DOLAR 43,4186 0.03%
EURO 52,1516 -0.2%
ALTIN 7.358,521,87
BITCOIN 38686970.80714%
Elazığ

KAR YAĞIŞLI

SABAHA KALAN SÜRE

Av. Dr. İrfan Sönmez’in kaleminden…Atatürk’le mücadele ettiğiniz kadar…
  • Harput Times
  • Güncel
  • Av. Dr. İrfan Sönmez’in kaleminden…Atatürk’le mücadele ettiğiniz kadar…

Av. Dr. İrfan Sönmez’in kaleminden…Atatürk’le mücadele ettiğiniz kadar…

ABONE OL
25 Ocak 2026 17:31
Av. Dr. İrfan Sönmez’in kaleminden…Atatürk’le mücadele ettiğiniz kadar…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Nusaybin’de sınırı geçerek YPG’ye yardıma koşan  yüzlerce insanın görüntüsü ülkeyi yönetenler için bir ders  olmalıdır.

Bu tablo, o insanların ne ve neye mensubiyet duyduklarını, bayrağımıza yapılan saldırı ise yaşadıkları ülkenin değerlerine ne kadar yabancılaştıklarını, ne kadar hınç duyduklarını gösterir.

AKP çeyrek asırdır iktidarda, istese  doğru bir siyasetle bu tabloyu tersine çevirebilirdi. Ama yandaşı doyurmak için Kamu ihale kanununu değiştirmek ve  Atatürk’ü silmek için  gösterdiği çabanın yüzde birini bu hayati meseleye ayırmadı. Çünkü  birinci öncelik her zaman yasaları atlayarak  pastayı yemekti.

Etnik hareketlerin çoğu onlara öncülük eden kadroların peşinde gider. Kitle düşünmez,itaat eder, düşünenler onları politize eden, yazar-çizer, siyasetçi, akademisyenlerden oluşan kadrolardır. Bunların içinde mebzul miktarda da dışarıdan beslenen veya tarihi düşmanlığını etnik gruplar üzerinden tatmin etmeye çalışan çevreler vardır. Mesela bu ülkede etnikçiler ile Ermeniciler kol koladır. Ağrı isyanı bir Kürt-Ermeni örgütü olan HOYBUN’u eseridir.

Mustafa Kemal düşmanlığı daha çok kapatılan tarikat erbabının topluma enjekte ettiği,genellikle yalan ve abartılardan oluşan bir düşmanlıktır. Mustafa Kemal’de herkes gibi bir fanidir, her tarihi şahsiyet gibi onunda hataları vardır. Ancak bu ülkeyi -tek dişi kalmış canavarın- ağzından alan da onun kumandanlığı ve dehasıdır. Tarihi şahsiyetler, kendi dönemlerinin sosyal, ekonomik,siyasi şartlarında değerlendirilmedikçe onlar hakkında doğru hükümlere varmak mümkün değildir.

Mustafa Kemal’in anlaşılmasına engel olan ikinci grup ise kendi ideolojilerini onun itibarı ve karizması üzerinden servis eden çevrelerdir.Dinle, milli değerlerle problemlerini Onun adını kullanarak  topluma dayatmışlardır. Atatürk’e en büyük kötülük onu istismar eden sözde Atatürkçü çevrelerden gelmiştir.Onunla toplum arasına girerek onun doğru olarak anlaşılmasını engellemişlerdir. Hemen belirtelim ki, bir kişiyi putlaştırmak da şeytanlaştırmak da onu anlayamamak,etrafına aşılmaz duvarlar örmektir.

Çeyrek asırlık AKP iktidarında yaşananlar, Atatürk’ün eleştirilen politikalarının çoğunu doğrulamıştır. Hırsız,rüşvetçi veya despot bizdense tarikatı da, cemaati de onun peşinde gitmekten beis görmemektedir.Yani aslında Atatürk’e yönelik eleştiriler hakperestlik veya adalet hassasiyeti  ile ilgili değildir. Bizden değilsen ne olursan ol kötüsündür. Hakim zihniyet budur!

