13 Nisan 2026 Pazartesi
TÜRK OCAKLARI ELAZIĞ ŞUBESİ “TÜRK OCAKLARI KURULUŞU, AMAÇLARI VE FAALİYETLERİ” KONULU KONFERANS DÜZENLEYECEK
Cezmi Orkun yazdı.. Ortadoğu ve kanlı siyaset..
Semih Işıkver'den Elazığspor’a Dev Prim Desteği: “Bizler İnandık, Siz de İnanın!”
Macaristan seçimleri: Hiçbir otokrat yenilmez değildir!
Букмекерская Контора «париматч»: Обзор Компании И Ее Особенностей
Mart ayında farklı tarihlerde dört adet füze Türkiye hava sahasında imha edildi. İddiaya göre füzeler İran’dan atılmıştı. İran, iddiaları yalanlayarak, bayraklarının taklit edildiğini söyledi.
Gazeteler, füzelerin NATO savunma sistemleri tarafından imha edildiğini yazdı. İncirlik’e Patriotlar konuşlandırıldı, bir NATO sempatisi yaratıldı. Öyle ya, NATO sayesinde herhangi bir zayiat vermemiş, onun sayesinde İran füzelerinden kurtulmuştuk. Bundan sonra da NATO şemsiyesi altında kendimizi güvende hissedebilirdik.
Ama çok geçmeden bu sempati kampanyasının sebebi anlaşıldı; maddem tehdit altındaydık, bu tehdidi savuşturmak için Doğu’da bir NATO kolordusunun kurulması dillendirilmeye başlandı. Hatta bazı görevlendirmelerinin bile yapıldığı yazıldı. Bu kadarla da yetinilmedi, boğazların korunması için de böyle bir NATO korumasının şart olduğu empoze edilmeye başlandı.
Bu ilginç değil mi?
NATO üyesi olduğumuza göre bir dış saldırıda zaten NATO’nun bize ait yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekmez mi, bunun için illa bu ülkede bir Kolordu’nun kurulması mı gerekiyor?
Belli ki, NATO sevgisi yaratmaya çalışmanın arkasında vatan toprağına NATO askerini sokmanın toplumsal zeminini yaratma düşüncesi yatıyordu. Önce İran füzeleri ile İran karşıtlığı ve tehdit algısı ardından Kolordu kurmanın gerekliliği…
Yıllardır iktidara yakın televizyonlar, bangır bangır yaptığımız silahlardan bahsediyorlar. Her seçim uçurulan uçak ve yerli üretim tank reklamları yapılıyor. Neredeyse silah teknolojisinde ABD ve Çin’i geçtiğimizi iddia edecekler. Silah sanayinde bu kadar ileriysek bizi niye başkaları korusun? ABD, İran füzelerine karşı Katar’daki, Kuveyt’teki, S.Arabistan’daki üslerini ve bu ülkeleri koruyamadı. Kimse başkaları için kendi çocuklarını feda etmez. ABD’de İran Savaşına karşı sokağa çıkan,” Biz İsrail’in kuklası değiliz, krallar istemiyoruz” diyerek ABD’nin bu savaşa iştirakini protesto eden milyonların tepkisini hatırlayın. Kendini koruyamayan bir ülkeyi kimse koruyamaz. Kimse sizin yerinize –karşılıksız- bedel ödemez.
Amerika’nın Irak/körfez savaşında Türkiye’de ABD askerlerini konuşlandırma tezkeresi Erdoğan’ın gayretlerine rağmen geçmemişti. Bu doğru bir karardı, meclisin o tarihlerde iyi-kötü bir bağımsızlığı vardı. Tezkere geçmiş olsaydı,75-80 bin ABD askeri gelecek, bunların bir kısmı Türkiye’de kalacak, bir kısmı Irak’a kara harekatı yapacaktı. Tezkere geçmeyince bu oyun bozuldu. Geçmiş olsaydı ne olurdu? Muhtemelen ABD askerleri uzun süre burada kalır, tahmin edilemeyecek ölçüde sıkıntılara sebep olurdu. Kore Savaşı 1950’de başladı 1953’te bitti. Aradan neredeyse 73 yıl geçmesine rağmen hala binlerce ABD askeri Güney Kore’de kalmaya devam ediyor. ABD girdiği yerden kolay kolay çıkmıyor. Hele devşirilmiş, defolu siyasetçiler de bulmuşsa hiç çıkmıyor. NATO’da farklı ülkelerin askeri bulunmasına rağmen, NATO büyük oranda ABD demektir. Ne adına olursa olsun, ülke sınırları içinde böyle bir Kolordu’ya izin vermek ülke güvenliğini başkalarının insafına terk etmektir. Buna karar verecek olanlar, geçmişte Çekiç Güç’ün ne ve nelere sebep olduğunu bir defa daha hatırlamalarında fayda var.
Niye doğuda, niye şimdi? Doğru olan Suriye ve İsrail’den gelebilecek muhtemel tehditlere karşı Türkiye’nin güney sınırımızda bir Kolordu kurması ve sınır boyunda yeni ilçeler kurarak iki bölge arasında etkileşimi en aza indirmesidir.