Ana Sayfa Güncel, GÜNDEM, Uncategorized 24 Şubat 2023 388 Görüntüleme

PROF. DR. HİKMET ESEN : ‘’DEPREM ÖNCESİ PLANSIZDIK, DEPREM SONRASINDA DA PLANSIZ OLDUĞUMUZU GÖRDÜK’’

Fırat Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Ana Bilim Dalı Bölüm Başkanı PROF. DR. HİKMET ESEN yaşanan deprem felaketinden sonra bir değerlendirmede bulundu. Deprem bölgelerinde TOKİ’nin yaptığı evlerin hasar almadığına dikkat çeken Esen, ‘’Bakın TOKİ çok güzel işler yaptı. Bunu söylüyoruz. O da aynı devletin elemanı, o da yine aynı siyasi düşüncenin elemanı.  Ama herhalde bunu göremedik. Deprem öncesinde plansızdık, deprem sonrasında da plansız olduğumuzu gördük. Biz, 11 il olarak bu depremden etkilendik.’’ Dedi.

 

Fırat Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Ana Bilim dalı bölüm başkanı Prof. Dr. Hikmet Esen deprem felaketi sonrası bilançonun ağır olmasının en önemli nedeninin plansızlık olduğunu söyledi. Esen, aynı plansızlığın deprem öncesinde de, deprem sonrasında da devam ettiğini söyledi. Esen konuyla ilgili olarak şunları söyledi:

 

‘’Ben Elazığ Fırat Üniversitesi Teknoloji Fakültesi,  Enerji Sistemleri Mühendisi Ana Bilim Dalı Bölüm Başkanıyım. Elazığ’da yaşıyoruz. 6 Şubat’taki Kahramanmaraş Merkezli depremde bizler de evlerimizdeydik. Çok büyük bir deprem oldu. Bu felaketlerde gerçekten 43 bin insanımızın vefat ettiğini görüyoruz. Bunların yaşanmaması tek ümidimiz. Yaşamama ümidini söylüyoruz. Ama biz deprem bölgesinde yaşıyoruz. Tedbir almalıyız, tedbir aldıktan sonra Allah’tan gelen başta göz üstüne. Biz deprem konusunda uzman değiliz ama bu bölgede yaşayan bilim insanları olarak bir takım fikirlerimizi söylemek istiyoruz. Ben enerji alanında çalışıyorum. Enerji alanında yaklaşık 3-4 yıldır gazetelere yazılar da yazıyorum. Deprem konusunda herkesin bildiği ama uygulamaya bir türlü geçilmeyen konular var. Bunlar üzerinde konuşmak istiyorum.’’

‘’2020 ELAZIĞ DEPREMİNİN BİZE DERS OLMASI GEREKİYORDU, OLMADI’’

Elazığ’da yaşanan depremden ders alınması gerektiği halde yerel yöneticilerin bunu dikkate almadan yapılaşmaya gittiğini ifade eden Prof. Dr. Hikmet Esen, devletin ilgili kurumu olan bakanlığın dağlara ev yaparken, yerel yönetimlerin yine ovalara, 13-14 katlı evler yaptığını söyledi. Esen:

‘’Ülkemiz maalesef plansız bir ülke. Sadece bu deprem konusunda değil, enerji konusunda olsun, eğitim konusunda olsun, aklınıza gelebilecek hemen hemen tüm konularda plansız yaşıyoruz. Planlarımızı kâğıt üzerinde yapıyoruz ama bu uygulamaya gelince maalesef eksik kalıyoruz. Deprem konusunda da o kadar deneyimli tecrübeli bilim insanlarımız var ki, jeologlarımız var, İnşaat mühendislerimiz, mimarlarımız var. Bunlar kaç yıldır bu depremin olacağını, Kahramanmaraş fayının harekete geçeceğini söylüyorlardı. Nitekim dediğim gibi çok büyük depremler oldu. Allah bir daha böyle afetler yaşatmasın. Bu bilim insanlarımızı dinlemeliydik, yıllardır bunları hep böyle tabiri caizse halı altına aldık, dinlemedik.  Aslında çok zor bir iş değil. Biz 24 Ocak 2020’de Elazığ depremini yaşadık. O depremde de buradaydık. Depremden sonra gerçekten devletimiz bütün imkanlarını kullandı. Özellikle Toplu Konut İdaresi Elazığ’da çok mantıklı işler yaptı. Elazığ ovada bir şehir. Bu ovadaki şehri alıp yavaş yavaş dağlara doğru, Elazığ’ın dağlarına doğru yerleştirmeye başladı. Burada ne oldu? TOKİ güzel işler yaptı. Elazığ yavaş yavaş rahatlatmaya başladı. Ancak bu depremin, afetin bize de ders olması gerekiyordu. Ki ders olmadı.

