EMEKLİ İNSAN DEĞİL Mİ?
Değerli okurlar, bugünkü yazım belki gerçeğin tekrarı olacak ama yazmalıyım çünkü, suni gündemlerle milletin gerçek gündemi olan geçim zorluğu hatta imkansızlığı unutulsun isteniyor. Özellikle belirmek isterim ki AKP iktidarının merkezinde millet yok ve olaylara saray penceresinden bakıyor. Peki ne var derseniz, AKP iktidarının merkezinde saray ve eşrafından oluşan sermaye grupları var ve olaylara Ankara penceresinden bakmıyor. Böyle olunca uyguladığı ekonomi politikaları, yüksek enflasyon ve düşük ücret politikasıyla birleşince emekçilerin ve emeklilerin gelirleri her geçen gün eridi, erimeye devam ediyor. İktidarın talimatları doğrultusunda ilan edilen ve gerçeği yansıtmayan TÜİK’in enflasyon verileri üzerinden yapılan maaş artışları, piyasada yaşanan gerçek enflasyon karşısındaki anlamını yitirdi.
Yapılan araştırmalar Açlık sınırının 30 bin, yoksulluk sınırının ise 97 bin lira olduğunu gösterirken, iktidarın 2026 yılı için reva gördüğü asgari ücretin 28 bin 75 lira, en düşük emekli aylığının ise 17 bin lira olduğu günümüzde yaşa bakalım nasıl yaşayacaksan. Düşünün dört kişilik bir ailenin yalnızca mutfak masrafı 28 bin lirayı aşarken; kira, eğitim, sağlık, ulaşım giderleri düşünüldüğünde yapılan artışlardan da görüleceği üzere, öyle vahim bir durum var ki emekli ve emekçinin maaşı daha cebine girmeden açlığa mahkûm edilmektedir. Oysa; bir ailenin insanca yaşaması için en düşük emekçi ve emeklinin aylık maaşının insanca yaşamaya yetmediği ortada iken, 2026 bütçesinin yükü dolaylı vergiler üzerinden emekçiler ve emeklilerin sırtına yüklenmiş durumda.
Değerli okurlar, AKP iktidarı uygulamalarıyla kamu kaynaklarını sermaye gruplarına aktarma yoluyla yapılan hizmetlerin faturasını da milletimize ödetmekle kamu hizmetinden en az faydalanan ancak en çok vergi ödeyen yoksul bir millet yaratarak sosyal devlet olma özelliğini ortadan kaldırdı. AKP’nin Emekliye yaptığı bu uygulama hangi vicdanla izah edilebilir. Bu karar vericiler gelecekte emekli kervanına katılmayacaklar mı? emekli oluncaya kadar uzmanlık alanlarında ülkemiz eserlerine emekleriyle katkıda bulunan emeklilere bu kin niye? Ne yaptı emekli size? AKP yönetiminin emeklilere yaptıklarının özeti yaşamayın ölün demektir. Emekli sadaka değil insanca yaşamak istiyor…
Bilinen tek gerçek; bu maaşlarla geçim sağlanamaz, insanlık onur korunamaz ve de toplumsal barış asla sürdürülemez. Belli ki, emekli ve emekçiler AKP iktidarınca bir yük olarak görülüyor. Emeklilik sanki ölümdür, bitmez zülümdür, öyleyse sakın emekli olma mı deniliyor… Eyyy karar vericiler biliniz ki “emekliler yük değil, bu ülkenin üretim gücüdür, hafızasıdır, sigortasıdır.” Bu nedenle bugün emekliye reva görülen bu vahim tablo, toplumun tamamını ilgilendiren bir sosyal adalet krizine dönüşmüştür.
Milyonlarca emekçi ve emeklinin yaşama hakkı elinden alındı ve açlığa mahkum edildi. Barınma bedellerinin artışı karşısında evlerinden olan emekli ve emekçiler sağlıksız ortamlarda barınmaya çalışıyor. AKP iktidarı saray penceresinden baktığı için her tarafın güllük, gülistanlık olduğunu zannediyor. Ankara penceresinden baksaydı gördüğü manzaranın iç açıcı olmadığını görecek ve sarayın rahatı kaçacaktı.
Değerli emekçi ve emekli kardeşlerim, özel günlerde torunlarınıza harçlık verememek, evlatlarınıza avuç açmak sizlerin kaderi değildir. Sizleri yok sayan anlayışa “Emekli insan değil mi?” diye sormanın zamanıdır. Unutmayın, layık olduğun yönetimleri seçerken bugüne kadar yaptığınızı tekrar etmekten uzak durun. Çünkü, Aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar beklemek olası değildir.
Özetle; ülkemiz AKP iktidarının “yerli ve milli” politikalardan sapması ile, derinleşen bir gelir adaletsizliğinin hüküm sürmesi sonucu; yoksulluk kalıcı hale gelirken, emekliler ve emekçilerin büyük çoğunluğu, açlık sınırı altında bir gelire sahip olduğu için otel odalarında yaşamaya mecbur bırakılmıştır. İnsanlık onurunu ayaklar altına alan bu AKP iktidarı artık oyun alanı bulmamalı ve sermaye gruplarınca gasp edilen sizlerin olan değerlerden, payınıza düşene sahip çıkmalısınız. Sonuçta; bir değişim kararı verecek olursanız ki olmalısınız, yoksulluğun kader olmadığını göreceksiniz.