Fon skandalı aslında bir hukuk krizidir. Hukukun işlediği bir yerde kimse bu tür eylemlere cesaret edemez. Cesaret etse bile açık kapı bulamaz. Çünkü sistemin muhtemel bütün açıkları hukuk yoluyla kapatılmıştır.
CB sistemine geçildikten sonra hukukun üstünlüğünden tek adamın üstünlüğüne geçildi. Hukuk bazı iş ve eylemleri denetleme imkanını kaybetti. Buna siyasallaşma da eklenince ortaya -yargıdan bağışık-bir seçkinler grubu çıktı. Bunlar bir nevi dokunulmazlık kazandıklarını düşündüler, frene basmak için artık hiç bir korku ve endişeleri kalmadı.
Fakat tek sebep bu değil, 15 Temmuz darbesi ne kadar ihanetse o kadar da bazıları için bir imkan oldu.Artık her suçun suçlusu bulunmuştu. Kim suç işlerse işlesin nöbetçi suçlu hazırdı: Fethullahçılar.
Bununla bu yapıya asla masumiyet
isnat etmiyorum, elbette kurunun yanında yanan yaş bir kitle de var.Ancak suça bulaşan veya siyasi sorumluluktan kaçmak isteyenler için -Fethullahçılık- kullanışlı, kimsenin itiraz edemeyeceği, hatta itiraz etmeye cüret bile edemeyeceği bir malzeme oldu. Siyasi iktidar her sıkıştığında sorumluluk bu yapıya yıkıldı. Onu kullanarak elini yıkayıp kenara çekildi. Onun için bu ülkede hangi suç işlenirse işlensin iktidar asla suçlu değildir, sorumluluğu da yoktur.
Bu zihniyet değişmedikçe bu tür skandallar devam eder. Faturayı başkaları ödüyorsa kim korkar yargıdan? Skandala karışanların çoğu
yeni güç merkezinin etrafında kümelenen tipler. Kimi Fatma Betül Sayan gibi iktidar partisinin bir parçası. Bu kimliğe sahip olmasaydı,bu küçük yatırımcıyı -silkeleme- işine karışmaya cesaret edebilir miydi? İYİ Parti Genel Başkanı Sn Müsavat Dervişoğlu, siyasi himaye derken işte bu gerçeğe işaret ediyor. Fatma Betül Sayan’ın yerinde bir muhalefet milletvekili olsaydı şimdi çoktan kıyamet kopuyor olurdu. Kıblesi Saray olan gazeteciler, yeri göğü inletir, bire bin katarak muhalefetin hırsızlığını, arsızlığını teşhir ederlerdi. Bu defa yapamadılar, çünkü hırsız bizdendi, bizden olana da her şey mübahtı.
Son olay bu ülkenin ciddi bir temizliğe ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Bu kadar yolsuzluğun, hırsızlığın olduğu bir ülkenin iki yakası bir araya gelmez. Nitekim gelmiyor da. Daha iki gün önce emekli bir polis memuru yokluktan, yoksulluktan intihar etti. Geçmişte Başbakanlığın önünde bir esnafın attığı yazar kasanın destanını yazanlar, emekli polis memurunun ölümünü pas geçtiler. Oysa bu bir insandı, bir kasa değildi, duyguları, acıları, üzüntüleri vardı.Sefaletten başka bir şey getirmeyen yeni Türkiye’nin son kurbanıydı.
Fon soygunu ne ilktir ne de son olacaktır.Muhalefet belediyelerinin bu skandalın yüzde biri kadar bile olmayan yolsuzluk iddialarını köpürtenler, sıra iltisaklılarına gelince aynı duyarlılığı göstermiyorlar.Bu da muhalefet belediyelerine yönelik operasyonların birer -adalet gösterisi- ve –muhalefetsizleştirme- olduğunu gösteriyor. Yargı bir gösteri alanı değil, milletin hukukunun korunduğu yerdir. Dibe vuran ekonomiyi, itibar kaybeden yargıyı kurtarmanın yolu hukukun üstünlüğüdür..Güç vehmiyle dokunulmaz olduğunu sananları durduracak olan budur.Adalet terazisi düzelmedikçe hiç bir şey düzelmez, düzelmeyecektir. Sorumlu o teraziyi bozanlardır.
GÜNDEM
03 Ekim 2026GÜNDEM
17 gün önceGÜNDEM
03 Ekim 2026
1
Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde Dünya Artrit günü dolayısıyla “Artrit İle Yaşam” temalı bir etkinlik düzenlendi.
25458 kez okundu
2
ÜLKÜSÜ VE ÜLKESİNE ADANMIŞ BİR ÖMÜR…..İRFAN SÖNMEZ’LE GÜNDEME DAİR..
17650 kez okundu
3
17371 kez okundu
4
15569 kez okundu
5
YAĞIŞ NEDENİYLE ARAÇ SUDA KAYBOLDU
13589 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.