Dr.Vecdet Öz’ün Kaleminden…
“ATATÜRKÇÜ OLMAK..”
Zordur be kardeşim öyle herkesin harcı değildir..
Bunun için vicdanlı, şerefli ve haysiyetli olacaksın..
Vatanını, milletini ölesiye seveceksin..
Kurtuluş harbinin yapılış sebeplerine sadık olacaksın..
Din ve ırk ayrımı gözetmeyeceksin..
Ulus tanımını kimlik ve siyasi birliktelik değerlerine dayandıran sivil milliyetçi bir vatanperverlik anlayışına sahip olacaksın..
Cumhuriyetin kazanımlarına ve demokrasiye her zaman sahip çıkacaksın..
Güçlü bir milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı olacaksın..
Garibi, gurebayı, yetimi koruyacaksın..
Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti tesisi için mücadele edeceksin..
Kul hakkı yemeyeceksin, yiyene de göz yummayacaksın..
Hak, hukuk ve adalet kavramlarının müdavimi olacaksın..
Tam bağımsızlığa inanacak ve bu uğurda her an mücadele edeceksin..
Milliyet hakimiyetine inancın tam olacak..
Çağdaşlıktan ve medeniyet yolundan ayrılmayacaksın..
Her zaman bilimi esas alacaksın..
Yurtta Sulh, Cihanda Sulh ilkesine bağlı kalacaksın..
Dürüst ve namuslu olacaksın..
Başta siyasiler olmak üzere tüm bu ilkelerden taviz verene asla prim vermeyeceksin..
Atatürk’ün ebedi vasiyeti olan Gençliğe Hitabe’yi aklından hiç çıkarmayacaksın..
Dr. Vecdet Öz
Dr. Vecdet Öz’ün Kaleminden… Olası bir İsrail Savaşı…
TBMM GİZLİ OTURUMLA TOPLANDI.!
KONU: “OLASI BİR İSRAİL SAVAŞI..”
LAKİN BUNUN GÜNDEM KONUSU OLMASI ÇOK ZOR ZİRA ŞU ANDA MİLLETİ İLGİLENDİREN TEK SAVAŞ VARDIR, O DA ÇÖKERTİLEN EKONOMİ NEDENİYLE VERİLEN “YAŞAM SAVAŞI”DIR..
Elbette ki İsrail’i gözardı etmeyelim..
Ancak bu tehlikenin yeni olmadığını da unutmayalım..
İsrail’in “Arz-ı Mev’ud” yani “Vaat edilmiş Topraklar” hayali ve bu uğurda verdiği BOP mücadelesi yıllar öncesinden bilinmektedir..
Bugün Gazze, Lübnan ve Suriye boyutuna ulaşmasında AKP iktidarının izlediği bölgesel politikanın rolü yok sayılamaz.!
Buna rağmen iktidarın çıkıp bir anda İsrail’in hedefinde Türkiye var demesinin esbabı mucibesi hiç şüphesiz yine iç politikanın dizayn edilme çabasıdır..
Yoksa siz bunları İsrail düşmanı mı sanıyorsunuz.?
Hiç sormazlar mı adama;
Geçmişte Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) Eş Başkanıyım diyeceksin..
Sınır güvenliğini sağlayan mayınları sırf BOP’un önü açılsın diye temizleyeceksin..
Olası bir savaşta en büyük beka sorunu olabilecek milyonlarca sığınmacıyı bile bile ülkemize dolduracaksın..
Tüm uyarılarımıza rağmen İncirlik üssünü kapatmayacak ve İsrail’e yapılacak her türlü hava saldırısına karşı erken uyarı yapması için Malatya Kürecik’e yerleştirilen 5.000 km menzilli AN/TPY-2 X-band radar sistemini özenle koruyacaksın..
Bu yüzden hiçbir yabancıya verilmeyen “Yahudi Üstün Cesaret Madalyası”nı alacaksın..
