DOLAR 48,84710,12%
EURO 55,39990,06%
ALTIN 6.740,800,33
BITCOIN 4113907-0.51075%
Elazığ
27°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

Cevdet Yılmaz: Belirsizlik yeni normal haline geldi

Cevdet Yılmaz: Belirsizlik yeni normal haline geldi

ABONE OL
26 Eylül 2026 14:19
Cevdet Yılmaz: Belirsizlik yeni normal haline geldi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Cevdet Yılmaz: Belirsizlik yeni normal haline geldi

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TÜRKONFED 27. İş Dünyası Zirvesi’nin ikinci gününde yaptığı konuşmada, küresel ekonomide belirsizliğin kalıcı hale geldiğini belirterek, Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını koruduğunu söyledi. Yılmaz, ekonomik güvenlik ve dayanıklılığın önümüzdeki dönemin temel başlıkları olacağını belirterek, “Amacımız her türlü küresel şok karşısında üretmeye, yatırım yapmaya ve büyümeye devam edebilen, ortaya çıkan yeni fırsatları da hızla değerlendirebilen güçlü ve esnek bir ekonomik yapı oluşturmaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Elazığ’da düzenlenen  TÜRKONFED 27. İş Dünyası Zirvesi’ne katıldı. Yılmaz zirvede  yaptığı konuşmada, küresel ekonomide yaşanan gelişmeleri ve Türkiye’nin ekonomi politikalarını değerlendirdi. Yılmaz, belirsizliğin artık yeni normal haline geldiğini belirterek, ekonomik dayanıklılığın krizlere karşı savunmacı bir yaklaşımın ötesinde ele alınması gerektiğini söyledi.

Yılmaz, “Günümüzde küresel ekonomide temel soru, belirsizliğin ne zaman sona ereceğinden ziyade, ülkelerin belirsizlik altında sürdürülebilir büyümeyi nasıl sağlayacağıdır. Belirsizlik yeni normal haline geldi. İstikrarlı şekilde istikrarsızlık üreten ortamdayız” dedi.

Ekonomik dayanıklılığı dönüşümü yönetebilme ve uzun vadeli refah üretebilme kapasitesi olarak gördüklerini belirten Yılmaz, şöyle konuştu:

“Son yıllarda küresel ekonomi; jeopolitik gerilimler, ticaret politikalarındaki değişimler, tedarik zincirlerindeki kırılmalar, enerji ve gıda arz güvenliği, iklim değişikliği ve afetler, hızlı teknolojik dönüşüm ve küresel finansal koşullardaki dalgalanmalar gibi çok sayıda riskle aynı anda karşı karşıya kalmaktadır. Bu zorlu şartlar altında dahi Türkiye ekonomisi dayanıklılığını korumaktadır.”

“2029’DA YÜZDE 5 BÜYÜMEYİ ÖNGÖRÜYORUZ”

Türkiye ekonomisinin büyüme ve enflasyon verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, 2025 yılında yüzde 3,7 büyüyen ekonominin 2026 yılında yüzde 3,3 büyümesinin beklendiğini, Orta Vadeli Program döneminde büyümenin kademeli olarak güçlenerek 2029 yılında yüzde 5 seviyesine ulaşmasının öngörüldüğünü söyledi.

Yılmaz, “Enflasyonun zirve 2024’teki seviyelerinden belirgin şekilde gerileyerek Ağustos 2026 itibarıyla yüzde 31,5 düzeyinde olması dezenflasyon sürecindeki ilerlemeyi ortaya koymaktadır. Bölgemizdeki jeopolitik gelişmelerin etkisiyle hedeflediğimiz oranın üzerinde kalmış olsak da, eşgüdüm içerisinde yürüttüğümüz para, maliye ve gelirler politikalarıyla daha önce başardığımız gibi enflasyonu tek haneli seviyelere indireceğiz” diye konuştu.

Yılmaz, program döneminde cari işlemler açığının milli gelire oranının yüzde 2,6’dan yüzde 1,6’ya düşürülmesini, işsizlik oranının yüzde 8,1’den yüzde 7,6’ya gerilemesini ve yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam oluşturulmasını öngördüklerini belirterek, “2026 yılında milli gelirimizin 1,8 trilyon doları, kişi başına gelirimizin ise 20 bin doları aşmasını bekliyoruz” dedi.

“EKONOMİK GÜVENLİK VE DAYANIKLILIK ÖNEMLİ”

Ekonomik güvenlik ve dayanıklılığın önümüzdeki dönemin önemli kavramları arasında yer aldığını ifade eden Yılmaz, 2027-2029 Orta Vadeli Programı’na ekonomik güvenlik yaklaşımını dahil ettiklerini belirtti.

“Buradaki temel önceliğimiz, kritik alanlarda dışa bağımlılığımızı azaltmak, ekonomimizin stratejik kapasitesini güçlendirmek ve çoklu şoklara karşı dayanıklılığımızı daha da tahkim etmektir. Amacımız, stratejik alanlarda kapasite oluştururken küresel ticaret, yatırım ve teknoloji ağları içerisindeki konumumuzu daha da güçlendirmektir.”

