DOLAR 50,14480,21%
EURO 56,32470,14%
ALTIN 6.588,50-0,11
BITCOIN 3804593-5.47748%
Elazığ
11°

KAPALI

SABAHA KALAN SÜRE

Av. Dr. İrfan Sönmez

Av. Dr. İrfan Sönmez

04 Kasım 2026 Çarşamba

Av. Dr. İrfan Sönmez’in kaleminden…Çal, Ama Kokusunu Çıkarma

Av. Dr. İrfan Sönmez’in kaleminden…Çal, Ama Kokusunu Çıkarma
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Fon soygunu, buzdağının  sadece görünen kısmı, gerçek tahmin edilemeyecek kadar büyük. İktidarın telaşı da bundan kaynaklanıyor, bunun diğer alanlara sirayet etmesinden korkuyorlar.  Zira böyle bir yayılma -tek adamın- ihtirasları üzerine kurulu sistemin  çökmesi demek. Sistem çökünce de altında kalacak olanlar bellidir.

Diğer alanlar dediğim, kamu ihaleleridir,dışarıdan yapılan yüklü alımlardır. Daha 2010 yılında içeride ve dışarıdaki  gazeteler, o tarihe kadar 800 milyar dolarlık ihale yapıldığını, iki yüz milyar dolarının rüşvete gittiğini yazıyorlardı. IMF Türkiye’ye yönelik yayımladığı konsültasyon raporlarında,  kamu kurumlarının şeffaflığına vurgu yapmış, TOKİ ve Türkiye Varlık Fonu’nun  mali bilgilerinin kapsamının genişletilmesini ve daha şeffaf bir şekilde kamuoyuna açıklanmasını talep etmişti. Avrupa Birliği’ de Türkiye’nin üyelik sürecine ilişkin her yıl yayımladığı  İlerleme Raporlarında, Kamu İhale Kanununda yapılan sayısız değişiklik ve TOKİ ve birçok  kamu kurumunun ihalelerinin  istisnalar kapsamına alınmasını eleştirmişti.  Türkiye’ye eleştiri yönelten, şeffaflık isteyen kurumlar sadece IMF ile AB’den ibaret değildi, Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu da(GRECO)’ yayımladığı uyum raporlarında ,yolsuzluğun önlenmesi, şeffaflığın sağlanması için  kamu ihalelerinin  daha açık, daha denetlenebilir ve eşit rekabet koşullarında yapılması  gerektiğine işaret etmişti.

Gazete Oku

Bu uyarılar dikkate alınmadı. Alınsa bugün farklı bir gündem, farklı bir Türkiye olabilirdi. Fon soygunu sadece Borsa’da oynanan oyunu ortaya çıkardı, oysa diğer alanlarda da mali çapı çok daha büyük  yolsuzluk ve usulsüzlük  iddiaları var. Uluslararası kuruluşların her yıl hazırlayıp,yayımladığı  bu Türkiye raporlarını ilgili kurumlar ve ülkeyi yönetenlerde görüyor, okuyor.  Yapması gereken ilk şey, bu raporları ciddiye alarak gerekli düzenlemeleri yapıp, sistemin açıklarını tıkayacak tedbirler almaktı. Bunların hiç biri yapılmadı,çünkü rant dağıtmak iktidarı elde tutmanın bir yöntemi olarak kullanıldı.İnsanların ihtirasları, doymazlığı bu  şekilde yönetildi. Onların zenginlik hayaline,açgözlülüğüne hitap edildi. Millete ait olan millet için değil, siyasi ikbal için harcandı. Bu istisnai bir durum değil, bu bir siyaset tarzı, bir yönetim biçimi.Fon skandalı sadece, körlükte ısrar edenlerin- göz ve idrakine bir örnek sundu. Ülkenin nasıl yönetildiğini, ne hale geldiğini ve böyle devam ederse nerelere gidebileceğini gösterdi.

Herkesin şu soruları kendine sorması lazım:bu ülkede demokratik, denetlenebilir, şeffaf bir yönetim  olsaydı, bu çirkinlikler olabilir miydi? Kurumlar çökertilmese, yargı iğdiş edilmese- souguncular- bu cesareti bulabilirler miydi? Yargı bağımsız olsaydı, oğlu bu işlere karıştığı iddia edilen bir AKP’li vekil, “oğlumu tutuklayacak adam daha anasından doğmadı,  tek başıma yapmadım, sadece ben mi yaptım?” diyebilir, bir yerlere -masum değiliz hiç birimiz- mesajı yollayabilir miydi? Ne demek tek başıma yapmadım? Ne demek sadece ben mi yaptım? İşte her şeyin izahı,bu soruların cevabında yatıyor:  “Ne yaptıksa birlikte yaptık, sadece bizi kurban verip, yolunuza devam edemezsiniz.” diyorlar.

Mesele sistem ve siyasi ahlak meselesidir. Sistem, çal ama kokusunu çıkarma yöntemiyle işliyor. Bu sistem ve bu siyaset tarzı değişmedikçe, gizli açık yolsuzluklar devam edecek ve bu milletin iki yakası kolay kolay bir araya gelmeyecektir.