Tüm bunları yaparken de ara sıra dış güçler teranesi okuyup tribünlere oynayacaksın..
Millet cambazı seyrederken İsrail’e sevk edilen başta petrol ve çelik olmak üzere her türlü ticarete aracılık edeceksin..
Yıllarca tilki ile plan yapıp kurt ile avlanacaksın, sonra da her zaman yaptığın gibi yine koyun ile yas tutuyor gibi yaparak oynadığın son tiyatroya inanmamızı bekleyeceksin..
Ülkemize yedi düvelin veremediği zararı 23 yılda tek başına verdin.. bizleri savaşa girmekten beter ettin.. bu da yetmezmiş gibi şimdi de tutturmuş sırf gündemi meşgul edebilmek için yeni bir konuymuş gibi ‘İsrail’in hedefindeki ülke Türkiye’dir’ diyerek ve meclisi olağanüstü toplayarak bir taraftan ülke insanını tedirgin ediyorsun, diğer taraftan ise dış yatırımcının ülkemize gelmesinin önünü tamamen kapatarak ülke ekonomisine bir kez daha kalıcı bir zarar veriyorsun..
Bu ülke üzerinde elbette ki İsrail’in, Yunanistan’ın, Ermenistan’ın, İngiltere’nin ve ABD’nin büyük hayalleri vardır ve hep var olacaktır.! Bu yeni bir mesele değildir..
İsrail’den daha büyük bir tehlike, yıllardır adalarımızı işgal etmesine göz yumduğun Yunanistan’ın ABD destekli kurduğu askeri üslerdir ve özellikle Dedeağaç’a yapılan tarihi yığınaktır.!
TBMM’de yaptığın kapalı toplantıyı yıllar önce her iki cephe için de yapmış ve önlemini almış olmalıydın.!
Derdin olası bir savaş tehlikesi değil, İsrail’in bölgesel saldırıları karşısında oluşan ulusal tepkiyi zekice ülke savaş gündemine dönüştürmek ve asıl gündem konuları olan ekonomik krizin, her geçen gün artan işsizliğin, yoksulluğun ve derin çöküşün üzerini örtmek ve bir savaş sosyo-psikolojisiyle kahraman edası içinde önce anayasayı değiştirmek ve ardından da baskın bir erken seçim yaparak iktidarı bir kez daha kapmaktır..
Şu anda ülkenin tek gündemi vardır o da ‘Milletin Yaşam Savaşı’ gündemidir..
Bunun üzerini hiçbir şekilde örtmeyecek ve dolayısıyla istediğin atmosferi de asla oluşturamayacaksın..
Dr. Vecdet Öz
Dr. Vecdet Öz’ün kaleminden…
SAYIN ÖZGÜR ÖZEL HAYATA GEÇİRDİKLERİ YUMUŞAMA/NORMALLEŞME POLİTİKASI HAKKINDA YENİ BİR AÇIKLAMA YAPMIŞ.!
Anlaşılan o ki çok yakında çoğu CHP’linin tasvip etmeyeceği sıra dışı gelişmeler yaşayacağız..
Zira yaptığı açıklamada, geçmişte kendinin de içinde olduğu sert muhalefeti ve bunu arzu eden CHP seçmenini eleştirerek artık alışılagelmiş olan sert muhalefetin yapılmayacağını, bundan böyle AKP’li seçmenin de güvenini kazanacak daha yumuşak politikalar izleneceğini, CHP’nin muhalefette değil bir şekilde iktidar bileşeni olması gerektiğini ifade etmiş; diğer bir tabirle, ‘eski köye yeni adet getireceğiz bundan böyle hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ diyerek tartışmalara son noktayı koymuştur..
Yerel seçimin hemen ardından gerçekleşen örtülü toplantılar, yapılan yumuşama ve normalleşme açıklamaları, karşılıklı ziyaretler, verilen samimi pozlar, ardından yapılan kontrollü muhalefet ve son olarak yapılan bu açıklama karşısında bir yorum yapmam gerekirse önümüzdeki günlerde şu gelişmeleri yaşamamız muhtemeldir:
1. AKP’nin bu güne kadar ülkeye ve millete yaptığı tüm kötülüklerin üzerine kalıcı olarak sünger çekilecek ve mümkün olduğunca gündeme getirilmeyecek..