Yerel yöneticilerimiz maalesef yine kendi bildiklerini yaptılar. İmar planlarını revize ettiler. Biz çok umutlandık, İmar planlarını revize ettikleri zaman dedik ki ;’inşallah Elazığ’da artık 14-15 katlı binalar yapılmaz’ dedik. Ama maalesef gördük ki, o ovadaki yerleşim yerlerinde kentsel dönüşüm adı altında yine 13 katlı 14 katlı 15 katlı binalar yapılmaya başlandı. Bakın devletin ana kurumu bakanlık, dağlara evler yaptı, 4 kat yaptı. Biz aynı yerlere evleri yapmadık. Yerel yöneticiler getirip bu ovalarda bunu 13-14 kat yaptılar. Yine burada bilim insanlarını dinlemedik. O kadar iyi bilim insanlarımız var ki, inşaat mühendislerimiz var, bu bölgede kritik konularda çalışan, deprem konularında çalışan insanlarımız var. Ve maalesef yine dinlemedik. Kendi zeminlerimizi bile bile oraya yine 13-14 katlı binalar yaptık. Bu konuda eleştiriyorum. Gerçekten de siyasi bir düşünce olarak eleştirmiyorum. Bu şehir, bu vatan hepimizin. Keşke Elazığ’da 24 Ocak 2020’den sonra yerel yöneticiler tarafından daha iyi modellenseydi. Bunu göremedik.’’

‘’DEPREM ÖNCESİ PLANSIZDIK, DEPREM SONRASINDA DA PLANSIZ OLDUĞUMUZU GÖRDÜK’’

Bakın TOKİ çok güzel işler yaptı. Bunu söylüyoruz. O da aynı devletin elemanı, o da yine aynı siyasi düşüncenin elemanı.  Ama herhalde bunu göremedik. Deprem öncesinde plansızdık, deprem sonrasında da plansız olduğumuzu gördük. Biz, 11 il olarak bu depremden etkilendik. Hala daha şu bölge afet bölgesi olsun, bu bölge afet bölgesi olmasın, şu bölge OHAL’e girsin, bu bölgeye girmesin gibi büyük bir kargaşa var.

‘’DEPREMİN İLK GÜNLERİNDE AFAD İLE AHBAB’I BİRBİRİNE DÜŞÜRDÜK’’

‘’Yardım kuruluşları ile devletin kuruluşlarını birbirine düşürdük. Depremin ilk gününden itibaren biz devletimizin asıl kurumu olan AFAD ile yardım kuruluşu olan AHBAB’ı birbirine düşürdük.  Bu bir plansızlıktı aslında. Koordinatörlerimiz olacaktı. Allah korusun, deprem olduğunda hangi ilde, hangi ilçedeyse, oraya AFAD’ın koordinatörleri direkt atanacaktı. Askerimiz, polisimiz sahada olacaktı. Bakın çok acı.

Hala daha bazı enkazlarda vatandaşlarımız var. Bunları, o bölgeden öğrencilerimizle, arkadaşlarımızla konuşuyoruz. Adıyaman’da öğrencilerimiz bundan 3 gün önce diyor ki: ‘’Hocam biz şehri terk ediyoruz. Kokudan duramıyoruz.’’ Çok acı bir durum. Kokudan bir şehirde durulmaması, bizim ayıbımız, devletimizin ayıbı.

