Ana Sayfa GÜNDEM, KÖŞE YAZILARI 2.03.2023 2184 Görüntüleme

KATİL KİM? FUNDA CANPOLAT’IN KALEMİNDEN

24 Ocak 2020’den itibaren başlayan ve durmak bilmeyen depremler hayatımızı gerek psikolojik gerek sosyolojik olarak olumsuz etkilemeye devam ediyor. Bir akşam ansızın başlayan ve hiç durmadan devam eden bu kabus her ne kadar büyük depremleri atlattık desek de artçıları ile bir saniye bile kendini unutturmadan hayatımızda yer almaya devam ediyor.

Ayı, günü hatta saati belli olmayan doğal afetler tabiri caizse geliyorum demiyor. Peki biz bu afetler için ne ölçüde hazırlıklıyız? Bugüne kadar ülkeyi yöneten hükümetler ne gibi önlemler aldılar? Biz kendimize yetebilecek bir ülke miyiz?

Merkez üssü Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan olan 2 büyük depremin ardından Türkiye büyük yıkıma uğrarken bürokratların ve vatandaşların tavrı bir yandan takdire şayan olurken diğer yandan pes dedirtti.

Derin bir sessizlik… “Sesimi Duyan Var Mı?”
Evet sesi duyan vardı fakat müdahale edebilecek bir ekip yoktu….
Sonrasında ise müdahale edebilecek bir ekip vardı ancak artık bir ses yoktu…

Türkiye’yi derinden sarsan bu deprem sadece binaların değil aynı zamanda insanlığın, vicdanın, ülkede ki sistemlerin, yönetimin ve ahlakın çöktüğünü de bir kez daha gözler önüne sermiş oldu.

Neden mi?
Deprem anında müdahale edilmesi gerekilen yerlere yardım günler sonra ulaştı, binlerce insan soğuk hava şartlarına rağmen aç susuz beton yığınlarının arasında ölümü bekledi, 2023’te dünyada süper güç olmayı hayal eden ülkemiz 11 ilin enkaz altında yatışını göz yaşları içerisinde izledi.
İnsanlar feryat ederek ailelerinin başında beklerken 2023’te büyük hedefleri olan ülkemiz ekip ve ekipman eksikliği nedeniyle cesetlerini enkaz altından kurtaramadı.

Yıllarca uzmanların TV programlarında bangır bangır bağırarak işaret ettiği fay hatlarının geçtiği hiçbir şehirde önlem alınmadı.

EMASYA protokolünden vazgeçenler böylesi bir afette askeri sahaya geç gönderdiği için binlerce canın ölümünü milyonlar önünde sessizce izledi.

Dayanışma içerisinde el birliği ile bu enkazı kaldırmak için çırpınması gereken bürokrasi yardım yapanlara saldırdı.

Yıllarca bağış toplayarak toplumun yaralarını sarmayı hedefleyen Türkiye’nin en büyük kurumlarından olan Kızılay çadır sattı.

Depremzedelere gidecek olan tırlar yağmalandı. Ülkemizdeki sığınmacılar enkaz altında ki vatandaşlarımıza bir bardak su vermezken yıkılan binalar soyuldu.

2023’te dünyada süper güç olmayı hedefleyen ülkemizde enkaz altından çıkan cesetlere kefen bulunamadı.

Peki ya çürüyen sistemin tetikçileri olup sırtını bürokrasiye dayayan müteahhitler? Bu kadar ölen insanın vebalini çaldıkları 3 kuruşluk malzeme ile ödeyebilecekler mi?

Üstünde ki montunu çıkartıp yardım bölgesine gönderen teyzenin, önce kardeşimi enkazdan çıkartın ölebilir diyen çocuğun, borç edinerek bölgeye yardım taşıyan esnafın, gecesini gündüzüne katarak bir sese bir nefes olmaya çalışan vatandaşlarımızın yaşadığı yer yüzü ile bu kadar zulme ve merhametsizliğe müsait insanların yaşadığı yer yüzü aynı olmamalı…

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım | Osgaka.com