Ana Sayfa GÜNDEM, Uncategorized 15 Temmuz 2022 677 Görüntüleme

SÖNMEZ: TÜRKİYE’DE SON YILLARDA CAMİLER TIPKI EMEVİ CAMİLERİ GİBİ SİYASETİN ŞUBESİ HALİNE GELMİŞTİR

Yakın tarihimizde ne yazık ki darbelerle sınanan ülkemizin belki de en kanlı,en yıkıcı olanı 15 Temmuz 2016 tarihinde yapılmak istenen darbeydi. Ordu ile halkı karşı karşıya getiren, amacın ülkeyi daha iyi bir yere taşımaktan ziyade rejimi yıkarak yeni ve antidemokratik bir düzen kurmak olduğu bir girişimdi. Ülkemizin sınandığı ve halkın irade mücadelesi sonucu kazanılan büyük imtihandı.

SÖNMEZ: DARBELERİ KİME YAPILDIĞINDAN BAĞIMSIZ OLARAK DEĞERLENDİRMELİYİZ

15 Temmuz Darbe girişiminin yıldönümünde Av. İrfan Sönmez ile darbelere dair konuştuk. Harputtimes.com’a konuşan Sönmez, darbelerin kime ya da hangi siyasi merciye yapıldığına bakmaksızın değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Darbelerin ülkeler demokrasisine vurulan en büyük yara olduğunu da ifade eden Sönmez sözlerine şöyle devam etti:

‘’ 15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümü. Bugüne kadar darbelerle ilgili,  15 Temmuz’la ilgili birçok konuşmalar yapıldı, yazıldı.  Elbette demokrasiye karşı, demokrasi karşıtı hareketlere karşı milli iradeyi ortadan kaldırmaya çalışan hareketlere karş bir karşıt bilinç oluşturmak için  bunları yapmak şart. Eğer bunu yapmazsak darbelerin bu ülkenin demokrasisi üzerinde, ekonomisi üzerindeki  etkilerini dile getirmezsek, darbe karşıtı şuur oluşturamayız .Bu yöndeki beyanların açıklamaları doğru buluyorum. Ancak bu beyan ve açıklamaların çoğunun demokrasiye sahip çıkmaktan ziyade, mevcut iktidara sahip çıkma hassasiyeti ile yapıldığını görüyorum. Halbuki biz darbeleri kime karşı yapıldığından bağımsız olarak değerlendirmemiz gerekiyor. Öyle yaptığımız zaman hem demokrasiye sahip çıkmamız mümkün olacak, hem de  siyasi ve ideolojik farklılık gözetmeden insanların buna iştirak etmeleri ve katılmaları daha mümkün olacaktır. Dolayısıyla darbe karşıtı çevre daha da büyüyecektir.

TÜRKİYE’DE SON YILLARDA CAMİLER TIPKI EMEVİ CAMİLERİ GİBİ SİYASETİN ŞUBESİ HALİNE GELMİŞTİR

Dini unsurların siyasi mecrada çok kullanıldığına ve bunun da dini değerlere büyük zarar verdiğine de değinen Sönmez, bir partiyi İslam ile özdeşleştirirseniz, o partinin yaptığı bütün hataların en büyük zararının dine olacağını söyledi. Camilerde siyasetin olmasına karşı olduğunu da ifade eden Sönmez şunları söyledi:

‘’Cuma hutbesinde 15 Temmuz darbesi anlatıldı. Ben camilerin siyasete müdahil olmasına karşıyım. Ancak 15 Temmuz darbesi anlatılırken zımni olarak bu hükümete sahip çıkmak dinle özdeşleştirilerek anlatıldı. Halbuki hiçbir siyaset eşittir,din demek değildir.Hiçbir parti de  eşittir din demek değildir .Bu ülkede güzel dinimiz İslam’a yapılacak en büyük kötülük,herhangi bir parti,  herhangi bir iktidarı dinle özdeşleştirmektir. Çünkü dini bir parti ile özdeşleştirirseniz; o partinin yaptığı bütün hatalar işlediği bütün suçlar özdeşleştirilen dine de zarar verir. ‘Falan parti İslami bir partidir ‘ dediğiniz zaman, onun hatalarına da İslami bir kılıf giydirmiş oluyorsunuz.  hırsızlık yaparsa bunun sonu sonuçları İslam’a da zarar verir, namussuzluk yaparsa, rüşvet alırsa adaletsizlik ve kayırmacılık yaparsa, bunu İslam’la özdeşleştirdiğiniz için İslam’a da Zarar vermiş olursunuz. Türkiye’de son yıllarda camiler tıpkı Emevi camileri gibi siyasetin bir şubesi haline gelmiştir ve bu çok yanlıştır. Eğer camilerde darbe karşıtlığı, demokrasinin bir gereği olarak takdim edilseydi, bu çok doğru bir şey olurdu. Fakat bugüne kadar camilerde demokrasiye sahip çıkmayı ve demokrasinin günümüz dünyasında en iyi yönetim tarzı olduğunu anlatan bir vaaz dinlemedim.’’

