Ana Sayfa Güncel, GÜNDEM, Uncategorized 23 Haziran 2024 197 Görüntüleme

İş İnsanı İdris Demirkıran: ”Piyasa böyle giderse 8. ayın sonunda bir çok esnaf kepenk kapatır”

Kentsel dönüşümün çok büyük bir öneme sahip olduğu ülkemizde ,ekonomik kriz ne yazık ki en büyük sektör olan inşaat sektörünü de derinden etkiledi. Demirden çimentoya, iç malzemelerden işçiliğe, bütün kalemlere yapılan yüksek zamlar sektör çalışanlarının belirsizlik içinde kalmalarına neden oluyor.

Elazığ’da inşaat sektöründe faaliyet gösteren İş İnsanı İdris Demirkıran, inşaat sektöründe yaşanan belirsizlikten dolayı insanların önünü göremediğini, ev ihtiyacının artmasına rağmen maliyetlerden dolayı insanların ev alamayacak duruma geldiklerini söyledi. Sektörün arz talep dengesini oluşturamadığını kaydeden Demirkıran şunları söyledi:

”İnşaat sektörü şu anda durmuş. İki haftadır hiç kimse bir iş yapamıyor. Kimse fiyatları tutturamadı, insanlarla bir birliktelik sağlayamadığı bir ortam oluştu. Bu ortamın sebepleri ve kaynakları nelerdir? Bunları bilemeyiz. Fakat bizim bildiğimiz şu anki güncel malzeme fiyatlarına bakarsanız, dairelerin maliyetine bakarsanız, arsa sahiplerinin verdikleri oranlara bakarsanız sektörde alışılmadık bir surumla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Arz talep meselesi diyoruz. Arzımız çoktur, talebimiz çoktur, ama fiyatları tutturamadığımız için piyasada istediğimiz iş koşullarını gerçekleştiremiyoruz.

”12 milyon mülteci, en az 3 milyon konut ihtiyacı demektir…”

Ülkede bulunan mülteci sayısının fazlalığına da dikkat çeken Demirkıran, bunun konut krizini tetikleyen unsurlardan birisi olduğunu söyledi. Barınma sorunundan dolayı oluşan konut azlığının satış ve kiraları da yukarı yönlü etkilediğini belirterek Demirkıran sözlerine şöyle devam etti:

”Ülkemizde ciddi bir konut krizi yaşanıyor. Bunun gerçeklik payı olarak şu var. Ülkemizde yaklaşık 12 milyon mülteci var. Bu mültecilerin de buraya yansıması çok farklı oldu. İnsanlar belki sığınmacı veya mülteci kardeşlerimizin burada bulunmasından memnuniyet duyabilirler. Veya iş gücü maliyetlerinin düşüşünden bahsedebilirler. Ama bu mültecilerin buradaki ekonomiye yansıması çok farklı oldu arz talep meselesinde. Eğer mültecilerden bugün 12 milyon diye bahsediyorsak, en az bir şekilde şu anda 3 milyon daire ihtiyacı var demektir. Veya 3 milyon dairenin bunlar için hazır olması lazım. Hazır olmayan bir konseptte, hazır olmayan bir ülkede barınma sorunu oluşur. Bu barınma ile birlikte fiyat artışları da oluşur. Fiyat artışlarından ziyade fiyat artışlarının tutarsızlığı günbegün değişir. Biz bir türlü bu fiyatları tutturamıyoruz ve takip edemiyoruz.  Biz bunları çözemediğimiz için burada oturuyoruz. Haftalarca iş yapmadığımız günleri biliyoruz. İnşallah düzelmesini temenni ediyoruz .”

”Sektör arz-talep  dengesini karşılayamıyor.”

Mevcut ekonomik ortamda ev almanın çok zor olduğunu belirten İdris Demirkıran, konut kredilerinde de kolaylık sağlanmadığı için durumun daha da kötüye gittiğini belirterek şunları söyledi:

”Sektör arz talep meselesini zaten karşılayamıyor bu ekonomik ortamda insanların ev alımı çok zor. Faizlerin bu kadar yüksek olduğu, insanların kısıtlı bir bütçeye sahip olduğu, özellikle afet bölgesi  ilan edilen illerimizdeki faiz düşüşlerinin tekrar yükseltilmesi, bunun esnaflara yansıtılması, hatta esnaf odalarımızın Ankara’ya gidiş sürecine hepimiz biliyoruz. Ama bizim muzdarip olduğumuz konu, istediğimiz şey şu; eskiden konut alımlarında faiz düşüşleri olurdu % 0.69 faizlerle çekilirdi. İnsanlar belli bir kaide ile belli bir düzeyde kendilerine ev alma imkanlarına sahipti. Eskiden insanlar 200- 300 bin lirayla ev alabiliyorken, şu anda 2 milyon 7oo bin, 4 milyon gibi afaki rakamlar çıktı ortaya. Bu afaki rakamların ortaya çıkışı dolayısıyla malzemedendir, arsa sahibindendir, alınan demirdendir, çimentosundandır.” dedi.