Öte taraftan tarikat erbabının hepsinin Mustafa Kemal’ karşı olduğu fikri de tam bir çarpıtmadır. Bazıları karşıdır ama birçoğu da dini ve manevi cepheleri ile Onu desteklemiştir. Rahmetli Ahmet Yüksel Özemre,” Üsküdar’ın Üç Sırlısı” isimli kitabında anlatır:Dönemin ulularına göre Nakşi Mehmet Sabit efendi zamanının en büyüğüdür.Müttefik devletlerin İstanbul’u işgalinin akabinde devletin bekası için endişelerini izhar etmekte olan ihvanına:”Üzülmeyin biz o işi Selanikli mavi gözlü bir sarışına havale ettik, O bu işin üstesinden gelecek” diyecektir.(s.21) Kitapta bu ifadeyi teyit eden başka ayrıntılar ve beyanlar da var. Hem de Atatürk daha samsun’a çıkmadan. Bu tip ifadelere rağmen önemli olan  tarihi şahsiyetler için kimin ne dediği değil,  tarihin ne söylediği, nasıl hüküm verdiğidir.Bazıları için tek hüküm kriteri dindarlıktır.Dindar görünen ne yaparsa yapsın meşru kabul edilir, din muhasebesine tabi tutulmaz. Oysa Fırtınalı bir denizde kaptanın dindarlığına değil, gemiyi sağ selim limana yanaştırıp yanaştırmadığına  bakılır.

Bu satırlar Atatürk’le, tarihle kavganın ülkeye bir şey kazandırmayacağı tam tersine kaybettireceğini,,güçlendirilmesi gereken iç cephenin ortadan ikiye bölüneceğini belirtmek içindir. Toplumu birbirine bağlayan her değerimiz ihtimamla muhafaza edilmelidir.Onun liderliğini, askeri ve siyasi dehasını döneminin kendinden kıdemli komutanları ve birçok din büyüğü kabul etmişken bugün bunu kavga sebebi etmek yanlıştır.Zamanı geriye işletmek geleceği kaybetmektir.

Çeyrek asırlık Erdoğan iktidarı boyunca bu ideolojik sapmalar veya kavgalar yerine ülkenin mevcut sorunlarına yoğunlaşılsaydı bugün başka bir Türkiye’den bahsediyor olabilirdik. Bölücülükle mücadele yerine bölücüleri haklılaştıran demeçler verildi. Güneydoğu veya Kürt raporu adı altında etnik çevrelerin talepleri demokrasi makyajıyla topluma empoze edildi.Bu yönde SHP’nin,CHP’nin, RP’nin raporları AKP’li siyasetçilerin birçok demeci var.

Ne demek Türk-Kürt-Arap devleti? Burada bunu söylerken, Suriye’de Kürtler üniter Suriye merkezi hükümetine ve devletine entegre olsun diyorsunuz. Suriye’de YPG, “Suriye bir Kürt-Arap devleti olsun” diyor, itiraz ediyorsunuz, o zaman bu vatan coğrafyası için niye Türk-Kürt-Arap devleti lafını telafuz ediyorsunuz? Çünkü bu ülkenin temel meseleleri ile ilgili hiç bir programınız, hiç bir fikriniz yok.

Nusaybin’den YPG’ye yardıma giden, bayrağa saldıran gençler hakim olmadınız eğitim sisteminin sonucudur.(Bu arada Nusaybinlilerin de bu hainliğe tepki gösterdiklerini belirtelim) Her eğitim sistemi bir tip insan yetiştirir. Örgüt militanlarının çoğu merkezi yönetimlerin hakim olmadığı eğitim birimlerinden aldıkları eğitimin kurbanıdırlar. Eğitime hakim olamayan ülkeye hakim olamaz, toplumsal çatlakları kapatamaz. Bölgedeki okulları, bölgenin PKK ile paralel düşünen öğretmenlerine teslim ettiniz. Gençlerinize bir ülkü, bir dava bir ahlak aşılayamadınız. Bugün suç işleyen 15-16 yaşındaki çocukların hikayesinde de onların vicdanlarını, yüreklerini ortak eğerlerle dolduramamanız yatmaktadır. Ne ektiniz ki biçesiniz?

Çözülmeyecek sorun yoktur. Yeter ki bunun için niyetimiz, kararlılığınız olsun.Eğitim bu işin başıdır.Bölgeye gönderdiğiniz hocaları, bürokratları, eğitimcileri doğru  insanlardan seçerek başlayabilirsiniz.Umarım-Örgüte sempatizan yetiştirenleri gördükten sonra -tevhid-i tedrisatın- önemini anlamışsınızdır.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP