Ana Sayfa GÜNDEM, Uncategorized 25 Mayıs 2023 174 Görüntüleme

ÇANAKCI: EKONOMİDE YAŞANAN VEHAMETİ KONUŞTURMAMAK İÇİN, YALAN, MONTAJ SİYASET İLE KORKU SALIYORLAR

Memleketi Elazığ’da seçim çalışmaları kapsamında esnaf ve vatandaşlarla bir araya gelen DEVA Partisi Ekonomi ve Finans Politikaları Başkanı İbrahim Halil Çanakcı seçim gündemi ve ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İktidarın ülkenin içinde bulunduğu sıkıntıları örtbas etmek için yalan ve montajla kara propoganda yaptığını ifade eden Çanakçı,’’ Bunların kara propoganda yapmasının nedeni meseleyi esas konuşulması gereken alandan,  yani ekonomiden başka yöne çekmek. Bizim esas konuşmamız gereken konu ekonomi. Yarın Kılıçdaroğlu seçildiğinde ekonomi nasıl olacak? Erdoğan çek seçildiğinde ekonomi nasıl olacak? Bunu konuşturmamak için böyle bir montaj ve yalan siyasetinin içine girilmiş oldu. Bu çok üzücü bir şey.’’ Dedi.

Geçtiğimiz günlerde ATA İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Sinan Oğan’ın 28 Mayıs’ta gerçekleşecek olan Cumhurbaşkanlığı 2. Tur seçimlerinde Cumhur İttifakı Adayı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı desteklemesi yönündeki açıklaması sonrasında değerlendirmelerde bulunan Çanakçı, ‘’ Biz herhangi bir karamsarlık içinde değiliz.Sinan Oğan’a oy veren seçmenlerin aynı şekilde hareket edeceğini söylemek mümkün değil. Kamuoyunda çok ciddi bir tepki oluştu. Dolayısıyla kimsenin oyu kimsenin tapusu altında değil. Seçmenler hür iradelerini kullanır. Geçmişte insanların söylediğine bakacaktır, şimdi ne yaptığına bakacaktır.’’ Dedi.

ÇANAKÇI’DAN SİNAN OĞAN AÇIKLAMASI: KİMSENİN OYU KİMSENİN TAPUSU ALTINDA DEĞİLDİR

Çanakçı konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

‘’6 parti bir araya geldik. 2 bin 300 maddelik bir mutabakat metni imzaladık;12 maddelik geçiş süreci için bir yol haritası imzaladık. Dolayısıyla Millet İttifakı olarak bu mutabakat metni ve yol haritası içerisinde, Sayın Kılıçdaroğlu’nun desteklendiği süreçte, herkese açığız. Sayın Kılıçdaroğlu’nu özellikle 2. turda da herkesin desteklemesini arzu ederiz. Bu yönde de çağrıda bulunuruz. Ama Sinan Oğan farklı bir karar verdi. Sinan Oğan’a oy veren seçmenlerin aynı şekilde hareket edeceğini söylemek mümkün değil. Kamuoyunda çok ciddi bir tepki oluştu. Dolayısıyla kimsenin oyu kimsenin tapusu altında değil. Seçmenler hür iradelerini kullanır Geçmişte insanların söylediğine bakacaktır şimdi ne yaptığına bakacaktır. Ona göre de bir tercihte bulunacaktır. Biz herhangi bir karamsarlık veya herhangi bir negatif bir beklenti içerisinde değiliz. Burada kararı verecek olan seçmenimizdir.

Geçmişte de gördük. Sayın Oğan’a ve Sayın İnce’ye verilen oylar sayın Erdoğan’ın adaylığına karşı  verilen oylardır, o adaylığa karşı tepki olarak verilen oylardır. Bunların sandığa yansıması da elbette ki o yönde olacaktır. 2. turda biz bundan dolayı Millet ittifakı açısından bir sıkıntı görmüyoruz. Milletimiz bunu en iyi şekilde takdir edecektir.