”TOKİ’lerin bizlere hiç bir faydası olmadı…”

TOKİ konutlarının yerli esnaf için hiç bir faydası olmadığını da söyleyen Demirkıran, küçük esnafın, özellikle inşaat sektöründeki küçük esnafın hak ettiği desteği görmediğini söyledi. Şartlarda iyileştirilme olmadığı takdirde Ağustos ve Eylül aylarının sektör için büyük sıkıntılara gebe olduğunu belirten Demirkıran:

”Devlet eliyle yapılan TOKİ’lerin bile bize hiçbir faydası olmadı bugüne kadar .KOBİ’ler ülkemizin kalbidir, ülkemizin geçim kaynağıdır. Ülkemizin iş yapan piyasası diyoruz. Şu an KOBİ’lerle ilgilenen hiçbir bakanlığımız veya hiçbir açıklayıcı bizi rahatlatıcı bir açıklama duymadık. İnsanlar bu konuda bizimle ilgili ne gibi düşünceye sahipler veya bakanlıklar nasıl bir karar verir bilmiyoruz. Tek bildiğimiz şu ki; sürekli küçük esnafa bir yüklenme var. Bu yüklenme içerisinde de biz biliyoruz ki, böyle devam ederse sekizinci ayın sonu itibarıyla veya dokuzuncu ayda çoğu esnafımız işi bırakıp evine gidip yatacak.” diye konuştu.

”Piyasayı tutarsız bırakırsanız, insanlar da amaçsızca ortada kalır..”

İnşaat sektöründe yapılan zamların iğneden ipliğe tüm kalemleri etkilediğini de vurgulayan Demirkıran,  %45 çimentoya zam geliyorsa toprağa da %40 oranına insan arsayı almışsa buna binaen  işte oradaki çimento fabrikası fabrikasının yaptığı zam da kendi kafasından yaptığı veya kendi oluşumundan yaptığı bir zamsa, çünkü hammadde bize dışardan gelmiyor kendi toprağımızdan kendi karışımımızdan yaptığımız işte bile zam görüyoruz.  Doların sabit durduğu, Euro’nun sahip durduğu bir piyasada eğer bazı şeyler bazı eller tarafından, kötü niyetli insanlar tarafından fahiş fiyatlara gidiliyorsa burada sistemin acizliğinden dolayı insanlar kendi kafalarına göre fiyat belirleyebiliyorlar. Şu an beton mikapı biz 300 TL 500 TL alış rakamlarına alışmışken 2 bin 700, 2 bin 900 hatta 3 bin 100 e dayandı. İnşaat yapan adam belli bir maliyeti gözeterek bunu yapar. Burada müteahhitler kendi kafalarından milyonlar kazanıyor diyemeyiz. Bu insanlar da kimsenin kara kaşına gözüne iş yapmıyor. Bir ticaret var ortada. Ticaretin gereği neyse onu yapmaya çalışıyor. Siz kafanıza göre her defasında bir fiyat artışı belirlerseniz, piyasayı tutarsız bırakırsanız, insanlar da amaçsız kalır ortada bir şekilde.

”İç yapı malzemelerine son bir iki yılda %600 e varan zamlar geldi. Bunun daire fiyatına yansımasını düşünebiliyor musunuz?”

İnşaatın en önemli ayaklarından biri de iç yapı malzemeleri. Bu iç yapı malzemelerine genel olarak geçtiğimiz  yıllara göre %400 ile %600 arasında bir zam yapıldı.  Şu anda şimdi şöyle söyleyeyim. Bir banyo dolabı mesela. Biz başladığımızda 185 liralardayken, 2016-2018 arası,  şu anda 2 bin 700, 2 bin 800 civarında başlıyor. En basiti bir tuvalet taşı 30 lira 40 lira iken, şu anda 800 ila bin 700 lira arası değişiyor. Bunların maliyete vurduğumuzda Bir duşakabin mesela. 2018 yılında bakıyorum ki 280 lira fiyat vermişim, geçen gün 6 bin 800 lira fiyat verdik. Aradaki o oranı çözebiliyor musunuz? Oradaki daire fiyatına nasıl yansıyacağını düşünebiliyor musunuz? Bir Türk hamamının maliyeti 12 bin  lirayken, şu anda 150 bin lira. En basiti kağıttan bile başlasanız %200’lere başlayan bir zam var. Zam gerçeğini kimse inkar edemez. Ama zamanın da bir hakkı olur bir duruş noktası olur, insanların sabitleyeceği bir nokta olur. Karayollarına, köprülere bu kadar ağırlık verirseniz yollara bu kadar ağırlık verirseniz bir de bunları devlet garantisi de verirseniz bu insanlar artık kendilerine barınacak yer bulamayacaklar.”

