Eurovision Şarkı Yarışmasının yetmişincisi bugün başlıyor. Organizasyonun birinci yarı finali 12 Mayıs’ta, ikinci yarı finali 14 Mayıs’ta gerçekleştirilecek. Büyük final ise 16 Mayıs Cumartesi gecesi yapılacak. Avrupa’nın en çok takip edilen kültürel organizasyonlarından biri olan Eurovision yeniden milyonlarca izleyiciyi ekran başına toplamaya hazırlanırken, Türkiye’nin yarışmaya yeniden katılması yönündeki tartışmalar da gündeme geldi.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. İlyas Kayaokay Eurovision’un yalnızca bir şarkı yarışması olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek organizasyonun kültürel görünürlük bakımından önemli bir platform olduğunu ifade etti. Kayaokay, TRT’ye de yarışmaya yeniden katılım konusunu gündeme alma çağrısında bulundu.
Kayaokay açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Eurovision’u sadece puanlama sistemi üzerinden değerlendirmek eksik bir bakış olur. Türkiye’nin katılım ve oylama sistemine yönelik haklı eleştirileri elbette vardır. Yarışmanın zaman zaman politik bir zeminde ilerlediği de bilinen bir gerçektir. Ancak bugün mesele yalnızca derece almak değildir. Bu organizasyon aynı zamanda dillerin, kültürlerin ve müzik geleneklerinin görünür olduğu uluslararası bir sahnedir.”
Son yıllarda yerel dillerle yarışmaya katılan ülkelerin dikkat çekici başarılar elde ettiğini belirten Kayaokay, bu durumun Türkçe açısından da önemli bir fırsat sunduğunu söyledi.
“Eskiden birçok ülke İngilizce şarkılarla daha avantajlı olacağını düşünüyordu. Fakat son yıllarda başta Fransızca olmak üzere İtalyanca, Ukraynaca, Portekizce, Fince gibi yerel dillerle sahneye çıkan ülkelerin ciddi ilgi gördüğünü görüyoruz. Avrupa’da artık kendi dilinde özgün eser üretmek daha fazla karşılık buluyor. Bu durum Türkçe açısından da önemli bir imkândır.”
Türkçenin güçlü bir müzik dili olduğunu vurgulayan Kayaokay, Türkiye’nin yarışmaya yeniden katılması hâlinde bunun kültürel etkisinin önem taşıyacağını söyledi.
“Türkçemiz, ritmi, ses uyumu ve güfte birikimi bakımından son derece güçlü bir dildir. Eurovision gibi milyonlarca insanın takip ettiği bir organizasyonda Türkçenin duyulması, sevilmesi ve dikkat çekmesi küçümsenecek bir mesele değildir. Türkiye yeniden katılacaksa sadece Türkçe şarkılarla katılmalıdır. Dilimizi, kültürümüzü ve müzik birikimimizi çağdaş yorumlarla buluşturup özgün bir söylem oluşturabiliriz.”
Türkiye’nin geçmişte Türkçe eserlerle önemli başarılar elde ettiğini de hatırlatan Kayaokay, özellikle 1997’deki “Dinle” ve 2008’deki “Deli” adlı parçaların Avrupa’da dikkat çektiğini ifade etti.
“Tamamen Türkçe sözlü eserlerle de başarılı olunabileceğini geçmişte gördük. ‘Deli’ gibi şarkılar yalnızca derece almakla kalmadı, Türkçenin farklı coğrafyalarda duyulmasına da katkı sağladı. Anadolu müziğiyle modern düzenlemeleri buluşturan güçlü eserlerle bugün de dikkat çekmek mümkündür.”
Kayaokay, TRT’nin geçmiş yıllarda yarışmanın bazı yönlerine ilişkin eleştirilerinde haklı taraflar bulunduğunu da belirterek çözüm yollarının üretilebileceğini ifade etti.
“Bir zamanlar milli bir mesele olarak görülen yarışma için TRT’nin bazı konulardaki hassasiyetleri anlaşılabilir. Özellikle kültürel yapımıza uygun bulunmayan bazı sahne şovları konusunda eleştiriler olabilir. Ancak bunun çözümü tamamen uzak durmak değildir. Ne kadar uzak durulsa da halkın her kesiminde bir özlem olduğu aşikardır. Örneğin yayın politikası farklı biçimlerde düzenlenebilir. Yarışma TRT ana kanalından değil de dijital platformlar veya Tabii gibi alternatif yayın alanları üzerinden verilebilir. İsteyen takip eder, istemeyen etmez. Bunun çeşitli yöntemleri üretilebilir.”
Eurovision’un artık yalnızca televizyon üzerinden takip edilen bir organizasyon olmadığını vurgulayan Kayaokay, dijital çağın yarışmanın etkisini değiştirdiğini söyledi.
“Bugün Eurovision eski dönemlerden farklı bir noktadadır. Şarkılar artık aylar öncesinden sosyal medya platformlarında dolaşıma giriyor, milyonlarca kez dinleniyor. Yarışma gecesinden önce bile büyük bir kültürel etkileşim oluşuyor. Türkiye’nin bu alanda tamamen geri planda kalması yerine kendi dilini ve müziğini güçlü biçimde temsil etmesi daha doğru olacaktır.”
Türkiye’nin yarışmadaki geçmiş temsilcileri arasında Sertab Erener, Athena, maNga ve Hadise gibi isimlerin Avrupa kamuoyunda hâlen hatırlandığını belirten Kayaokay, Türkiye’nin yeniden katılımının yalnızca müzik açısından değil kültürel etki bakımından da önemli sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
1
Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde Dünya Artrit günü dolayısıyla “Artrit İle Yaşam” temalı bir etkinlik düzenlendi.
18592 kez okundu
2
ÜLKÜSÜ VE ÜLKESİNE ADANMIŞ BİR ÖMÜR…..İRFAN SÖNMEZ’LE GÜNDEME DAİR..
17138 kez okundu
3
16807 kez okundu
4
YAĞIŞ NEDENİYLE ARAÇ SUDA KAYBOLDU
13157 kez okundu
5
DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN TÜRKİYE’M…….
12574 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.