MİLLET İTTİFAKI’NIN  TÜM TERÖR GRUPLARIYLA HİÇBİR AYRIM YAPMADAN NASIL KARARLI BİR ŞEKİLDE MÜCADELE EDİLECEĞİ İLE İLGİLİ DURUŞU BELLİ.

Cumhur İttifakı’nın kara propoganda ile seçim çalışmaları yaptığına dikkat çeken Çanakçı, Kılıçdaroğlu’na karşı montajla, yalanla yapılan karalama kampanyasının esas nedeninin, ülkedeki ekonomik çöküntüyü gizlemek ve esas konuşulması gereken konuları gündemden uzaklaştırmak olduğunu ifade etti. Çanakçı:  ‘’İkinci bir husus, bu iktidar birkaç konuyu çok yanlış bir biçimde ve siyasi etiğe siyasi ahlaka da uymayan bir şekilde istismar etti. Bunların başında terör konusu geliyor.  Ne denildi? Millet İttifakı iş başına gelirse, terörle iltisaklı olacak, terör konusunda geri adım atılacak, teröristlerle mücadelede birtakım aksaklıklar yaşanacak. Ki bu yalan. Kara propaganda buydu. Bunu niye yaptılar? Bunu aslında iki şey için yaptılar. Birincisi milletin zihnini bulandırmak için. Çünkü gerçekte böyle bir şey söz konusu değil. Bizim mutabakat metnimiz açık, altı siyasi parti liderinin terörle, tüm terör gruplarıyla hiçbir ayrım yapmadan nasıl kararlı bir şekilde mücadele edileceği ile ilgili duruşumuz belli. Mutabakat metindeki taahhütlerimiz belli.  Dolayısıyla Millet İttifakının böyle bir zaafiyet göstermesi söz konusu değildir.” dedi.

Çanakçı konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi.

 

YALANLA, KARA PROPOGANDA İLE SEÇİMİ KAZANIRSINIZ, AMA ÜLKEYİ KAYBEDERSİNİZ

Ama milletin zihnini nasıl bulandırırız dediler. Ve hatta bir montaj video da yaptılar. Sayın cumhurbaşkanının ağzından ‘ama montaj, ama başka şey’ şeklinde bir ifadeyi duymak, bir vatandaş olarak hepimizi yaralamalıdır, hepimizi düşündürmelidir. Böyle bir şey olamaz yalan üzerine kumpas üzerine montaj üzerine bir siyaset kesinlikle olmamalıdır seçim kazanmak, böyle seçim kazanmak bir zafer değildir.  Böyle bir kara propoganda ile seçim kazanırsınız, ama ülkeyi kaybedersiniz.

BU YALAN VE MONTAJ SİYASETİ İLE YAŞANAN EKONOMİK SIKINTILARIN ÜSTÜ ÖRTÜLÜYOR

Bunların bu kara  propagandayı yapmasının diğer bir sebebi de; meseleyi esas konuşulması gereken alandan,  yani ekonomiden başka yöne çekmek. Bizim esas konuşmamız gereken konu ekonomi. Yarın Kılıçdaroğlu seçildiğinde ekonomi nasıl olacak? Erdoğan çek seçildiğinde ekonomi nasıl olacak? Bunu konuşturmamak için böyle bir montaj ve yalan siyasetinin içine girilmiş oldu. Bu çok üzücü bir şey. Biz biliyoruz, görüyoruz.

28 MAYIS’TA ERDOĞAN SEÇİLİRSE, AÇLIK, YOKSULLUK, HAYAT PAHALILIĞI KATLANARAK DEVAM EDECEK

Sayın Erdoğan 28 Mayıs’ta seçilirse Türkiye ekonomisinin nereye gideceğini görüyoruz. Ben 35 yıldan fazla ekonomi bürokrasisinin içinde biri olarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Hayat pahalılığı katlanarak devam edecek. Açlık, yoksulluk katlanarak devam edecek. Fakirleşme artarak devam edecek. Döviz kurları ile ilgili baskılar devam edecek. Baktığınız zaman kıtlık, yokluk devam edecek. Bunları neye göre söylüyoruz. Bunu biz karamsarlık olsun diye söylemiyoruz, bunu bir ümitsizlik pompalamak için söylemiyoruz. Biz bunu oy kazanmak için söylemiyoruz. Biz bunu şu ana kadar yapılanlara bakarak,  son 5 yılda yapılanların gelecek 5 yılda da tekrar edeceğini söylüyoruz.

ERDOĞAN’IN GEÇMİŞ YANLIŞ POLİTİKALARI BU ÜLKEDE EKONOMİK FELAKETE YOL AÇTI, ŞİMDİ AYNI POLİTİKAYI SÜRDÜRECEĞİZ DİYOR.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’nın seçildikleri takdirde ekonomik politikada herhangi bir değişikliğe gitmeden devam edeceğini söylemesi konusuna da değinen Çanakçı, Türkiye’de 2018 yılından beri uygulanan yanlış politikaların ülkeyi ciddi bir ekonomik krize soktuğunu ifade ederek,’’ Senin politikan geçmiş 5 yılda Türkiye Cumhuriyeti’nin en yüksek enflasyonunu, açlığı üretti. . Önümüzdeki 5 sene bu politikalar devam ederse önümüzdeki yıl, daha sonraki yıl, önümüzdeki 5 senede açlık sınırın 20 bine, 30 bine, 50 bine çıkacağını söylemek kehanet mi? Ya da karamsarlık mı? Çünkü senin politikan geçmiş 5 yılda böyle bir netice üretmiş.’’ Dedi. Çanakçı şunları söyledi:

‘Özellikle sayın cumhurbaşkanı:’’ Biz ekonomi politikalarında bir değişikliğe gitmeyeceğiz. Aynı politikalara devam ettireceğiz ‘diyor. Aynı politikalara devam ettirecekseniz, bu politikalar ne üretti? Bu politikalar Türkiye Cumhuriyeti’nin en yüksek enflasyonunu üretmedi mi? Bu politikalar açlık üretmedi mi? Bu politikalar kuru patlatmadı mı? Rakamları veriyorum. Mayıs 2018’de Türkiye’de açlık sınırı bin 600 liraydı, şimdi 10 bin 135 lira olmuş, 6 kat artmış.  Bugün aynı politikalar devam ettiğinde önümüzdeki yıl, daha sonraki yıl, önümüzdeki 5 senede açlık sınırının 20 bine, 30 bine, 50 bine çıkacağını söylemek kehanet mi? Ya da karamsarlık mı? Çünkü senin politikan geçmiş 5 yılda böyle bir netice üretmiş. Sayın cumhurbaşkanı iş başına geldiğinde Dolar kuru ne kadardı? 4 lira 70 kuruştu. Şimdi ne kadar? 20 lira. Şimdi 4 katından fazla çıkmış. Önümüzdeki 5 sene bu politikalar devam edecekse, dolar kurunun aynı şekilde katlanarak devam edeceğini söylemek karamsarlık mı olur? Ümitsizlik aşılamak mı olur?  Üzülerek söylüyoruz,  maalesef diyoruz.

 