Biz insanlarımızı, sayı ne kadar fazla olursa olsun, afet ne kadar büyük olursa olsun, kefensiz toprağa koymamamız gerekiyor. Bu da bir plansızlıktır.  Bu da çok acı bir durum. Yine örnek olarak çok iyi, hep TOKİ’yi hep övüyorum, doğru işler yapıyorlar.  140 bine yakın deprem bölgesinde TOKİ’nin binalarının olduğu açıklandı ve hiçbirinin de hasar görmediği açıklandı. Bu, çok büyük bir mutluluk. İşte bu doğru işleri de söylüyoruz, yanlış işleri de söylüyoruz. Şimdi bu 10 şehir planlanacak 10 şehir planlandığında Elazığ’da içinde var tabii 11 şehir, planlandığında devletimizden, etkili kurumlardan ricamız bunu aceleye getirmeden, mikro bölgelerle, hangi bölgenin sağlam, hangi bölümün çürük olduğu iyice belirlenerek, şehirlerimizi ovalardan çekip, dağlık kesimlere çekmemiz gerekiyor. ‘’

 

‘’ENERJİSİNİ KISMİ OLARAK GÜNEŞ ENERJİSİNDEN KARŞILARAN BİNALAR YAPILIRSA MALİYETLER 3-4 YILDA AMORTİ EDİLİR’’

 

Türkiye’nin % 72’sinin deprem bölgesinde olduğunu belirten Hikmet Esen, yeni yapılacak konutların, enerjisini, kısmi olarak da güneş enerjisinden sağlayabilen binalar yapılması gerektiğine vurgu yaptı. Bu konuda yapılacak çalışmalarla, TOKİ2nin bu şekilde ev yapması ile maliyetlerin 3-4 yılda kendisini amorti edeceğini dile getirdi. Esen şunları söyledi:

‘’Ben enerji mühendisliğinde bir hocayım. Makine mühendisiyim. Bir mühendisin veya mimarın yapabileceği uzmanlık alanına giremem. Ama bildiğimiz şeyler var. Artık binalarımız doğru düzgün zeminlerde yapılmalı. Bunu biliyoruz, zeminleri sağlam olan yerlerin etkilenmediğini gördük. Çok yüksek katlı olmayan binaların etkilenmediğini gördük yine Elazığ’da çok kıymet verdiğimiz sözüne inandığımız bilim insanları ‘biz yüksek kat beceremiyoruz, yapmayı beceremiyoruz’ diyorlar. Bu çok acı bir durum. Yapamıyorsak, o zaman %72’si deprem bölgesi olan ülkede biz ne yapalım? 5 katlı evler yapalım. Huzurlu şehirler olsun, güvenli şehirler olsun. Rüzgarı alabilen şehirler olsun. İklimi düzgün bir şekilde dağılabilen, sıcaklığı da alabilen şehirler olsun diyoruz. Ben özellikle TOKİ’den şunu rica ediyorum. TOKİ biliyorsunuz, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı. Son zamanlarda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın adı biliyorsunuz değişti. İklim değişikliği de eklendi. Niye? Dünya ülkeleri artık bir karar aldı. Belli periyotlarda toplanıyorlar ve emisyonları, yani çevreye salmış olduğumuz karbondioksit emisyonları ve buna benzer emisyonları azaltmak için imza atıyorlar. Dolayısıyla artık bizim bakanlığımız da dedi ki; Çevre Şehircilik değil üzerine bir de İklim Değişikliği Bakanlığı koyalım ki, artık yapılarımız, yollarımız veya parklarımız da iklim değişikliğine uygun yapılar olsun. Ama TOKİ’de bunu hala göremedik. TOKİ bu 11 şehri yapılandırırken lütfen yeşil, sürdürülebilir, enerjisini, kısmi olarak da güneş enerjisinden sağlayabilen binalar yapsın. İnanın 87 milyar dolarlık bir maliyetin olduğunu söylüyorlar. Bu deprem bölgesinde devletin harcayacağı hesaplamaları yapmadık. Ama şunu biliyoruz. Bu 87 milyar dolarlık bir hasarın, bir güneş enerjisi sistemleri her binanın üzerinde yapıldığında 3-4 yılda bunu amortiye edeceğini biliyoruz. ‘’

