Ana Sayfa Güncel, GÜNDEM 16 Şubat 2023 462 Görüntüleme

BABACAN ELAZIĞ’DA KONUŞTU: KAZA GELİYORUM DEMEZ, AMA DEPREM GELİYORUM DEDİ

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babaca deprem bölgelerine ziyaretlerde bulundu. Dün Malatya’da incelemelerde b ulunan Babacan akşam saatlerinde Elazığ’a gelerek depremzede vatandaşlarla görüşerek yıkılan binaların olduğu alanlarda incelemelerde bulundu. Daha sonra basın mensuplarına gündeme ilişkin açıklama yapan Babacan, yaşanan deprem felaketinin çok büyük bir yıkıma yol açtığını ve bu yıkımların sosyal ve ekonomik olarak çözülmesinin tek başına merkezi hükümetin altından kalkamayacağı bir durum olduğunu belirtti.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan deprem bölgelerine düzenlediği ziyaretler kapsamında Elazığ’a geldi. Elazığ’da depremden etkilenen ve yıkım kararı çıkan binaların olduğu alanlarda incelemelerde bulunan Babacan daha sonra 7.6 şiddetindeki depremde yıkılan ve biri polis olmak üzere iki vatandaşın hayatını kaybettiği binanın enkaz alanında açıklamalarda bulundu. Babacan açıklamasında :’’  Bu kadar büyük çapta bir afetin; hem afet anında yönetilmesi, hem de afet sonrasında yaralarını sarılması sadece merkez, hükümetin çabasıyla olmaz, mümkün değil. Bunu öncelikle ülkeyi yönetenlerin idrak etmesi lazım.’’ Dedi.

DEVA PARTİSİ TEŞKİLATLARI DEPREMİN İLK GÜNÜNDEN İTİBAREN SAHADA ÇAALIŞTILAR

Depremin olduğu günden itibaren yoğun bir şekilde gelişmeleri takip ettik. Derhal genel merkezden arkadaşlarımız, genel başkan yardımcılarımız deprem bölgesine doğru hareket ettiler. Aslında hemen depremden hemen sonra Genel Başkan Yardımcımız İbrahim Çanakçı Bey, kendisi, Elazığlı, yine Cem Avşar Bey, kendisi Malatyalı, Genel Başkan Yardımcımız Aysun Hanım derhal bölgeye intikal ettiler.  Elazığ ve Malatya’da incelemeler yaptılar. Ben ilk gün Antakya’daydım, arkasından Adana merkez, Osmaniye Merkez, Gaziantep’in Nur Dağı ve İslâhiye ilçelerinde idim. Kahramanmaraş’taydım Adıyaman’daydım bugün sabah saatlerinde Elbistan’daydık. Arkasından Malatya’nın Akçadağ ilçesindeydik, Doğanşehir ilçesindeydik, Malatya merkezdeydik. Daha sonra da Elazığ’a geldik. Öncelikle Elazığlılara, depremi yaşamış tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyoruz. Allah beterinden saklasın. Bir daha böyle büyük acılar memleketimize yaşatmasın. Elazığ İl teşkilatımız sağ olsun ilk günden itibaren il başkanımız Mehmet Kangal Bey’in başkanlığında bir yandan Elazığ’daki durumu hızlı bir şekilde tespit ederken, bir yandan da yardıma desteğe ihtiyacı olan illerimize derhal seferber oldular Çok miktarda yardım malzemesine ihtiyacı olan şehirlere, ilçelere, köylere ulaşması için büyük bir gayret içerisinde oldular. Kendisine teşekkür ediyorum. Çok hızlı bir şekilde mobilize oldu arkadaşlarımız.

Böylesi büyük çapta bir afetin yönetilmesi ve sonrasında yaralarının sarılması çalışmalarını merkezi hükümetin tek başına çabalamasıyla olamayacağını kaydeden Babacan, ülkeyi yönetenlerin bunu idrak ederek, ayrıştırmadan, kutuplaştırmadan işbirliği içinde olması gerektiğini söyledi. Babacan:

 

‘’ Bu depremlerde, afetlerde merkezi hükümetin birimleri ile birlikte bakanlıklarla, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler, gönüllüler beraberce çalışmak zorundalar. Bu kadar büyük çapta bir afetin; hem afet anında yönetilmesi, hem de afet sonrasında yaralarını sarılması sadece merkezi hükümetin çabasıyla olmaz, mümkün değil. Bunu öncelikle ülkeyi yönetenlerin idrak etmesi lazım. Bunun geniş bir işbirliği çerçevesinde, dayanışma ruhuyla, bu sorunun çözülebileceğini hep beraber anlamamız lazım. Burada en önemlisi tüm milletimizin birlik içerisinde beraberlik içerisinde bu zorluğu aşmak için omuz omuza çalışması. Siyasi parti ayrımı yapmadan, merkezi hükümet- yerel yönetim ayrımı yapmadan ,’yok ben devletim sen vatandaşsın, o dernek, bu vakıf, bunlar işten anlamaz’ demeden, hep beraber, imkânı olan kim varsa bu işe koşturabilecek desteği olabilecek kim varsa, herkesin bir bakıma işin içinde olması lazım. Ve topyekûn bir mücadele vermemiz lazım. Bu sorun ancak böyle çözülür.  Çünkü bugüne kadar görülmemiş büyüklükte bir deprem felaketiyle karşı karşıyayız. Tabii depremden önce hangi tedbirlerde eksiklik olduğu, depremden önce yapılması gerekenler neden yapılmadı?  Bunların hepsini masaya yatıracağız. Konuşacağız. Deprem olduktan sonra niye geç harekete geçildi? Niye iki gün, üç gün? Pek çok yerde hiçbir şey yapılamadı. Bunların hepsi konuşulacak. Kuşkusuz olanlardan mutlaka ders almamız gerekir.  Ama hataları tekrar etmemek lazım.’’ Dedi.

KAZA GELİYORUM DEMEZ, AMA DEPREM GELİYORUM DEDİ

Bu ülke deprem bölgesinde bir ülke. Kaza geliyorum demez, ama deprem geliyorum der. Ülkemizde fay hatlarının nereden geçtiği belli. Bu hatların üzerindeki şehirlerimizde hangi şiddette deprem olabileceği belli.  Yaklaşık takvimleri de belli aslında. Tarih olarak, gün olarak, saat olarak tabii ki bilemiyoruz. Ama yaklaşık zaman dilimleri içerisinde, hangi bölgemizde, ne büyüklükte deprem olabileceği konusunda gayet iyi bilgiler var. Biraz da bilim meselesi, ilim meselesi bu.  Bunları mutlaka masaya yatırmamız gerekiyor. Bunları mutlaka çalışmamız gerekiyor.  Ayrıca İbrahim Çanakçı Bey’in koordinasyonunda bir çalışma daha başlattık.  Depremin getirdiği büyük sosyal ve ekonomik yıkımın nasıl çözüleceği ile alakalı bir çalışma bu.  Nasıl 22 tane eylem planı açıklamıştık. Şimdi yeni bir eylem planımız da,  bu depremin sosyal ve ekonomik sorunlarının nasıl sarılabileceği ile ilgili bir eylem planı.  Öncelikle deprem bölgesi nerede hatalar var? Niye tedbir alınmadı? Önlenebilir kayıplarımız nedir? Ona bakmak gerekiyor. Depremin İlk birkaç gününde niye harekete geçiremedi? Ne oldu?  Buna bakmak gerekiyor. Ama hemen arkasından da yaraları nasıl saracağız? Bu büyük sosyal ve ekonomik yıkımın altından bu ülke nasıl kalkacak?  Ki bu konuda çok şükür tecrübeli bir ekibimiz var. İbrahim Bey biliyorsunuz 99 depreminin olduğu dönemde Devlet Planlama Teşkilatında çalışıyordu. O depremin ekonomik sonuçlarını inceleyen ve değerlendiren çok kıymetli bir rapor hazırlamıştı. Bugün hala referans niteliğinde bir rapor olarak duruyor. 99 depremi ile ilgili İbrahim Beylerin zamanında Devlet Planlama Teşkilatı’nda hazırladığı rapor, bu depremin de ekonomik maliyeti ve çözümü ile ilgili, bugünlere Işık tutacak nitelikte bir rapordur.  Çok kıymetli bir rapordur. Onun üzerine de ekleyerek hareket etmemiz gerekiyor. İnşallah hep beraber millet olarak bu zorlukların üzerinden geleceğiz. Bu topraklar, bu millet nice güçlükler çekti, savaşlar yaşadı, büyük felaketler yaşadı.