 EKONOMİDE YAŞANAN VEHAMETİ KONUŞTURMAMAK İÇİN, YALAN, MONTAJ SİYASET İLE KORKU SALIYORLAR

Bu Politikalar devam ederse, bu yönetim de devam ederse; Sayın Erdoğan 28 Mayıs’ta tekrar Cumhurbaşkanı seçimini kazanırsa, Türkiye’nin önümüzdeki 5 yılda yaşayacağı tablo budur. Bu tabloyu konuşturmamak için, bu tabloyu vatandaşlarımızdan dikkate almaması için, bu tabloyu değerlendirmemesi için böyle bir yalan ve montaj siyasetiyle millete korku salıyorlar. Söylediklerinin tamamı yalandan,  montajdan, korku siyasetinden ibarettir. Yani ne terörle mücadelede bir zaafımız olacaktır, ne milletimizin başörtüsüyle herhangi bir sıkıntısı olacaktır, ne de Diyanet İşleri Başkanlığının kapatılması ile ilgili bir sıkıntı, ne de camilerimizde herhangi bir müdahale, sıkıntı olacak söz konusu olacaktır. Bunların tamamı bir korku siyaseti ve bir yalan siyasetinden ibarettir. Bizim söylediklerimiz ise bir tarafta bir yalan siyaseti var, montaj siyaseti var;  diğer tarafta da geçmiş 5 yıla bakarak mevcut politikalara bakarak gelecekte ne olacağını söylemek var. Millet yalan siyasetiyle montaj siyasetiyle gerçek ve hakikat siyaseti arasında da 28 Mayıs’ta bir tercihte bulunacaktır. Biz bunu anlatıyoruz. Elazığ’da da Türkiye’nin her yerinde de bunu anlatıyoruz. Vatandaşlarımızın da bunu dikkate almasını tabii ki söylüyoruz. Vatandaşlarımızın sorularını da cevaplandırıyoruz. Bugün Elazığ’da esnaf ziyaretlerimiz oldu. Vatandaşlarımızla bir araya geldik, bu konuları değerlendirdik, bu konuları konuştuk. Bunların da en iyi şekilde takdir edileceğine inanıyoruz. İnşallah pazar günü milletimiz basiretiyle, ferasetiyle tekrar gösterecektir ve ikinci turda Sayın Kılıçdaroğlu’nu zaferle çıkacağına inanıyoruz.’’

 

2021 YILINDAN BERİ AKLA BİLİME DAYANMAYAN BİR POLİTİKA İLE, KUR PATLADI, ENFLASYON ARTTI

Ülkede yaşanan ekonomik krizin ekonomiye güven duyulmamasıyla her geçen gün arttığını ifade eden Halil İbrahim Çanakçı, Türk lirasına güveni tesis etmeden, kur üzerinde oluşan baskının kalkmasının mümkün olmadığını ifade etti.

 

‘’2021’in Eylül ayında bu maceraya girdik. Bu hükümet Türkiye’yi bir maceraya soktu. Maceranın içine attı Böyle akla bilime dayanmayan bir tezle yola çıktı. Bu tezin sonucunda ne oldu? Önce kur kalktı, daha sonra enflasyon yükseldi, daha sonra tekrar kur arttı. Bu kur patlamasının önüne geçmek için Kur Korumalı Mevduat denilen bir aracı devreye soktular. Bir saatli bombayı, hazinenin dibine bir dinamiti devreye soktular. Biz dedik ki;  bu kur korumalı mevduat bir işe yaramaz. Bu kur üzerindeki baskıyı geçici olarak durdurur,  ama nihai olarak kaldırmaz, hazineye çok ağır bir yük yükler.

Geçen sene 100 milyar hazineden, 100 milyar da Merkez Bankası’ndan olmak üzere 200 milyar ödeme yapıldı kur korumalı için. Şimdi kurları kontrol edebilmek mümkün oldu mu?  Tekrar kurları baskı altına almaya çalışıyorlar. Şimdi Türk lirasına olan güveni kaybederseniz, vatandaş Türk Lirası araçlarıyla tasarruf araçlarına güvenmezse nereye gidiyor?  Önce dövize gidiyor, konuta gidiyor, Kripto paralara gidiyor, dayanıklı tüketim mallarına gidiyor. Arabayı bile bir tasarruf aracı olarak görmeye başlıyor. Niye? Çünkü siz enflasyonu patlatırsınız, ama Türk lirasını korumuyorsunuz. Türk lirasını elde tutmak nedir? Zarar etmek demektir. Dolayısıyla önce Türk lirasına olan güveni tesis etmeniz lazım. Türk lirasına olan güveni tesis etmeden kur üzerindeki baskıyı ortadan kaldırmanız mümkün değil. Öte yandan baktığımız zaman, ülkeye sermaye geliyor mu? Ülkeye sermaye de gelmiyor. Dışarıdan kaynak gelmiyor. Son bir yılda, bir buçuk yılda 10 milyar dolar para gelmiş. Bunun 9 milyar doları gayrimenkul. Bizim yatırımcılarımızın dışarıda yapmış olduğu yatırımlar yabancıların Türkiye’de yatırımlardan daha fazladır. Bir taraftan da dışarıya sermayeye çıkıyor, sermayeye gidiyor. Öte yandan sizin ithalatınız, ihracatınızın çok çok üzerinde seyrediyor. Dış ticaret açığı oluşuyor. Bunları alt alta koyduğunuzda Türk lirasına güvensizlik artıyor. Türk lirasından kaçış artıyor, dövize yönelim artıyor. Dövize yönelince de bu defa dövizi bastırmak için ne yapılıyor? Zorlama bir şekilde araçlar kullanılıyor. Ne deniliyor? İhracatçılara deniyor ki;’ kazandığınız dövizin %40’ını Merkez Bankası’na satmak zorundasınız.’ Telefonlar açılıyor her gün. Telefon açılıyor şirketlere, bankalara. Şuna döviz sat,  buna satma. Bu kadara sat, bu kadara satma’ gibi sürekli müdahaleler yapılıyor. Bu ne kadar sürdürülebilir? Esas soru bu.  Toparlayacak olursak siz Türk lirasına güvensizliği artırmışsınız, dış ticaret açığını arttırmışsınız, ülkeden sermayeye çıkıyor, ülkeye sermayeye girmiyor. Öte yandan Merkez Bankası’nın rezervlerinin tarihin en düşük seviyesine düşürmüşsünüz.