‘’İMAR YETKİSİNİN BAKANLIĞA VERİLMESİNİ İSTİYORUZ’’

İmar yetkisinin belediyelerden alınarak ilgili bakanlığa verilmesi gerektiğinin altını çizen Hikmet Esen, ‘’TOKİ nasıl bu binaları sağlam yapıyorsa, TOKİ’nin artık şehircilikte de imarda da bu işi yapmasını istiyorum. Çünkü bu işin içine para giriyor, rant giriyor. Yanlış işler yapıyoruz. Liyakatsiz atamalar var. Bu liyakatsiz atamaların artık bitmesi lazım.’’ Dedi. Esen konuya dair şunları söyledi:

‘’Biz enerji olarak dışa bağımlıyız. Dışa bağımlılığımızı ne kadar azaltırsak, enerjiyi ne kadar verimli kullanırsak, bizim için o kadar iyi. Şunu özellikle belirtmek istiyorum. Artık biz imar yetkisini geçmişte olduğu gibi bakanlığa verilmesini istiyoruz. Belediyeler bu işi yapamıyorlar. Belediye meclis üyeleri -geçen haberlerde de okuduk- kasaptan, marketçiden belediye meclis üyeleri olmasın. Tüm partileri eleştiriyorum. Parti üyelerine bakılmaksızın söylüyorum. Onların dağılımına baktığımızda, inşaat mühendisleri var, mimarlar var. Ama jeologlar yok, yerbilimciler yok. Bunlar karar versinler. Belki başkanların, meclis üyelerinin danışmanları var. Ama o mecliste konuşan insanların, mecliste karar veren insanların, konunun uzmanları olması gerekir. Burada bir karar alındığında, ‘yok ben bir danışmanıma sorayım, danışmanım ne diyor?’ diye bir şey olamaz. Kişinin bilgisinin olması lazım. Bizim bilime inanmamız lazım. Dolayısıyla ben TOKİ nasıl bu binaları sağlam yapıyorsa, TOKİ’nin artık şehircilikte de imarda da bu işi yapmasını istiyorum. Çünkü bu işin içine para giriyor, rant giriyor. Yanlış işler yapıyoruz. Liyakatsiz atamalar var. Bu liyakatsiz atamaların artık bitmesi lazım. Konunun uzmanı kişilerin, o şehrin başında müdür olması lazım veya o kurumun başında müdür olması lazım.  Bunları yaptığımızda ülkemiz düzelecek.  Büyük bir acı ile karşı karşıya kaldık. Çok etkilendik. Bundan sonra belki depremler devam edecek. Ama zemin sağlamsa, binalarımız çok yüksek katlı değilse ve beton demirden çalınmıyorsa hayatta kalıyoruz. İki kere iki dört. Sonuç itibarıyla da Elazığ örneğini verirsek, geçen çıkan haberlerde de söylendi. Elazığ için söylenmedi. Sayıya baktık 37 tane meclis üyemiz var. Bu 37 meclisi üyesinin 6 tanesi inşaat mühendisi, bir tanesi mimar. Bunlara biz şehrin yeniden imarı konusunda yetki vermeyelim. Bu imar konusu, konunun uzmanları olan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nda olsun. Türkiye’nin % 70  böyle ise, buna bakanlık karar versin. Tüm binalarımız da aynı kat sayısında olsun.’’

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın binaları bir yılda yapılması konusunda yaptığı açıklamaya da değinen Hikmet Esen, 2020 yılında Elazığ’da yaşanan deprem sonrası yapılan evlere değinerek, böyle bir uygulamanın zor olduğunu ifade etti. Esen, böyle bir dönüşüm ve yeniden inşa sürecinde aceleye getirmeden çalışmalar yapılması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:

‘’Biz bunun örneğini Elazığ’da gördük. Elazığ depreminin 3. Yılındayız. Elazığ’la 10 ili kıyasladığımızda, afetin büyüklüğü ile Elazığ’ın büyüklüğünü kıyasladığımızda ki kıyaslanamaz, dolayısıyla bir yılda devletimiz bunu nasıl yapacak? Bu konuda çok emin değilim. İnşallah olur diyorum. Bir an önce evler yapılsın. Ama kesinlikle yeşil ve sürdürülebilir çevreci binaların yapılmasını istiyorum. Karar vermişken gücümüz de varsa aceleye getirmeyelim. Lütfen mikro bölgeleme ile sağlam evler yapılsın.

Şu ana kadar TOKİ binalarında yenilebilir güneş panelleri ile elektrik üreten ve şebekeye aktaran bir sistem görmedim. Ama çatı uygulamaları var. Fabrikalarda kullanıyoruz, bazen evlerde rastlıyoruz, binalarda var. Ama TOKİ’de, devletin yaptığı binalarda yok. Ben de diyorum ki;  sayısını bilemiyoruz, çok fazla sayıda buralara bina yapılacak deprem bölgelerine. Bunun bir maliyet analizi, geri ödeme süresi, bunlar yapılabilir. Enerjimizin bir kısmını biz güneş panelleri ile sağlayabiliriz. Bu bir ilk olsun. Artık binalarımız kendi enerjisinin bir kısmını sağlasın. Bu fikir belki ilk defa benden çıktı. Ama ben çok faydalı olacağına inanıyorum. Çünkü yapının maliyetinin belki %10’unu, %20’sini arttıracak. Ama 3 yıl sonra, 4 yıl sonra bunun geri ödeme süresini karşılayacağına inanıyorum. Tabii bunun hesabını yapmalıyız. Kaç tane bina olacak? Çatıları, panelleri belki o sektörde çalışacak, enerji anlamında çalışacak girişimcilere de kişilere de bir fırsat olmuş olacak. Dolayısıyla yapılırsa mükemmel olur. Çünkü biz artık söz verdik. Dedik ki;’ 2050 yılında emisyonlarımızı sıfıra indireceğiz. Emisyonları sıfıra indirebilmemiz için de, bizim kalben emisyonlarını azaltabilen, yenilenebilir enerji teknolojilerine dönmemiz lazım. O sağlam olan zeminlerde yaptığımız TOKİ’lere bunları yapabiliriz. Veya deprem görmüş bölgelerdeki kısımlara yine güneş panelleri döşeyip, iki katlı evlerde veya üç katlı evlerde de bunları deneyebiliriz. Bunun oldukça faydalı olduğunu düşünüyorum. Lütfen Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı,  buna bir kafa yorsun. Bilim insanlarını dinlesinler. Bir şehri modellerken, lütfen yine o bölgenin insanlarından, o şehrin bilim insanlarından faydalanıp,  güzel bir şehir planlaması yapsınlar. İsteğimiz bu. Yoksa biz enerji kriziyle de karşı karşıya kalıyoruz. Tüm ülkeler kovit’ten sonra çeşitli enerji verimliliği uygulamaları yaptılar.  Ama maalesef çok üzülüyorum. Ülkemizde enerji verimliliği adına gereksiz ışık sarfiyatımız var. Elektrik sarfiyatımız var. Bakın bizden çok çok ekonomileri iyi olan ülkeler, batı ülkeleri, kiliseleri, katedralleri kendileri için çok önemli olan müzelerin ışıklarını saat 22.00’den sonra kapattılar. Ve ne oldu? Bunlardan  %1 bile olmayacak bir kar elde ettiler. O % 1 için tüm ülkelerindeki uygulamaları, enerji verimliliği uygulamalarını faaliyete soktular. Sıcak suların derecelerini düşürdüler. Bir sürü uygulamaları var. Ama biz ülkemizde maalesef bunu göremedik. Tonlarca ışık sarfiyatımız var. Bakanlığımızın kapısında, müdürlüklerimizin kapısında bir sürü reklam panoları var. Devletimizin bir an önce enerji verimliliği ile ilgili de bu uygulamaları devreye sokması lazım.’’

 

 

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım | Osgaka.com