SORUYORUM!..
Değerli okurlar, iktidarlar vatandaşların rahat ve huzurunu temin etmek için milletin görev verdiği yapılardır. Bu yapılardan biri olan ve 24 yıldır iktidar yetkisine sahip AKP yönetimi ve koşulsuz destekçileri kimlerin refah ve huzuru için görev yapmışlardır. Günümüz Türkiye’sine baktığımızda milletin çok büyük bir kesiminin yoksulluğa ve açlığa mahkum edildiği gerçeği ile yüzleşmekteyiz. O zaman rahat ve huzur kimler için? Elbette küçük bir azınlık olan saray ve eşrafı ile yandaş/paydaşlar için. Bu azınlık, yoksulluğa mahkum vatandaşların sırtından geçinen asalaklar olarak lüks ve şatafat içerisinde yaşamaya devam etmek için de vatandaşların dini ve milli duygularını kendi çıkarlarına alet etmekten asla vazgeçmiyorlar. Gerçek gündemler, algı operasyonları ile farklı gündemlere kaydırılarak millet uyutulmaya çalışılıyor. Oysa hatırlatırım ki, milletimiz sabırlıdır. Susması korkaklığından değil asaletindendir.
Değerli okurlar, ülkemiz zor zamanlardan geçiyor. Günümüz Türkiye’sinde adalet sarayları var içerisinde adalet yok, hak ve hukuk üstünler için var, insan hakları ayaklar altında, özgürlükler kısıtlanmış, insanlarımız hürriyetlerinden yoksun halde, yargı-yasama ve yürütme tek adamın eline verilmiş durumda. Bir anekdotu sizlerle paylaşmak istiyorum; Yanılmıyorsam 2014 yılında bir AKP milletvekilinin de katıldığı toplantıda, İsviçre denizcilik Bakanı’na “ülkenizde deniz yok fakat denizcilik bakanlığı” var deyince, İsviçre denizcilik bakanı “sizde de Adalet yok ama Bakanı var” cevabını vermiş. Demem o ki yabancı temsilciler ülkemiz gerçeğini görüyor, bizler ise yaşıyoruz. Bir ülkede Adalet yoksa başka şeylerin varlığından bahsedilemez…
DOĞRU PARTİ temsilcisi olarak yoksulluğa mahkum edilen vatandaşlarımızın cevabını istedikleri soruları onların sesi olarak iktidar ve koşulsuz destekçileri yanında iktidarın gündemine aparat olan başta CHP olmak üzere TBMM’de bulunan muhalefet yönetimlerine soruyorum;
…gibi daha nice cevap bekleyen sorular. Bu sorular sonrası vatandaşların ortak kanaati ise “AKP iktidarı uygulamalarıyla vatandaşlara ihanet ediyor” şeklindedir. İnanmıyorlarsa çarşıya, pazara çıksınlar ya da bu fıkrayı sorgulasınlar. Papaz, iki metre ilerisinde duran zangoca “gizli gizli sen mi içiyorsun bu şarabı?” diye sorar. Ancak zangoç sessiz ve umursamaz. Buna sinirlenen papaz; “sana soruyorum be adam! duymuyor musun?” Sorusunu “hayır, buradan hiçbir şey duyulmuyor” diye cevaplar zangoç. Papaz, “iki adım öteden beni nasıl duymazsın” der zangoca. Zangoç bunun üzerine papaza dönerek “isterseniz yer değiştirelim, duyulmadığını anlarsınız” der. Yer değiştirdikten sonra, zangocun papaza “Kilise için toplanan yardımları kim iç ediyor?” sorusunu yöneltince Papaz; “ hakikaten yahu! buradan hiçbir şey duyulmuyor” cevabını verir.
Değerli okurlar, kıssadan hisse; bizler vatandaşlarımızın sesi olarak özet sorularımızı sorduk. Umarım duyar ve cevap verirler. Vermezlerse, gelecekte tüm bu soruların hukuk önünde cevapları elbette alınacaktır. Ünlü düşünür Tolstoy’un “VARLIĞI BİR ŞEY KAZANDIRMAYAN İNSANLARIN YOKLUĞU HİÇBİR ŞEY KAYBETTİRMEZ” sözüne atfen tüm vatandaşların farklılıklara bir kenara bırakıp benzerliklerde birleşmesi ülkemizin beka sorunu olan “ULUS DEVLET, ÜNİTER YAPININ” bozulmasını önleyici önemdedir.
DOĞRU PARTİ olarak dili, dini, mezhebi ne olursa olsun barış, demokrasi, kardeşlik ve özgürlük ne varsa hepsi vatandaşlık bağı ile bağlı olan Türk milletinindir ve öyle kalacaktır. Bizler bu anlayış ekseninde anaların ağlamadığı, emekçinin alın terinin karşılığını alacağı yarınlara sizlerle birlikte yürüyeceğiz. Bu nedenle; sağcı-solcu, Alevi-Sünni, milli-gayri milli gibi gerekçelerle toplumu ayrıştıran, algı operasyonları ile de kutuplaştıran ve kutsal dinimizi siyasi çıkarlarına alet eden günümüz iktidarı ve koşulsuz destekçilerinin uygulamalarını reddediyor ülkenin ve ülke insanının refah ve huzurunu milletin kendisine ait olanı geri almasıyla sağlanacağına inanıyoruz.
Değerli okurlar, milletimiz iktidara verdiği yönetim ehliyetinin kişisel çıkarlar doğrultusunda kullanıldığının farkında elbet. AKP iktidarının baskı ve zulmünün sonlandırılması olayına mizahi açıdan baktığımızda ki, Hakim, kaza yaparak birçok kişinin ölümüne sebep olan bir şoförün ehliyetini iptal edince, şoför; “yapmayın, hakim bey, benim yaşamam, şoförlük yapmama bağlı” diye sızlanınca Hakim; “başkalarının yaşaması da sizin şoförlüğü bırakmanıza bağlı.” der. Yönetim ehliyeti verilen AKP iktidarı 24 yıldır şoförlüğünü yaptığı ülkemizi uçuruma sürüklüyor. Hakim olan Türk milletinin, ehil bir şoföre yetki vermesinin zamanı gelmiştir. Unutmayınız “İNANIRSAN BAŞARIRSIN”.