CEBİNDE BİR DOLARI OLAN KİŞİ MERKEZ BANKASINDAN DAHA ZENGİN

Merkez Bankası’nın elinde altın rezervi var, döviz rezervi var. Altın rezervlerini de satmaya başlamışsınız. İlk defa Merkez Bankası’nın net rezervleri Merkez Bankası’nın elindeki döviz varlıklarıyla, Merkez Bankası döviz borçları arasındaki fark eksiye dönmüş, eksi 75 milyara düşmüş. Merkez Bankasının kasasının tam takır hale getirmişsiniz. Cebinde Bir dolar olan kişi Merkez Bankası’ndan daha zengin. Merkez Bankası’nın kasasında net bir dolar bile bırakmamışsınız.  Eksi 75 milyar olarak düşürmüşsünüz. Bunları alt alta koyduğunuzda ne oluyor? Döviz üzerindeki baskı artıyor, o baskıyı gidermek için bankalara talimatlar veriliyor. ‘’Şimdi müşterilerinize şu saate kadar döviz satmayın, bu saatten sonra satmayın, şu miktarda döviz satın, bu miktardan fazlasını satmayın.’’

UYGULANAN EKONOMİ POLİTİKALARININ SÜRDÜRÜLEBiLİRLİĞİ OLMADIĞI İÇİN KUMANDA EKONOMİSİ DAHA DA ARTACAK

Bu kontrol ekonomisi sürdürülemez bir ekonomidir. Sayın Erdoğan dedi ki; 28 Mayıs itibariyle tekrar Cumhurbaşkanı olursa bu politikaları sürdürülebilirliği yok maalesef. Bu politikalarını sürdürülebilirliği mümkün olmadığı için kumanda ekonomisi kontrol ekonomisi daha da artacaktır. Bir de çoklu kur ortaya çıkacaktır. 70- 80’li yıllarda gördüğümüz durumlar yaşanacak. Hatırlarsanız kuyumcuda döviz kuru farklıydı, döviz bürolarında farklıydı, bankada farklıydı. Maalesef şimdi Türkiye’de tekrar o günlere geri döndük. Merkez Bankası’nın kuru farklı, bankaların kuru farklı, Tahtakale’nin kuru farklı. Böyle bir yapıya geçtik. Dolayısıyla yine 28 Mayıs’ta biz gerçekten Dünya ile entegre, parasına güven duyulan, parası itibarlı ve istikrarlı olan bir ülke için mi tercihte bulunacağız? Yoksa içe kapanmış, kumanda ekonomisine geçmiş, çoklu kurun yaşandığı bir ekonomiyi mi tercih edeceğiz? 28 Mayıs’ta yapılacak seçim budur. Vatandaşlarımızın tercihlerini birincisine yana kullanacağına inanıyoruz.’’

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım | Osgaka.com