”Maliye Bakanı vergi kaçırandan ceza kesecek. Önce en büyüklerden alacak, sonra küçük esnafa gelecek..”

Ülkede savurganlığın insanları bitiş nokrtasına getirdiğini ifade eden Demirkıran, vergi cezaları konusunda da adaletli olunması gerektiğini belirterek:

”Yakıt bu ülkede 45 lira oluyorsa varın gerisini siz düşünün artık. Bunun izahı zordur öyle yerler var ki, günde belki bir araç iki araç geçiyor. Ben 3 şeritli 4 şeritli olan yerler görüyorum.   3 araçlık, 2 araçlık, bir araçlık yerde üç- dört şeridin ne gereği var? Çok savurgan bir yapımız var bu dönemlerde. Bu savurganlık bizi bitiş noktasına getirdi.  Şahıs olarak değil, esnaf olarak değil, ülkece bitme noktasına geldik. Şimdi hazine ve maliye bakanı diyor ki; vergi kaçırandan ceza alacağız. O zaman en büyüklerinden alacak. En son küçüklere gelecek. 11 il afet görmüş , 11 il yıkılmış, 11 ilin insanı ne yapacağını şaşırmış. Yağmurlu günde adam evine gidemiyor. Biz halen daha vergiyi nasıl ödeyeceğiz? Defteri nasıl tasdik edeceğiz? Bu insanlar bize ceza kesecek mi hesapları yapıyoruz. Gecesi bir dert, gündüzü bir dert olan bir ülkede de siz gençleri ve genç iş insanlarını barındıramazsınız. ” diye konuştu.

”Her ilin TOKİ’si o ilin firmalarına ihale versin.”

Bundan sonrası için inşaat sektöründe  piyasa sabitlenirse, inşaat sektörü Türkiye’nin olmazsa olmazı. Şu an inşaat dışında Türkiye’de yapılabilecek tek tek bir iş potansiyeli kalmadı.  Türkiye’nin lokomotif olarak gördüğümüz inşaat sektörü ne yazık ki son 4 yıl içerisinde büyük bir çöküşe girdi. Bu çöküşün  ana sebeplerinden biri TOKİ’nin müdahalesi olmuştur. Çünkü TOKİ bunu ihale usulü verdiği için, oradaki bazı usulsüzlükler tabii bu herkes için geçerli değil, ama usulsüzlük olduğu zaman artık o şekilde devam etmeye başlıyor. TOKİ’nin bu ülkeye ne gibi faydası oldu derseniz; bana göre bir hiç.  Elazığ’da TOKİ’nin yapmış olduğu binlerce daire var bu binlerce dairenin içerisinde Elazığ firmalarına ait kaç tane var derseniz belki 2-3 yer vardır. Ben isterim ki her ilin TOKİ’si i o ilin kendi müteahhitine veya firmasına ihale versin. TOKİ’nin yapması gereken şu her ilin kendi müteahhitti ve kendi çalışanına verecek ve o ilde de TOKİ yapan arkadaş oradaki bütün esnaflardan alım yapmak zorunda bırakılacaktı. Bu şekilde emin olun buradaki esnaflar 8. aydan çoğu kapatıp evine giderler. Lokomotif diyoruz inşaat sektörüne .Türkiye’de inşaat sektörü durursa ne olur ?Nakliyecisi durur, hamaliyesi durur, iş gücü durur, yükleyicisi durur, yakıt alanı durur, iş yapanı durur, satış yapanı durur, her şey durur. İnşaat durursa  tesisatçısı, fayansçısı, sıvacısı, kalıpçısı, demircisi bu ülkede yığınla bu işlerde çalışan insanlar var. Siz bunu bu şekle getirirseniz bugün Türkiye’de 18 milyon tane işsiz yaratmış olursunuz.”

 

 

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım | Osgaka.com