Yılmaz, enerji ve doğal kaynaklarda arz güvenliğinin önemine de dikkat çekerek, yerli kaynakların aranması ve üretilmesinin yanı sıra enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve depolama kapasitesinin artırılacağını söyledi.

“Enerji dönüşümünü çevre politikasının yanı sıra bir rekabetçilik politikası olarak görüyoruz. Yeşil dönüşüm aynı zamanda cari açığımızı da azaltacak ve makroekonomik istikrarımızı güçlendirecektir. Düşük karbonlu üretim kapasitesi, enerji verimliliği ve temiz teknoloji yatırımları önümüzdeki dönemde ülkelerin küresel değer zincirlerindeki konumunu belirleyen temel unsurlar arasında yer alacaktır.”

“KRİTİK TEKNOLOJİLERDE YERLİ KAPASİTEMİZİ GELİŞTİRECEĞİZ”

Gıda arz güvenliği ile kritik teknolojilerde yerli kapasitenin geliştirilmesinin de ekonomik güvenliğin temel unsurları olduğunu belirten Yılmaz, tarım ve gıda sektörünü stratejik alanlar olarak nitelendirdi.

“Savunma sanayii, sağlık, yarı iletkenler ve yapay zekâ başta olmak üzere stratejik alanlarda Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetlerini artıracak, üretim ve yenilik kabiliyetimizi ülkemizin refahını daha da artıracak seviyelere taşıyacağız. Burada temel hedefimiz yalnızca daha fazla üretmek değil; daha verimli, daha yenilikçi, daha yüksek katma değerli ve daha rekabetçi üretmektir.”

Yılmaz, yapay zekâ, ileri malzemeler, yarı iletkenler, robotik, biyoteknoloji, enerji depolama ve yeni nesil ulaşım teknolojileri gibi alanlarda Türkiye’nin yetkinliklerinin geliştirileceğini ifade etti.

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE EKONOMİK POTANSİYELİ HAREKETE GEÇİRECEK”

Bölgesel kalkınmanın ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesindeki önemine de değinen Yılmaz, “Terörsüz Türkiye” hedefinin ekonomik açıdan da önemli bir fırsat olduğunu söyledi.

Yılmaz, “Terörsüz Türkiye hedefini yalnızca toplumsal huzur açısından değil, aynı zamanda ülkemizin ekonomik potansiyelini daha güçlü şekilde harekete geçirecek stratejik bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. Son 40 yılda terörün ekonomimize doğrudan ve dolaylı maliyetini en az 2,3 trilyon dolar olarak hesaplıyoruz” dedi.

Terörün yol açtığı güvenlik maliyetleri ve belirsizlikler ortadan kalktıkça özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yatırım, üretim, istihdam ve girişimciliğin daha güçlü biçimde gelişeceğini belirten Yılmaz, bölgelerin kendi potansiyelleri ve rekabet avantajları doğrultusunda uzmanlaşmasının destekleneceğini kaydetti.

“Özellikle tarım, sanayi, turizm ve hizmetler sektörlerinde bölgelerimizin sahip olduğu potansiyelleri daha etkin şekilde değerlendirerek yerel işletmelerimizin ulusal ve küresel değer zincirlerine daha güçlü bir şekilde entegre olmasını sağlayacağız.”

“GÜÇLÜ EKONOMİ, GÜÇLÜ TOPLUMDAN BESLENİR”

Ekonomik dayanıklılığın yalnızca üretim, teknoloji ve finansal kapasiteyle sınırlı olmadığını belirten Yılmaz, insan kaynağı, demografik yapı ve afetlere dirençli şehirlerin de ekonomik dayanıklılığın parçası olduğunu söyledi.

“Bir toplumun dayanıklılığı, aynı zamanda güçlü bir beşerî sermayeye, sağlıklı bir demografik yapıya, güvenli şehirlere ve vatandaşlarımızın geleceğe güvenle bakabilmesine bağlıdır. Güçlü ekonomi, güçlü toplumdan, güçlü toplum ise sürdürülebilir refah üreten güçlü ekonomiden beslenmektedir.”

Yılmaz, aile yapısının güçlendirilmesi, demografik yapının korunması ve şehirlerin afetlere karşı daha dirençli hale getirilmesinin de öncelikleri arasında bulunduğunu belirtti.

Konuşmasının sonunda Türkiye’nin belirsizlikleri aşacak tecrübeye ve fırsatları değerlendirecek güce sahip olduğunu ifade eden Yılmaz, “Amacımız her türlü küresel şok karşısında üretmeye, yatırım yapmaya ve büyümeye devam edebilen, ortaya çıkan yeni fırsatları da hızla değerlendirebilen güçlü ve esnek bir ekonomik yapı oluşturmaktır” dedi.

Yılmaz, zirvenin Elazığ’da düzenlenmesinin önemine de değinerek, “Zirvenin Doğu Anadolu’nun kadim şehirlerinden Elazığ’da yapılmasını son derece kıymetli buluyorum” ifadelerini kullandı.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.