çelişkiler yumağına esir olmaması kendisine esir etmesi iradesinin yine kendilerinin tutarlı kararlarında olduğunu anlamasının zamanı gelmiştir. Çelişkiler karşısında TUTARLIK ilkemiz olsun.

Devamını Oku