2. Yapılanların meşruiyet kazanması için planlanan ve önümüzdeki günlerde meclis gündemine gelmesi beklenen yeni anayasanın çıkmasına tam destek verilecek..
3. Varılan mutabakat sonucu artık meclis çoğunluğu sağlandığı için yapılan oylamayla anayasa değişikliği gerçekleşecek ve dolayısıyla içeriğine eklenen madde gereği yeniden parlementer sisteme geçilecek..
4. Akabinde ise ‘bak ülke normalleşiyor, bir uzlaşı kültürü tesis ettik, haydi bunun devamını getirelim’ denilerek bir AKP+CHP koalisyon hükümeti gündeme gelecek..
5. Yapılacak güçlü bir medya algısıyla olumlu bir rüzgar estirilecek ve karşı çıkanlar huzur bozucu unsurlar olarak suçlanacak..
6. RTE, tüm partilere eşit mesafede olan tarafsız ve ağabey pozisyonunda bir Cumhurbaşkanı olacak ve koltuğu şimdilik 2028’e kadar garanti altına alınacak..
7. Kısa bir süre sonra parlementer sisteme geçiş gerekçesiyle yapılacak Cumhurbaşkansız ara bir genel seçimle ÖÖ başbakan olacak ve koalisyon hükümeti kurularak AKP’nin daha uzun yıllar iktidarda kalması sağlanacak..
8. Yeni süreçte geçmişte olanlar unutulacak ve çöküşün tüm ihalesi yeni başbakanın üzerine kalacak ve bu vesileyle CHP’nin devr-i sâbık yaratma tehlikesi de ortadan kalkmış olacak..
Sonrası ne mi olacak.?
Ee, kim öle kim kala; dış unsurların canı sağolsun, onlarda akıl çok, elbette ki gelişmelere bakılır ve istikamet yeniden belirlenir..
Görüleceği üzere bu formülde ne Sayın Yavaş ne de Sayın İmamoğlu vardır.!
Ne demişti Sayın Özel; “Ben Cumhurbaşkanı adayı değilim.!”
Adam doğruyu söyledi çünkü Cumhurbaşkanı seçimi yapılmayacak ve kendisi ‘Başbakan’ namzetidir. Kılık, kıyafet, saç, baş, makyaj, gözlüksüz imaj değişikliği de bu yüzdendir..
Bunlar sadece şahsi öngörümdür, umarım yanılıyorumdur.!
Sayın Özgür Özel; bunların hiçbiri doğru değildir, hepsi hayal ürünüdür diye bir açıklama yapsın ve izleyeceği aklı başında muhalefetle de bunu göstersin ben de kendisinden özür dileyeyim..
Aksi taktirde tahminim doğrudur..
O halde şunu asla unutmasın ki son seçimde CHP’ye gelen oyların büyük bir bölümü emanettir, çantada keklik değildir ve izlemiş olduğu bu politikada gerek CHP’li ve gerekse sağ seçmenin göstereceği tepki gözardı edilmektedir..
Ne demiş şair, “Hasan Dağı arpalıktır, eğer saban yürürse.. Her derede bir değirmen, eğer suyu gelirse.. Her kümesten birer tavuk, eğer köylü verirse.. İyi gidiş bu gidiş, eğer sonu gelirse..”
Dr. Vecdet Öz
Dr. Vecdet Öz Yazdı….Ülkeyi bizden olanlar ve olmayanlar anlayışı ile yönetenler…
ÜLKEYİ BİZDEN OLANLAR VE OLMAYANLAR ANLAYIŞI İÇİNDE YAPTIM OLDU YÖNTEMİYLE YÖNETEN AKP NE KANUN TANIYOR NE KURAL.!
Hükümet tarafından 2013-2023 yılları arasında bazı firmalara ait 7 milyar 506 milyon 378 bin TL’lik vergi borcu silinirken maalesef ki hakkaniyetle çalışan firmalar ağır vergi yükü ve her geçen gün artan maliyetler altında ezilmektedir.
Şunu üzülerek belirtmem gerekir ki, 2024 yılının ilk 6 ayında bu yüzden ayakta kalma mücadelesini kaybeden 605 firma hakkında konkordato kararı alınmıştır.
Bu vahim durum şunu göstermektedir ki önümüzdeki aylarda zincirleme bir iflas süreci yaşanacak ve yeni bir işsizler ordusu ortaya çıkacaktır.
Cumhuriyet tarihi boyunca devletin böylesi kanun ve kural tanımaz bir şekilde partizanca, korumacı, kayırmacı ve çifte standart uygulamalarla yaptım oldu yöntemiyle yönetildiği, planlamanın tamamen ortadan kalktığı hesapsız bir dönem hiçbir zaman için yaşanmamıştır.
Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete sözünün karşılık bulduğu, ekonomik krizin daha da derinleşmeye başlayacağı tarihi bir kırılma sürecine doğru ilerliyoruz.
Bu girdaptan çıkmanın tek yolu bu anlayıştan kurtulmaktır, erken değil derhal seçime gitmektir..
Halbuki CHP yönetimi yerel seçim başarısının ardından normalleşme gibi boş işlerle uğraşmak ve altın değerinde 4 ay kaybetmek yerine sadece bunu telafuz etseydi, meydanlara inerek bu konuda kamuoyu desteğini biran evvel arkasına alsaydı, ülke ekonomisini yönetecek iyi bir kadro kurarak bunu toplumla paylaşsaydı, umut var olsaydı bugün çok farklı şeyler konuşuyor olurduk..
Lakin görüyorum ki böyle bir niyetleri hiç olmamış ve var gibi de görünmüyor.
Üstelik de nedense kendilerinden beklenen sert muhalefeti yapmamakta ısrar ediyor, usulen ve kontrollü bir muhalefet yapmayı tercih ediyorlar.!
Maalesef ki başarının yarattığı sinerji artık ortadan kalktı, gazozun gazı kaçtı ve iktidarın ekmeğine bir kez daha yağ sürülmüş oldu..
Bu tutum nedeniyle çok sayıdaki CHP’li seçmen ve AKP’ye duyduğu tepki nedeniyle yerel seçimlerde CHP’ye emanet oy veren merkez sağ seçmen kırgındır..
Maalesef ki milletin kaderi böylesi bir siyasi ikileme kilitlenmiştir ve üçüncü bir çıkış yoluna olan ihtiyaç her zamankinden daha fazladır..
Şunu asla gözardı etmemek gerekir! Yeraltı ve yerüstü zenginlikleriyle, genç nüfusuyla, insan ve beyin gücüyle çoğu ülkeyi geride bırakan bir ülkenin bu halde olmasının tek nedeni sağ ve sol kanadı dış güdümlü ve gayrı milli olan operasyonel siyasettir. Hiçbir mantıkla izah edilemez olan son diyalog bunun en bariz kanıtıdır..
Değerli arkadaşlarım, tek çözüm; Bu durumu çok önceden görerek Atatürk milliyetçiliği çizgisinde oluşturduğumuz, tüm kadroları yerli ve milli partilerden oluşan Kurtuluş İttifakı’dır..
Sizlerden ricam bir defa olsun ülkemizin geleceği adına sözlerime itimat etmeniz ve Atatürk yaşasaydı ne yapardı diye düşünmenizdir..
Gün, her türlü ideolojik ayrım farklılıklarını bir kenara bırakarak; vatan için, millet için, evlatlarımızın geleceği için her türlü dış yaptırımdan uzak olan bu yola destek verme günüdür..
Haydi Türkiye’m, ver elini..
”EKİM AYINDAN İTİBAREN TÜRK SİYASETİNDE YENİ BİR DÖNEM BAŞLIYOR”
Dr. Vecdet Öz Yazdı…
5 Nisan 2024 günü sosyal medyada çok kısa bir yazı kaleme alarak, “TAŞLAR YERİNDEN OYNAYACAK.! BAYRAM SONRASI İKTİDAR VE MUHALEFET CEPHESİNDE ZUHUR EDECEK ÖNEMLİ GİRİŞİM, DEĞİŞİM VE SÜRPRİZLERE HAZIRLIKLI OLUN.!” demiştim..
Tam da tahmin ettiğim gibi oldu ve biraz gecikmeli de olsa CHP 2 Mayıs 2024 günü sürpriz bir şekilde AKP genel merkezini ziyaret ederek basına kapalı ikili bir zirve gerçekleştirdi..
Müphem zirveye CHP tarafı olarak nedense dar bir heyetle sadece Sayın Genel Başkan Özgür Özel ve CHP İstanbul Milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu Üyesi Namık Tan, AKP tarafı olarak da benzer şekilde sadece Sayın Genel Başkan Recep Tayyip Erdoğan ve AKP Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş katıldı.!
Görüşmenin ardından ziyarete ilişkin mantıklı bir gerekçe ve görüşmeye ilişkin herhangi bir detay açıklanmadı.!
Basının ısrarlı soruları ise, “Siyasette diyalog ve yumuşama süreci başladı” söylemiyle geçiştirildi!
Bunun üzerine Sayın Özel’in cevaplaması için 4 Mayıs 2024 günü aşağıdaki soruları kaleme aldım ve sosyal medyada yayınladım:
(Tekrar hatırlatmakta yarar görüyorum)
…..
1. Seçimlerin hemen ardından sizi apar topar AKP ile görüşmeye zorunlu kılan asıl, öncelikli ve mücbir konu nedir?
2. Eğer ki izah edilebilir bir nedeniniz varsa ki merakla bekliyoruz, AKP ile görüşmeyi tarafsız bir mekan olan Çankaya köşkü ya da TBMM’de yapmak yerine CHP seçmeninin kafasında soru işaretleri ve üzüntü yaratacak şekilde neden bizzatı genel merkezlerine giderek yaptınız?
3. Görüşmeyi neden heyet halinde ve kayıt altında değil de dört kişi ve özel olarak gerçekleştirmeyi uygun buldunuz?
4. Eski ABD Türk Büyükelçisi Namık Tan’ı beraberinizde götürmüş olmanızın özel bir nedeni mi vardı?
5. Ziyaret esnasında muhatabınızla eş ve eşit mesafede olmak yerine neden ikincil bir duruma düşerek oturdunuz? Zira gittiğiniz yer Cumhurbaşkanlığı makamı değil bir genel merkezdi ve muhatabınızın sizi bir genel başkan sıfatıyla ağırlaması gerekiyordu? Neden itiraz etmediniz? Onurunuz incinmedi mi? CHP’li seçmenin incineceğini düşünmediniz mi?
6. AKP’yi sebebi ziyaretiniz hakkında kamuoyuna ne zaman detaylı bir bilgi vermeyi ve basın açıklaması yapmayı düşünüyorsunuz?
7. Ziyaret sonrası, “Toplantı verimli geçti” dediniz! Bununla neyi kasdettiniz? Hangi konularda verim aldınız ve mutabakat sağladınız?
8. Anayasa değişikliği konusu gündeme geldi mi ve bu konudaki düşünceleriniz nedir?
9. Görüşmenin hemen ardından sessiz ve suskun kalmış olmanızın asıl nedeni nedir?
10. AKP’nin bu ülkeye vermiş olduğu büyük tahribatın, her türlü irtikâp ve rantın hesabını sormaktan, muhalefet yapmaktan vaz mı geçtiniz?
11. İleride RTE ve avenesi hakkında devri sabık yaratmamak gibi bir düşünceniz var mı?
12. Yakın zamanda AKP ile daha yakın bir işbirliği ve ardından koalisyon gibi bir düşünceniz olabilir mi?
13. Size gönül vermiş ve iktidardan hesap soracağınıza inanarak oy vermiş CHP’li seçmen ile AKP’ye duyduğu yoğun tepki nedeniyle oylarını CHP’ye emanet etmiş olan sağ seçmene benzer yeni sürprizleriniz var mı?
14. Böyle bir görüşme yapma planınız seçim öncesi de mevcut muydu?
15. Görüşme kararınız öncesinde CHP MKYK’sında onaylandı mı? Parti meclisiniz bu konuda ne düşünüyor?
16. Yakın yol arkadaşlarınız Sayın Ekrem İmamoğlu ve Sayın Mansur Yavaş’ın görüşme öncesi nezaketen onayını aldınız mı? Onlar bu konuda ne düşünüyorlar? Neden tek kelime dahi etmiyorlar?
17. Son olarak 1 Mayıs mitingi için Saraçhane engeline takılıp yürüyüş ısrarından vazgeçtiniz ve kısa bir açıklamanın ardından arabanıza binerek gittiniz; yürüyüş heyecanı bir anda söndü. 2 Mayıs günü yapılacak görüşmenin bu duruma bir etkisi mi oldu?
18. Sayın Özel, sıra dışı bir süreç başlattınız! Değişmez ilkelerinize ne oldu? Neler oluyor..??
…..
Maalesef sorularıma hiçbir bir yanıt alamadım ve bir gün sonra ikaz mahiyetinde bir yazı daha yayınladım..
Bunun üzerine birçok CHP’li dostum beni arayarak, “Hocam yazmak yerine neden ziyaret edip bunları kendisiyle yüz yüze konuşmuyorsun” diye öneride bulundu. Öneriyi dikkate alarak Sayın Özel’den randevu istedik, gecikmeli olsa da 30 Mayıs 2024 gününe randevu verildi ve görüşmeyi gerçekleştirdik..
Görüşmeye kararlaştırıldığı gibi CHP Genel Sekreteri Sayın Selin Sayek Böke ve AP Genel Sekreteri Sayın Ferhat Beran’da iştirak ettiler..
Gelelim görüşmemizin mahiyetine!
Kısa bir siyasi sohbetin ardından kendisine 4 soru sordum;
1.AKP’yi ziyaret etme gerekçeniz nedir ve neler görüştünüz?
2.Bu ikili diyalog devam edecek mi?
3.Sebep oldukları onca felaketten ve ülkenin içinde bulunduğu vahim durumdan sonra yine de kendilerini samimi buluyor musunuz?
4.AKP’nin yapmayı tasarladığı kritik anayasa değişikliği konusunda tavrınız ne olacaktır?
5.Milli Eğitim Bakanlığı’nın yapmış olduğu müfredat değişikliği konusunda gereken tepkiyi gösterdiğinize inanıyor musunuz?
6.Cumhurbaşkanı’nın tüm yetkileri kendisine devşirdiği Seferberlik yönetmeliği hakkındaki düşünceleriniz nedir ve bu konuda ne yapmayı düşünüyorsunuz?
7.Neden erken bir genel seçim istemiyorsunuz?
8.Geleceğe matuf olarak Atatürk çizgisinde siyaset yapan partilerle bir işbirliği düşünceniz var mıdır?
Aslında sormak istediğim daha birçok soru vardı lakin Sayın Özel’in bir anda sorularımdan rahatsızlık duymaya başladığını, konuyu değiştirmeye çalıştığını, huzursuzlandığını hissettim ve nezaketsizlik olmasın diye de sorularımı yarıda kesmek zorunda kaldım..
Usulen verdiği cevap ise, “Bizler sorduğunuz sorulara ve tüm ülke sorunlarına ilişkin çözümü AKP ile diyalog içinde çözeceğiz hiçbir endişeniz olmasın” şeklinde tek ve kısa bir cümleden ibaret oldu..
Ben de son söz olarak böylesi bir diyaloğun yanlış olduğunu, bu gelişmeden son seçimde sağcısıyla solcusuyla CHP’ye oy vermiş olan karma seçmenin son derece rahatsızlık duyduğunu, bunun 23 yıl süreyle işlenmiş olan tüm suçlara meşruiyet zemini hazırlamak olduğunu, asıl diyaloğun Atatürk çizgisindeki partilerle kurulması ve hep birlikte erken bir genel seçim talebiyle sert bir muhalefetin yapılması gerektiğini ifade ettim..
Suratlar asıldı, biraz soğuk bir hava esti… ardından izin istedim ve kalktık; Sayın Özel şahsıma ziyaretçileri için memleketi Manisa’da hazırlatmış olduğu geleneksel mesir macunu paketini hediye etti ve bizleri makam kapısının önünden uğurladı..
Bu ziyaretle, yüz yüze görüş hocam diyen CHP’li kardeşlerimin önerisini yerine getirmiş oldum..
CHP’nin izlemiş olduğu bu yol maalesef ki partimizin ve mensubu bulunduğumuz “Kurtuluş İttifakı” partilerinin görüşüyle bağdaşmamaktadır..
Sayın Özgür Özel’in ve izlediği yolda kendisine hak veren CHP’li kardeşlerimin düşüncelerine saygı duyarım..
Ne tesadüftür ki Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, tam da Sayın Özel’i ziyaret ettiğimiz gün yaptığı açıklama ile CHP genel merkezini ziyaret edeceklerini açıkladı.
İadeyi ziyaret 11 Haziran 2024 günü gerçekleştirildi.
1,5 saat süren görüşmede, CHP İstanbul Milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu Üyesi Namık Tan ile AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş da yer aldı.
Erdoğan ile CHP Genel Merkezi’ne, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, Cumhurbaşkanı Güvenlik ve Dış Politika Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun da geldi.
Görüşme sonrası kamuoyunu yine herhangi bir açıklama yapılmadı.
Daha sonra CHP Sözcüsü Deniz Yücel, “Anayasa değişikliğinin gündeme gelmesi için önce toplumun belini büken, toplumun kanayan yarası haline gelen sorunların çözümü için adım atılması gerektiği Genel Başkanımız tarafından Sayın Cumhurbaşkanı’na iletildi.” dedi ve Özel’in asgari ücretlilerin ve emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunları Erdoğan’a ilettiğini sözlerine ekledi.
Bunun üzerine AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Cumhurbaşkanımız ve genel başkanımız Orta Vadeli Programlar (OVP) ve 12. Kalkınma Planı ile yürüdüğümüz bu güçlü yolda elde edilen kazanımların korunacağını belirtmiştir, arzu edildiği takdirde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in CHP tarafına bilgi verebileceğini ifade etti.
CHP bu açıklama neticesinde randevu aldı ve 24 Haziran 2024 günü Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Gölge Hazine ve Maliye Bakanı Prof. Dr. Yalçın Karatepe’yi kabul ederek 4 saatlik bir görüşme gerçekleştirdi. Karatepe görüşmeyle ilgili açıklamalarında Şimşek’e asgari ücrete zam önerisini ilettiklerini belirtti. Ardından da bir değişim iradesi görmedik demekle yetindi.
AK Parti yapmış olduğu bu hamlelerle gerek CHP ve gerekse CHP’ye tepki oyu veren sağ seçmenin kafasını bulandırmayı ve 31 Mart 2024 günü birinci olan CHP’yi hürmetten düşürmeyi başardı. Kendi seçmeni gözünde ise prim kazanarak bozulan morali yeniden canlandırarak safları sıklaştırdı..