15 TEMMUZ ANLATILIRKEN, DEMOKRASİYE DEĞİL DE İKTİDARA SAHİP ÇIKMA MESAJLARI VERİLİYOR

‘Darbeye karşı olmak ayrı bir şey, demokrasiye karşı olmak ayrı bir şeydir. Tuttuğunuz partiye birileri darbe yapar, karşı olursunuz. Bu, demokrasiden yani olmak değildir. Tutmadığınız bir partiye darbe yapılırsa, buna karşı olursanız bu demokratik bir tavırdır. Dolayısıyla camilerde anlatılan ve bugün bize sıklıkla hatırlatılan 15 Temmuz hadisesinin de demokrasiden ziyade iktidara sahip çıkma imajı verilmektedir. Yani Adalet ve Kalkınma Partisi ve onun lideri İslam’la özdeşleştirilerek adeta demokrasi ve  İslam bunlarmış gibi bir imaj verilerek, insanların hem dini duyguları istismar edilmekte hem de yanlış bir demokrasi yorum yapılarak mevcut iktidara sahip çıkmaları sağlanmaktadır. Bir kere darbe, kim yaparsa yapsın, kime yapılırsa yapılsın yanlıştır.

DARBELERE KARŞI OLMAK HERHANGİ BİR PARTİYE MENSUP OLMANIN ŞARTI DEĞİLDİR

Demokrasiye bağlılığın en önemli koşullarından birinin de hangi siyasi merciye ya da partiye olursa olsun darbe karşıtı olmak olduğunu söyleyen Av. İrfan Sönmez, darbeyi önlemek için sadece darbe karşıtı olmanın yeterli olmadığını; darbeyi oluşturacak zeminin de hazırlanmasını önlemek gerektiğini belirtti. Sönmez:’’ Darbelere karşı olmak o veya bu partiye mensup olmanın bir şartı değildir millet iradesine Saygılı olmak olmanın bir gereğidir. Millet iradesine saygılıysanız, darbe kime yapılırsa yapılsın isterse rekabet içerisinde olduğunuz partiye yapılsın, karşı çıkmak çok önemlidir. Ayrıca demokrasiye bağlı olmanın bir şartıdır. Fakat Türkiye’de ne yazık ki böyle bir bilincin oluştuğunu söylemek mümkün değil. Darbeleri önleyebilmek için sadece karşı olmak yetmez. Darbe hiçbir sebep yokken olmaz, zemini oluşmadıkça hiçbir kurum darbeye cesaret edemez. Bu zemini oluşturan da siyasetçilerin hataları ve bazı grupların, devleti aşındıran,devletin temellerini sarsmaya çalışan davranışlarıdır.

SİYASETİ KAZANÇ HALİNE GETİRİRSENİZ,ADALETSİZLİĞİ SİYASİ HÜKÜM HALİNE GETİRİRSENİZ, VATANDAŞIN İNANCI VE GÜVENİ KAYBOLUR

Siyaseti bir ticaret ve kazanç haline getirirseniz yolsuzluğu hırsızlığı sistematik hale getirirseniz adaletsizliği siyasetin bir hükmÜ haline getirirseniz o ülkede vatandaşlar yavaş yavaş siyasete olan inanç ve güvenlerini kaybetmeye, başka yollardan Medet ummaya başlarlar. Türkiye’de vatandaşın siyasetten soğuması bazı darbeleri alkışla karşılamasına sebebiyet veren şey, siyasetçilerin hatalarıdır. Eğer siyasetçiler kendilerine verilen emanete hıyanet etmeselerdi, eğer siyasetçiler ülkeyi doğru yönetseydiler insanları aşa, ekmeğe mahkum etmeselerdi; kendileri şatafat içerisinde debdebe içerisinde yaşarken insanları yokluğa  şükretmeye davet etmeseydiler, vatandaş bugüne kadar gelip geçen darbelerin hiçbir tanesine geçip vermezdi. Darbeleri biraz da siyasetçilerin hataları ,ihtirasları, ülke yönetirken yaptıkları çirkinlikler sebebiyet vermektedir. Vatandaş siyasetten soğuyunca başka alternatiflere yönelmektedir. Onun için siyasetçilerin de icraatlarına çok dikkat etmeleri gerekmektedir.

İKTİDARI SEÇME, YA DA YETKİLERİNİ ALMA KONUSUNDA MÜHÜR VATANDAŞTADIR

Demokrasilerde siyasileri seçen, ,denetleyen ve gerekli gördüğünde değiştirme konusunda yegane yetkinin vatandaşlarda olduğunu hatırlatan Sönmez, siyasetin içine din karıştırıldığı zaman vatandaşın yanlış yapsa bir o siyasi erki değiştirirken sanki dini değerleri değiştiriyormuş gibi bir algıya kapıldığını dile getirdi. Sönmez:

‘’Demokrasilerin asıl aktör ve belirleyeni vatandaştır. Vatandaş siyasetçiyi seçen, seçtiği siyasetçiyi denetleyen, beğenmediği siyasetçiyi de iktidardan indiren,mührü elinde bulundurandır. Eğer vatandaş oyunu doğru kullanırsa; siyaseti bir dini alan gibi görmek yerine sadece bir  icra alanı,devlet yönetimi olarak görürse, demokrasinin ülkede gerçekleşmesi daha da kolay olabilir. Ancak siyasetçiler kendi siyasetlerini adeta dini bir kisveye büründürerek takdim etmekte, vatandaş da dini alanla hiçbir alakası olmayan bu alanı din gibi idrak etmektedir. Netice itibariyle bu da demokrasinin başarısız iktidarları değiştirme yönünde verdiği imkanı vatandaşın kullanamamasına neden olmaktadır. Çünkü oyunu kullanırken artık başarısız bir iktidarı göndermek için değil,adeta dini olanı göndermek için oyunu kullanacağını düşünmektedir. Bu da onu korkutmaktadır; sanki partisinden vazgeçince dinden vazgeçiyormuş gibi bir düşünceye kapılmakta, dolayısıyla oyunu değiştirmeyerek ülkenin İçerisinde bulunduğu durumu daha da kötü olmasına vesile olmaktadır.

DEVLET İŞİNDE LİYAKAT,İMANDAN ÖNCE GELİR

Siyaset alanı dini alan değildir.Peygamber efendimiz döneminde Habeşistan’a elçi gönderirken,Müslüman olmayan bir kişiyi göndermiştir elçi olarak.Habeşistan krallığını İslam’a davet etmek için bir elçi göndermiş, gönderdiği büyük ELçi Müslüman değildir.Bu da  devlet işinde liyakatın önemini gösterir. Devlet işine liyakat imandan önce gelir. Kim bu işi yapmada daha iyiyse onu seçeceğiz. Daha Dindar olanı değil,daha iyi yöneteni seçeceğiz. Ama daha iyi yöneten daha iyi ahlaklı olursa bu daha büyük bir tercih sebebidir

Onun için Türkiye’de Demokrasiyi iyi anlatmalıyız. Darbelerin ülkeye verdiği zararı, kırık dökük bir Demokrasiyi, hala kırık dönüp kırık dökük bir Demokraside olmamızın paylarını doğru anlatmalıyız. Türkiye bir daha bu tür darbeleri yaşamamalıdır. Cemaat devleti olmaz, tarikat devleti olmaz, kişi kevleti olmaz, aile devleti olmaz ,kabile devleti olmaz,etnik devlet olmaz, Milletin Devleti olur. Dolayısıyla bir cemaatin yaptığı kalkışma ne kadar yanlışsa, devleti başka yollarla bir kişinin, bir ailenin devleti haline getirmek de yanlıştır. Darbeler sadece silahlarla yapılmaz.Yasaları kullanarak, demokrasiyi istismar ederek de yapılır .

VATANDAŞIN GÖRÜNMEZ DARBELERE KARŞI UYANIK OLMASI GEREKİR

Vatandaşın esas, görünmez darbe dediğimiz uyuşturan darbe dediğimiz bu tür darbelere karşı uyanık olması gerekir. Demokrasinin çanlarını kullanarak, demokrasiyi yok etmek isteyenlere karşı uyanık olmalıyız. 15 Temmuz darbesinde vatandaş Türk milleti yiğitçe direnmiştir, darbeyi engellemiştir. Ama darbeden sonra demokraside gelişme olmamıştır.Demokrasiden geriye gidiş olmuştur, vatandaşın özgürlük alanına daralmıştır. O nedenle darbeler sadece silahla olmuyor. Barışçı yollarla da oluyor, demokrasinin imkanlarını kullanarak da oluyor. Esas uyanık olmamız gereken darbeler de bu tip örtülü örtülü darbelerdir.Türk milletinin demokrasi geleneği olduğuna inanıyorum. Parti ,cemaat

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

CEZMİ ORKUN YAZDI…KUL HAKKI

CEZMİ ORKUN YAZDI…KUL HAKKI

Tema Tasarım | Osgaka.com