İspanya ne yaptı biz ne yaptık?
Çerçeve Yasa’yı savunanların bazıları ETA -İspanya örneğine atıfta bulunuyorlar. Bu gönderme yanlıştı, ama nasıl olsa kimse okumuyor, bunu “okuturuz” dediler. Akademisyen Prof.Dr.M.Akif Okur, güzel bir makale ile hem yasayı hem yapılan atıfların temelsizliğini ortaya koydu.
ETA, Bask bölgesinin bağımsızlığı için mücadele eden bir örgüttü. Örgüttü diyorum, çünkü 2018’de faaliyetlerini sonlandırarak tarih oldu. Lakin bu sonlandırmanın İspanya devleti ile yapılmış herhangi bir pazarlıkla ilgisi yok, çünkü öyle bir pazarlık yok.
İspanya’nın AB’ye girmesi ETA açısından en büyük kırılma oldu. O tarihe kadar Fransa eylemcilerin saklandığı, sığındığı, eylemlerini organize ettiği bir ülkeydi.İspanya AB üyesi olunca onun sınırları AB’nin sınırları oldu. Artık Fransa ETA’ya göz yumamazdı. İspanya ile ortak operasyonlar yapıldı, cephanelikler, hatta silah fabrikaları ortaya çıkarıldı.Birçok ETA üyesi tutuklandı. ETA eylem yapma kapasitesini büyük ölçüde kaybetti. Buna teröre artık tahammül edemez hale gelen BASK halkının tepkisini de eklemek lazım. Yani silah bırakmaya giden yol, örgütün eylem yapamaz duruma gelmesi ve halkın giderek desteğinin azalması, hatta tepkiye dönüşmesi ile açıldı.
İspanya hükümeti daha önce bir hükümet komiseri vasıtasıyla başta Cezayir olmak üzere çeşitli ülkelerde “kendi seçtiği” örgüt liderlerinden biri ile görüşmeler yapmıştı. Burada “kendi seçtiği” ibaresine dikkat etmek lazım,İspanya örgüt içinde bir lider çıkarmak istemedi, muhatabını kendi seçti, örgüte insiyatif tanımadı. Böylece ETA’nın hiçbir zaman bir Apo’su, bir kurucu önderi olmadı.O görüşmelerden sonuç alınamayınca,sonraları İspanya bir daha ETA’yı muhatap almadı.
Peki, ETA nasıl silah bıraktı?
2011’de BM Genel sekreteri Kofi Annan öncülüğünde Aiete Bildirisi yayımlandı. Beş maddelik bildiride, ETA’nın silahlı faaliyetlerini kesin olarak sonlandırdığını kamuoyuna açıklaması,İspanya ve Fransa hükümetlerinden,yalnızca “çatışmanın sonuçlarını” görüşmek üzere diyalog istemesini önerdi. Fransa ve İspanya hükümetlerinden ise, ETA bunu yaparsa hükümetlerin açıklamayı olumlu karşılaması ve görüşmelere başlanması istendi. Çağrıda, “Şiddete başvurmayan” siyasi aktörlerin siyasi konuları ve halkın görüşünün alınması tavsiye edildi.Halkın katılımı görüşmelerin daha kabul edilebilir ve hazmedilebilir olmasını sağlayacaktı. Bu çağrıdan sadece üç gün sonra ETA bir açıklama yaparak “silahlı faaliyetlerini kesin olarak sona erdirmeye karar verdiğini,” açıkladı. İspanya hükümeti ETA ile herhangi bir anlaşma yapmadı. Tam tersine İspanya İçişleri bakanı, 2017’de yaptığı açıklama ile, “ETA’nın silah bırakması karşılığında hiçbir şey elde edemeyeceğini,örgütün silahlarını teslim edip dağılması ve mevcut hukuka tabi olması gerektiğini” ifade etti. ETA silahları İspanya hükümetine teslim etmedi ama silahlarla ilgili bilgiler Fransa hükümetine verildi.8 Nisan 2017’de Fransız polisi verilen adreslere giderek silah ve patlayıcıları kontrol altına aldı.ETA 2018’de bütün yapıları ile kendini feshettiğini, tamamen dağıldığını ilan etti. Bu fesih karşılığında İspanya örgüte hiç bir taviz vermedi, genel af çıkarmadı, örgüt üyelerini ödüllendirmedi. Öyle ki, ETA tutukluları dağıtma politikasının bir gereği olarak BASK bölgesinden uzak cezaevlerine sürülmüş, böylece bölge ile irtibatları sınırlanmıştı. İspanya hükümeti bu mahkumların yakın cezaevlerine nakline bile yanaşmadı. Sonraki yıllarda örgütün tamamen sahneden çekildiği anlaşılınca bazı mahkumlar yakın cezaevlerine taşındı. Dönemin İspanya Başbakanı,Mariano Rajoy,”ETA’nın dağılması karşılığında herhangi bir siyasi kazanç elde etmediğini, ve mevcut hukuk düzeninin uygulanmaya devam edeceğini,”söyledi.
Bütün bu nedenlerle ETA modeli müzakere sonucu oluşmuş bir barış süreci değildir. Tamamen tek taraflı bir silah bırakma ve kendi kendini tasfiyedir. 2023’te hala İspanya cezaevlerinde onlarca ETA tutuklusu vardı. 2026’yılında kadar cezalarını tamamlamış olan 59 ETA hükümlüsüne şartlı tahliye uygulandı. İspanya hiçbir zaman ETA’ya silah bırakma karşılığında ödün vermedi, hukuku esnetmeden uygulamaya devam eti.Siyasi bir kazanım elde etmelerini önledi.Onları terörist sıfatından çıkarıp kahraman yapmadı.Liderlerinden birini öne çıkararak siyasi kimlik kazandırmadı, teröristi terörist kimliğinde tuttu. “Siz yüzlerce insanın canına kıydınız,size sırf silah bırakıyorsunuz diye ayrıcalık tanıyamam” dedi.
PKK da, “SİHA”ların devreye girmesi ile kırsalda eylem yapamaz duruma gelmişti. Eskisi gibi militan devşiremiyordu.Artık şehre dönmek gerekiyordu, çünkü kırsalda kullanılan silahların aynı rahatlıkla şehirlerde kullanılması mümkün değildi.Ama kuru kuruya silah bırakmak da işlerine gelmiyordu. AKP’nin ulus -devlet karşıtlığı, Erdoğan’ın bir daha seçilme hırsı pazarlık kapısını araladı.Ulus- devlet yıkılırsa, kabileleşen Türkiye’nin önü açılacak,emellerine ulaşacaklardı. Kolayca anlaştılar.Apo eli-dili kanlı bir teröristken, barış elçisi oldu.Her biri onlarca insanın kanına girmiş, Kürt’ün de Türk’ünde düşmanı olan militanlar affedildi.İmralı ikinci bir siyasi merkez haline getirildi.
Şimdi soruyorum “Terörsüz Türkiye” sürecinin neresi ETA’nın silah bırakmasına benziyor?
1
Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde Dünya Artrit günü dolayısıyla “Artrit İle Yaşam” temalı bir etkinlik düzenlendi.
23252 kez okundu
2
ÜLKÜSÜ VE ÜLKESİNE ADANMIŞ BİR ÖMÜR…..İRFAN SÖNMEZ’LE GÜNDEME DAİR..
17490 kez okundu
3
17222 kez okundu
4
YAĞIŞ NEDENİYLE ARAÇ SUDA KAYBOLDU
13447 kez okundu
5
DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN TÜRKİYE’M…….
12807 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.