Son olarak da 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı vesilesiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde düzenlenen törenlerde protokol esnasında ÖÖ ve RTE arasında geçen ateşli ve samimi sohbet ile ÖÖ’in beden dili gündeme damgasını vurdu.
Ardından Ankara’da yayılan bir kulis bilgisi ortalığı karıştırdı. Sebahattin Önkibar’ın da yayınladığı bu bilgiyi kaleme alarak sosyal medyada gündeme taşıdığımda absürt bilgi tepkileriyle karşılaşsam da sonraki günlerde makalene olan destek sayısı artmaya başladı.!
Doğruluk payını tam olarak bileme lakin bilgi aynen şöyleydi; “RTE, ÖÖ’e birlikte yapılacak yeni anayasa değişikliği ile yeniden parlementer sisteme geçmeyi ve ardından AKP-CHP koalisyonunu teklif ediyor, yapılacak erken seçimle ÖÖ’in Başbakan kendisinin ise bir dönem daha Cumhurbaşkanı olması gerektiğini” ifade ediyordu..
Son gelen bilgiye göre 29 Ekim Bayramı’nda bir görüşme daha yapılacak ve “Normalleşme” adı konulan sürece hız verilecekmiş..
Anlaşılan o ki biri hayatında bir daha göremeyeceği bir teklif almış ve önünü ardını hesap etmeden gözleri ışıldayarak balıklama dalmış, havaya girip imajını bile yenilemiş, diğeri ise yok olmaya başladığını görerek panik içinde yapabileceği en iyi planı yapmış ve elde edilmiş bir başarının istikametini kendi ikbaline çevirme gayreti içine girmiş.!!
Aklıma eski bir söz geldi; “Hasan dağı arpalıkmış eğer sapan yürürse, her köyden bir tavuk eğer köylü verirse, iyi gidiş bu gidiş eğer sonu gelirse..”
Sonunun gelmeyeceği aşikar lakin bu hamur bir müddet daha su götürür..
Yazımın başında ifade ettiğim ‘bayram sonrası siyasi sürprizlere hazırlıklı olun’ öngörümün doğru çıkmış olduğunu bir kez daha belirtmekte yarar görüyor ve şimdi size bundan sonrası ile ilgili öngörülerimi arz etmek istiyorum..
4-9 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek olan CHP tüzük kurultayı ülke siyasetinin kırılma noktası olacaktır.
Her an genel başkan seçimli bir genel kurula dönüşme ihtimali olan bu kurultayın neticesini Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş ve Kemal Kılıçdaroğlu dörtlüsünün bir araya gelebilme izdüşümü belirleyecektir..
Gelişmelere bakıldığında görünen odur ki kurultayda Özgür Özel’in tek destekçisi RTE olacaktır..
Kurultay sonrası solun yeni patronu belirlenecek ve bu isim delegelere hakim olan Ekrem İmamoğlu ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun işbirliği neticesinde ortaya çıkacaktır.
Bir müddet sonra Cumhur ittifakı cephesinde de kazan kaynamaya başlayacak ve MHP sağın yeniden şekillenmesi için önemli bir hamle yapacaktır.
Bu hamle erimekte olan AKP’yi yalnızlaştıracak ve zamanla tıpkı ANAP misali yok olmasına neden olacaktır.
CHP ve AKP kendi iç sorunlarıyla cebelleşirken ve birilerinin ortaya dökülecek olan kirli çamaşırlarıyla uğraşırken ülke seçime gidecek ve tüm toplumu rahatlatacak olan bir sürpriz yaşayacaktır..
Sağcısıyla solcusuyla toplumun itibar ettiği ve kamuoyu araştırmalarında en çok tercih edilen, alçak gönüllü, ağır başlı, yüzde yüz yerli ve milli, beyefendi bir isim merkez siyasetin temsilcisi olarak ortaya çıkacak ve tüm ezberleri bozarak Cumhurbaşkanı olacaktır.
2026, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yeniden doğduğu ve fabrika ayarlarına dönmeye başladığı yıl olarak tarihe geçecektir..