Ama hep beraber üzerinde üstesinden geldik. Üstesinden gelmek birlik ve beraberlikle olur, kutuplaştırarak olmuyor, öfke diliyle olmuyor, nefret diliyle olmuyor, tehdit diliyle olmuyor. Beraberlik kardeşlik dili ile oluyor Onun için benim buradan ülkeyi yönetenlere tavsiyem bu öfke Nefret ve ayrıştırıcı dili bir an önce bırakmaları ve kardeşlik dili ile milli beraberlik, birlik dili ile hep beraber bu sorunun üstesinden gelmek gerekiyor.

Evet, şu anda ülkeyi yönetmek sorumluluğu onlarda olabilir. Ama şunu anlamaları lazım ki, sadece merkezi hükümet imkânlarıyla bu sorun çözülmez, çözemeyecekler, yapamayacaklar. Bunu anlamaları lazım. Yerel yönetimlerin kapasitesini harekete geçirmek lazım. Bu konuda bilgisi imkânı ve becerisi olan herkesin elinde ne var ne yoksa bu kapasiteyi, bu imkânları harekete geçirmek lazım. Ancak böyle bu bir problem çözülebilir.

ELAZIĞ’IN AFET BÖLGESİ İLAN EDİLMESİNİ OLUMLU BİR GELİŞME OLARAK GÖRÜYORUZ

Elazığ’a gelecek olursak. Elazığ depreminin yaralarını saramamışken, Elazığ’da meydana gelen depremdeki konut sorunlarını tam anlamıyla henüz çözememişken, yeniden büyük bir depremle karşı karşıya kaldı. Elazığ’da can kaybımız başka şehirlerle mukayese edildiğinde çok şükür sınırlı. Arkamızdaki enkazda, o da aslında depremden sonra enkaz içerisine giren bir vatandaşımız ve onunla beraber bir polis kardeşimiz hayatını kaybetti. Ama Elazığ’da 500’e yakın ağır hasar almış bina var. Şu çevremizde gördüğünüz binaların çoğu dâhil olmak üzere. Ve bu,  yaklaşık 3 bin 500 müstakil birime denk geliyor. Dolayısıyla bu depremin Elazığ üzerindeki etkisi diğer illerimiz kadar ağır.  Yıkımın olmaması kimseyi yanıltmasın.  Ağır hasar almış binalar var. Bunların çoğu tespit edilmiş durumda. Tespit çalışmaları önümüzdeki günlerde de devam edecektir. Bu binaların sayısı artabilir dolayısıyla.

Elazığ’ın da diğer 10 il gibi afet bölgesi kapsamına alınmasını biz çok kıymetli görüyoruz.  Bununla ilgili bir çalışmanın da başladığını anlıyoruz.  Ümit ederiz ki bu çalışma en kısa zamanda tamamlanır. Diğer 10 ilimizde olduğu gibi, 11 il olarak Elazığ’ın da afet bölgesi kapsamında çok hızlı bir şekilde alınması,  bu yaraların sarılması ile ilgili çalışmalar başlar diye bekliyoruz, ümit ediyoruz. Ama anladığımız kadarıyla bu süreç de işliyor. Bunun olumlu haberlerini aldık.  İnşallah neticelerini kısa zaman içerisinde göreceği.  Bu süreç başlar.  Ben burada da pek çok ilimizde olduğu gibi Elazığ’da da yıkılan binaların,  enkazların altında kalan vatandaşlarımızın kurtarılması için derhal harekete geçen tüm vatandaşlarımıza şükranlarımı tekrar iletmek istiyorum. Eliyle, tırnaklarıyla kazıya kazıya o enkaz altından yaralı vatandaşlarımızı, sağ vatandaşlarımızı çıkartan vatandaşlarımıza huzurlarınıza tekrar teşekkür ediyorum. Ülkece tekrar hepimize geçmiş olsun.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım | Osgaka.com