DOLAR 45,5874 0%
EURO 53,1106 -0.06%
ALTIN 6.655,66-0,53
BITCOIN 3497678-0.337%
Elazığ
14°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

Av. Dr. İrfan Sönmez’in kaleminden…Emevilerin yolunda…

Av. Dr. İrfan Sönmez’in kaleminden…Emevilerin yolunda…

ABONE OL
18 Mayıs 2026 22:03
Av. Dr. İrfan Sönmez’in kaleminden…Emevilerin yolunda…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Taberi tarihinde Muaviye’ye isnat edilen bir söz var, şöyle diyor:” Saltanatımızla  aramıza girmedikleri sürece insanların konuşmasına engel olmam.” Yani yönetimimi eleştirmediğin, iktidarımı tehdit etmediğin müddetçe, istediğin kadar konuşabilirsin, aksi halde konuşamazsın,kırmızı çizgim iktidarıma göz koymamandır.

Bu anlayış tarih boyunca farklı tonlarda sürüp gitmiş, günümüze kadar gelmiştir.

Öyle ki, eleştiri ile ihanet neredeyse özdeş hale gelmiştir. Hoşa gitmeyen eleştirilerin -dış güçlerle- ilişkilendirilmesi, hakaret veya yanıltıcı bilgi kategorisine sokularak yargının konusu haline getirilmesi bu anlayışın günümüzdeki görünüşleridir.

Halbuki, demokrasi birazda eleştiridir, sözdür, toplumsal denetime açık olmaktır, keyfiliği muhalefet yoluyla dengelemektir, yanlışları hiç bir korku ve tereddüde düşmeden söyleyebilmektir. Bugün böyle bir iklim var mıdır? Yoktur!

Son yıllarda açılan davaların çoğu, “siz saltanatımızla aramıza nasıl girer, iktidarımızı elimizden almaya nasıl cüret edersiniz,” davalarıdır. Bunun casusluk, rüşvet gibi ambalajlarla sunulması davaların arka planındaki gerçeği değiştirmiyor. Hele yolsuzluk, rüşvet iddiaları, boğazına kadar aynı suçlara bulaşmış olanların bu davaları meşrulaştırmak için sığınacakları son gerekçedir. 17/25 Aralık’ta ortaya çıkan rüşvet ve yolsuzluk delillerinin nasıl -kumpas, montaj- yalanları ile  kapatıldığını  hep birlikte gördük. Temiz siyaset iddiasında olanların,  önce Rıza Zarrab’ın ABD’deki -itiraflarını- yargı önüne getirip, gereğini yapmaları gerekir.

Muhalefetin bu kadar aykırı ve cürüm gibi görülmesinin bir başka sebebi de, -yönetenlere- kutsiyet izafe edilmesi, devletin dinle bütünleştirilmesidir.Din, devletle bütünleşince onu yönetenler de bu bütünlüğün içinde yer almakta,bir nevi dokunulmazlık kazanmaktadır. Hala “halifemiz halifemiz” diye sayıklayanların temel gerekçelerinden biri budur. Hilafet yahut bugünkü anlamıyla yönetim dini bir kurum gibi görülmüş, onun kaybı dinin kaybı gibi mütalaa edilmiştir. Oysa İslam bir yönetim biçimi vazetmemiş, bunu zamana, şartlara, toplumların kendisine bırakmıştır. İnsana saygılı, adil, ehliyet ve danışmayı esas alan, denetime açık her yönetim biçimi meşrudur. Bunun nasılı, o çağın ruhu ve halkın kültürüne, tercihine bırakılmıştır.

Yönetimlerin/hilafetin kutsallaştırılmasının bir boyutu – muhteris yöneticilerin saltanatını korumak ise bir başka boyutu da, isyanların, ayaklanmaların, mezhep çatışmalarının yaşandığı tarihi şartlarda, toplumun yönetime  itaatini sağlayarak  kamu düzenini tesis etmektir. Bu, o günün şartlarında  normal görülebilir, fakat ya şartlar değişmişse? Fazlurrahman, bunu şu şekilde cevaplar: “Ehli sünnet, siyasi teori konusunda mutlak itaati benimsemiştir.Başlangıçta amaç,cemaatin bütünlüğünü korumak ve güvenliğini sağlamaktır.Ancak başlangıçtaki gereksinimler ortadan kalktıktan çok sonra bu uygulama ehl-i sünnetin bir kabulü haline  gelmiş, geçmişe ait tarihi bir gereksinim, bir çeşit doğmaya dönüştürülmüştür.”(Kadir Gürler,İktidar-Din İlişkisi,s.253) Kayıtsız şartsız itaatin dindarlık haline gelmesi, işte bu siyasetin dinle iç içe geçmesinin/geçirilmesinin bir sonucudur.Bu itaati sağlamak için hiç bir hadis kaynağında geçmeyen,“Zamanının imamına(yöneticisine) biat etmeden ölen kimse, cahiliye ölümü üzere ölmüştür,” gibi  hadisler uydurulmuştur. Kamu düzeni için gösterilen hassasiyet, zamanla kamu düzensizliğinin, zulmün, baskının, otoriterleşmenin aracı olmuştur. Din, insanı Allah’a,Resulüne ve ahlaka çağırır, şu veya bu siyasetçiye/yöneticiye uymaya çağırmaz.Şeffaf, denetlenebilir, eleştiriye açık, hesap vermeye açık  bir toplum düzeni ancak bu tarihsel tortuların toplum vicdanından süpürülüp temizlenmesi ile mümkündür.Kim ki eleştiriden korkuyor, onun faş olmasından  korktuğu iş ve icraatlar vardır.Hiç bir din ve hiç bir yasak, ahlaksızlığın, hırsızlığın, yolsuzluğun, zulmün üstünü örtmez, örtemez…

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP